Rockçı Kız Olmak İçin Yapmam Gerekenler
Şubat 9, 2010
Ben bugün bunu gördüm!
Bloga arada saçma sapan google aramaları yapıp gelenler oluyordu ama bu en bombasıydı yazmadan geçmemeyim dedim.
Şimdi canım bayan kardeşim sana bir bayan arkadaşımın sunduğu gereklilikleri aynen yazıyorum. Bunlara göre davran, hareket et, kendini bul. Hadi bakalım.
ahanda bunlar işte. Bunları yavaştan yapmaya başla zaten zaman geçtikçe rockçı kız olacaksın. İlk başlarda pek rockçı görünmeyebilirsin ama zaman geçtikçe sen ve çevrendekiler ne kadar rockçı olduğunu anlayacaklardır.
Başlarda söylenenlere kulak asma yoluna devam et. Hadi bakalım, yolun açık olsun.
Buraya kadar olan kısım rockçı kız olmak isteyen arkadaşlaraydı, bundan sonrası kişisel bilgi.
Bugün sonunda uzuuuuuuun zamandır yapmam gereken temizliği bitirdim daha doğrusu bitirdik hatta ve hatta bitirdi. Kim mi bitirdi? Mesut! Sağolasın, adam bana temizlikten hiç anlamadığımı bugün gösterdi. Ne kadar profesyonelmiş adam taş gibi yaptı odamı valla o değil aylardır oda gözüme dolu görünüyordu bugünki yaptığımız yer değişikliği sayesinde aslında odamın bomboş olduğunu anladım. E doğaldır 50-60m2′lik oda nasıl dolacak ki?
Neyse 3 saat falan sürdü ama değdi gerçekten, odam tekrar yaşanabilir bir alan haline geldi. Pek bi güzel, pek bi hoş oldu.
Çamaşırlar da bi yıkanıp gelse yarın valla benden kralı yok, o kadar yani.
Bi de artık gitarı tamire verdik. Bir zamanlar bir arkadaşın bir şekilde ağzına sıçtığı gitarım artık tamir yollarında, her ne kadar pahalıya patlayacak olsa da zengin kardeşim Mesut altından kalkacak heralde.
Çılgın delikanlı breh!
Ek Not: Artık donas’tan yemeyeceğim, ne beter bir şeydir her seferinde kıkırdak çıkıyor yahu! alın o kıkırdakları kıkırdatın bir yerinize efenim. Olmaz böyle.
Ek not 2: İtü Sözlük’ten yine atıldım. Evet bu 4 oldu. ahaha seviyorum sizi itüsözlük gençliği bakalım daha kaç kere atacaklar beni. Atın ulan! Gelirim geri. Böyle de yüzsüzüm be hacı.
Ek not 3: Bugün ile ilgili daha geniş bilgi Proofhead adresinden bulunabilir.
Neyse bitti artık yeni düzenlenmiş odamda film keyfi yaşamaya başlayabilirim.
Hadi öperim hepinizi.
Erdoğan Peygamber Gibidir – Genel
Şubat 3, 2010
Not: Aşağıdaki yıldız işareti ile ayrılmış bölüm pek okunası bir bölüm değildir, öylesine yazdım, dayanamadım. Okumasanız sorun olmaz hani. Her ne kadar başlığa adını vermiş olsa da pek bi önemsizdir.
*Siyaseti hiç sevmeyen bir bünyeyim. Bu sevmemenin yanında siyasetin içine bir de hiç sevmediğim din girdimi sevmeme oranım katlanıyor.
Normalde pek siyaset hakkında falan da konuşmam ama bunu izleyince çok güldüm. dayanamadım yazayım dedim. Bu kadar komik ve saçma bir siyasetçiler topluluğu bu ülkeden başka nerede olabilir ki? ha arada Kore’de falan çıkıyormuş sanırım bizimkiler gibi birbirine giren ama başka duyum gelmedi henüz kulağıma.
Neyse geyiğin başlangıç noktası MHP’den geliyor AKP’li elemanlar demiş ki Erdoğan peygamber gibidir. AKP’liler de haşa o nasıl laf tadında karşı gelmişler sonra o dedi diyor öteki demedi diyor en sonunda uçan tekmeler, fırlayan gözlükler falan millet birbirine giriyor meclis çılgın atıyor.
Bbunları izlerken bildiğin insan götüyle gülmemek için zor tutuyor kendini-aslında pek tutmadım ben-. Böyle bir sistemde bizi temsil için orada bulundukları için hepsine tüm kalbimle teşekkür ediyorum.
hep orada olun, hep böyle komik olun, hep birbirinizi yiyin bize dokunmayın. *
Neyse asıl konuya gelelim-hala üsttekine gülüyorum- “Denizli”. yahu bu kadar gıcık, meymenetsiz, sıkıcı bir şehir olabilir mi? yok, olamaz. Burada okuyan üniversite gençliği ne sikim yapıyor merak ediyorum. Okunur mu lan böyle şehirde! Ne doğru düzgün bi kafe ne de bi bar var.
Denizli’ye her geldiğimde Eskişehir’e olan sevgim katlanarak artıyor cidden. Sokakta “freak” tadında dolaşmak zor geliyor artık bünyeye. Dolmuşta sanki seni sikecekmiş gibi bakan teyzelere hayır demek istiyorum. Hatta yaşına bakmadan suratına bi tane vurasım geliyor.
Evet bir şey olmayacaksa o teyzeleri sevmiyorum. Şu tatil boyunca işe yarar tek şey annemin yaptığı mükemmel yemekler ve bir kaç gün boyunca eğlenmemi sağlayan insanlardı, sağolsunlar.
Neyse Denizli’de vaktim doluyor, son 3 gün. Cumartesi Eskişehir’deyim. Evime gidip, keyfime bakacağım.
O değil de sanırım keyfime de bi süre bakamıcam önce bi temizlik lazım çünkü evi toplamadan çıkıp gelmiştim, kokmamış olsa bari (:
FRP oyunlarına da 12’sinden sonra başlayabileceğe benziyoruz farketmez artık bu kadar bekledik, bekleriz di mi lan Savaşalp? (: Oyunlarda da günlük tutmayı düşünüyorum, bakalım başarabilicem mi tek oyun kesin de 2 oyun birden tutabilecek miyim bakalım.
Ortalamamı acayip yükseltimişim bu dönem “0.03″. inanamadım nasıl bu kadar başarılı bir öğrenci olduğuma. Kim yapabilir ki bu kadar yüksek bir ortalama yükseltme? Neyse bu dönem artık sabaha kadar mokoko diyip dersin başına geçicem heralde.
Kafein dolu günler beni bekliyor…
Yanıma çalışacak birilerini de bulursam kral olur bakalım.
Müzik olayına girmek istiyorum, dj’lik yapmak istiyorum. Sourberry’de dj’lik için başvurdum ama bakalım cevap ne olacak. Genelde iş başvurularımın hepsi olumsuz yanıtla dönüyordu bana ama bu değişik olabilir belki. Bendeki arşiv kimde var ha?
Gitar, klavye çalıp mesut’un davulları kaydetmesini, pc’den basları ve sample’leri kullanıp çılgın atan bir psychedelic, experimental geyiğiyle aksiyona girmek istiyorum. Mesut duydun mu lan?
Eh bu kadar yeter artık diyecek lafım kalmadı. Kaldı da sonraya saklıyorum.
Girişi uzun tutmaya gerek var mı?
Bonus On Fire!*
*Inis Mona: keltik dünyasının en ünlü druid okuluymuş, parça okulun en ünlü druidini anlatıyor.
Calculus! Teknik Resim! EskiRock!
Haziran 11, 2009
Biraz önce calculus final notu açıklandı. Gördüğüm anda şok oldum çünkü 50 almışım. Sınavım 30 dk sürmüştü hatta daha kısa sürdü ama hoca yarım saat içinde çıkmayı yasakladığı için yarım saat oturmak zorunda kalmıştım 10 soruyu falan sadece şıkkına bakara işaretledim geçtim. Diğerlerini de salladım ona rağmen 50 almak inanılmaz bir şey. Tabi bu demek olmuyor ki ben bu dersi geçtim. İlk sınavlarım kötüydü doğal olarak bu dönemde pek çalışmamıştım. Neyse hiç yoktan FF gelmez umudu ile yaklaşıyorum ama FF gelirsede çok üzülmem hani. Hiç üzülmem diyemiyorum tabi orası ayrı.
Neyse en azından artık teknik resimden kurtuldum iyi bi notla geçmeyi umuyorum bakalım hoca ne vericek harf notu olarak sınavlarım oldukça yüksek hatta finalim beklediğimden de yüksek geldi. Hoca bi krallık yapar ortalamayı düşük çekerse çoştum teknik resimdende. Şu an geçme ihtimalim olan 2 ders var birisi calculus birisi teknik resim kimya lab ve fizik yine bıraktım. Almaktan sıkıldım artık ama zorunluluk ne yapalım.
Bu sene yaz okulunda iki ders alıcam daha önce hiç almadığım dersler. Gelecek dönem tekrara kalma ihtimalim olduğu için en iyisi kredi yükselteyim geçemesem de gelecek dönem alacağım bir kaç ders olur artık ne yapalım. TBT ve Diferansiyel Denklemler bu yaz beni bekler. Hem de yazın sıcağında nasıl dayanacam bakalım o sıcağa.
Denizli’ye gitmem lazım yaz okulu ayın 29′unda açılıyor o zamana kadar biraz tatil yapayım diyorum ama Denizli buradan daha sıcak. Bu yaz Eskişehir’de bi havuz olayına gireyim diyorum bakalım fiyat çok yüksek olmasa bari. Özledim yüzmeyi.
Eskişehir Rock Topluluğu olayı da kendi halinde ilerliyor işte bir kaç grupla konuştuk sıcak yaklaştılar duruma, eskiden kurulanı tekrar kurmaya çalıştığımız için onlar da böyle bir şey olsun istiyorlar eh bizde yapacaz diye uğraşıyoruz. Sticker falan bastırmaya çalıştık yaz okuluna geldiğimizde Eskişehir sokakları Eskişehir Rock Topluluğu sticker’leriyle süslenecek. Fakat bugün Mesut’la konuşunca galiba kazık yediğimizi düşünmeye başladım 16tl’ye 1000 adet 4 renk 8×5 boyutlarında sticker varmış bizim yaptırdığımız ise 35tl’ye 1000 adet sınırsız renkli 8×5. Acaba kazık yedik mi yoksa o aradaki renk farkı bu fiyatı örter mi? düşünmeden edemiyorum şu anda. Site şu aralar pek aktif değil herkes tatilde olduğunda mıdır yoksa nedendir bilinmez ama biraz daha aktif bir oluşum olsak ne de güzel olurdu değil mi?
Şimdilik bu kadar kendinize dikkat edin. Galiba yarın Denizli’ye gidicem canım sıkıldı birden…
EskiRock, Ev, Finaller
Mayıs 30, 2009
Sonunda Eskişehir Rock Topluluğu adını verdiğimiz EskiRock sitesini açtık. Bir ay falan sürdü açabilmemiz belli başlı sebeplerden dolayı ama en sonunda açtık ya o da yeter. Hiç yoktan boşa geçmemiş bir ay olduğunu anladık. Şimdilik sadece çevremizdeki insanlar var sitede tabi ki ama gelişeceğe benziyor. En azından çevremizdeki herkes olursa onların çevresi de sitede olur mantığıyla oldukça gelişmeye açık. Amacımız belliydi zaten Eskişehir’de bu işle uğraşan veya rock-metal müziği dinleyen seven insanları bir araya getirebilmek. Bakalım amacımızı ne kadar başarabilecez.
İlk reklamımızı Radyo Vizyon’da Hicri Bozdağ sayesinde yaptık. Bilindiği üzere Hicri Abi Radyo Vizyon’da Rock Station isimli bir program sunuyor. Kendisinde programında bizden bahsetmesini istedim o da kırmadı sağolsun kısa çaplı bir tanıtımımızı yaptı. Yakın zamanda daha büyük, daha farklı reklamlar da gelecek tabi ki ama bu sadece başlangıç aşaması.
Neyse diğer bir olay finaller başlıyor… yaklaşık 5 saaat sonra açık öğretim finallerine gireceğim. 4 tane var hiç uykum yok o yüzden sınava sabahlayıp gideceğim galiba. neyse alışkınım böyle bi duruma o yüzden zor gelmez heralde sabahlamak. Kahvede var evde nasıl olsa. Cillop.
Bayadır yazmıyordum blog’a hem pek canım istemiyordu hem de başka şeylerle uğraşıyordum boş kaldığım zamanlarda bugünse açılışın şerefine biraz bir şeyler karalayayım dedim. iyi de oldu içimi birazcık boşaltsam yeter.
Bu arada Sezgin ev arkadaşıyla konuşmuş seneye hep beraber çıkacak gibiyiz ama daha evdekilere söylemedim bakalım ne olacak. Umarım sonuçta herkesin mutlu olacağı şekilde sonuçlanır durum. Hadi hayırlısı.
Bir de bonus vericem bu sefer. Geçende alkislarlayasiyorum.com da izledim Mark Knopfler abimiz Sultans Of Swing şarkısını gitarıyla sevişerek çalıyor. Çok beğendim siz de beğenin hadi.
İyi de bakın kendinize.
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/11042/mark-knopflerin-gitarla-sevismesi—sultans-of-swing
ayrıyetten sitemizin adresini vereyim tam olsun:
http://www.eskirock.com/
Misafir & Küçük Kız & Rock
Mayıs 4, 2009
abim, sınavlar, küçük kız
Bu hafta sonu abim vardı Eskişehir’de. Pazar günü UDS sınavına girmek için bir taraftanda gezmek için gelmiş. hoşgeldi. Gezdirdim bayağı bi daha doğrusu gezilecek yerler olarak algıladığım yerler “güzel” barlar olduğu için oralara götürdüm. Gayet güzeldi de hani hiç yoktan haftalardır evde oturmamın acısını abim gelince beraber çıkardık az biraz rahatladım sıkıntısızım bu ara. Mutluluk var içimde birileriyle uğraşma isteği var ama bir yandan da “birileriyle” uğraşmama isteği var. nasıl oluyorsa artık o.
Neyse kısa bir özet geçeyim abim varken yapıklarımı öncelikle cillop gibi yemekler yedim Koray sağolsun bi miktar para göndermişti o kadar mükemmel oldu ki bu arada o para anlatamam resmen Koray’a bi can borçlu gibi bir şey oldum yani böyle içimdeki sıkıntıların uçup gitmesini sağladı desem “kısmen” yalan söylememiş olurum heralde. Çok teşekkür ederim buradan da.
Özet diyordum evet. İlk geldiğinde öylesine kısa bir şehir turu yemek falan yedik daha sonra Sünger’e götüreyim dedim ama klasik mekanın özelliği ağzına kadar doluydu eh doğal olarak yan tarafa geçip Los Amigos’a girdik. O mekanda ağzına kadar doluydu nasıl bir hafta sonuydu bu anlamadım boş olan bir mekana denk gelmedim. O gece pek eksantrik olaylar gelişmedi normal bi şekilde içtik eğlendik. Tek farklı olan şey 1 Mayıs heyecanının bizim evin önünde gerçekleşmesiydi. Kaç saatte yürüdü o kadar kişi bravo valla sonu gelmeyecek sanmıştım. Klasik 1 Mayıs işçilerinin aksine içerilerinde yer alan değişik “tayfa”lar her zamanki gibi değişik tezahuratlarıyla garipleştirdiler ortamı. Ama yürüyüş boyuncaki en garip tezahurat, neden söylendiğine anlam veremediğim tezahurat, büyük ihtimalle onların da neden söylediklerinden haberleri olmadığı tezahurat; Zıpla, zıpla, zıplamayan tayyip. Tezahuratın içerisinde yatan üstün zeka belirtisini belirtmeme gerek yok heralde okuyunca sizde anlarsınız zaten.
Neyse bir sonraki günde gezdik yedik içtik sadece bir mekandan çıkıp eve dönerken iki tane hatun yanımızdan geçerken “hadi size bira ısmarlayalım” demişler ki benim bundan geç haberim oluyor. Normal halim gibi kafamı eğmişim önüme yürüyorum çevre önemsizleşmiş benim için hatunlarda tam o sıra söylemiş ne yapayım… kaçırdık “birayı”.
Son gün sabah abimin sınavı vardı. sınavdan sonra yolculuk vaktine kadar takılalım dedik çıktık vs. abimin otobüsü saat 6′daydı biz eve 5.35′te falan geldik evden tramvay durağı 10 dk, tramvay durağından otogar ise 30 dk. eh geç kalacağımız kesinleşti tabi. neyse koştuk ettik tramvay çarşıdayken abim firmayı aradı geç kalacağımızı belirtmek için. dediler ki kampüsten binin eyvallah dedik atladık tramvaydan koşarak karşı tarafa bindik bir durak geçti bir baktım ki yanlış tarafa gidiyoruz hasiktir diyerekten tekrar atladık tramvaydan bu sırada saat neredeyse 6 oldu koşa koşa geriye döndük tekrar bindik başka tramvaya üniversite durağında indik koşa koşa kampüsteki otobüslerin insan aldıkları yere vardık ki o an otobüs geldi. dakikası dakikasına oldu yani her şey.
kısa bir spor yaptım artık böyle avutuyorum kendimi.
Neyse böyleydi işte abimle geçen hafta sonu. Diğer bir olayımda klasik vize haftam başladı her zamanki gibi. Fizike bakmıştım abim buradayken bir kaç saat fakat bugün sınavda anladım ki pek yeterli olmamış. Her zaman ki gibi “çoo…ok yüksek” bir not bekliyorum da bakalım ne gelecek. Bir hafta boşa geçecek gibi de mutluyum be boşvereyim ne olacak…
Birde bugün eve girerken çok güzel bir şey oldu aslında. Aynı apartmanda oturduğumuz küçük bir kız var bacaklarından sorunu var o yüzden tekerlekli sandalye ile gelip gidiyor okula. Büyük ihtimalle ortaokulda falan okuyor ama çok güzel, çok tatlı bir kız. Sınavdan eve gelirken tam apartmana girecekken onlarda girecekti gördüm kapıyı tuttum ablası “aslında biraz daha yardım alsak fena olmaz” dedi. Neden bilmiyorum ama bir heyecan oldu içimde “tabi çok iyi olur aslında” diye gerzek bir cevap verdim. Neyse güldüm falan “peki ne yapmam lazım” dedim. O da “sen yukarıya kaldır sandalyeyi bende önden kaldırayım çıkartalım merdivenden” dedi. Peki dedim başladım kaldırdım ama gerçekten ağırdı. Kızın ablasıda yaklaşık olarak 18-20 yaşlarında falandır heralde ben olmasam onu nasıl çıkartacaktı kendi başına düşününce biraz kötü oldum aslında. neyse kaldırdık girdik apartmana. kızla göz göze gelince yüzündeki sevecen gülümseme ve o naiflik ile teşekkür etmesi çok etkilemiş olacak ki beni bana teşekkür edene “teşekkür ederim” diyerek cevap verme gafletinde bulundum ki pek önemli değildi aslında sonra içimi bi mutluluk sardı. Koşa koşa çıktım merdiveni eline şeker verilmiş çocuklar gibi.
Bir mutluluk yaşamam lazımdı küçükte olsa işte bu sıralarda en çok mutlu olduğum anlardan birisi buydu. Aslında daha çok sohbet etmek isterdim küçük kızla ama başka bir sefere artık.
Bir de yapmaya çalıştığımız “Eskişehir Rock Topluluğu” olayı vardı bir süredir. Gidişat şu an durgun gibi… şimdiye kadar siteyi açmış olmam lazımdı ama kimse bir aksiyona girmediği için açıkçası pek uğraşasım gelmiyor benimde oysa ki ilk konuşmayı yaptığımda herkes nasıl gazdaydı bıraksalar hep beraber istanbul’u tekrar fethederdik ama işte “gaz”.
neyse vizeler bitsin diye bekliyorum artık bakalım vizelerden sonra yapılması gerekenleri yapıp siteyi açabilecekmiyiz. yapılacak olan bir logomuz, toplanacak olan bir paramız ve düzenlenmesi gereken bir şeyler var. hadi bakalım beklemeye başlayalım…
Eskişehir Rock Topluluğu
Nisan 10, 2009
Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.
Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.
Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.
Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.
Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.
Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.
Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.
Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.
Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..
Ödül mü?
Nisan 10, 2009
Buradan saygıdeğer canım arkadaşım Koray‘a çok teşekkür ederim. Beni Smart Blogger ödülüne layık görmüş. Bu aksiyonların güzelliği hep Koray tarafından geliyor. Tanıdıklarım arasındaki blog aleminin en bilinen adamı “Koray”. Uğraşıyor gerçekten bloguyla. Gereken önemi veriyor yani. Bir de bana bak ne zaman yazdığım bile belli değil. Neyse hep diyorum bi düzen lazım bu blog olayına falan da niyeyse tutturamıyorum ki o düzen olayını. Evet Koray seni blog yaşantında ki düzen için tebrik ediyorum.

Ödül
Ödül demişken geçenlerde bir sitede çalışmalarımdan(fotomanipulasyonlarımdan) bir tanesinin yayınlandığını gördüm. Benim için çalışmalarımın bir yerlerde kullanılıyor olması gerçekten sevindirici bir durum.
Türk Tasarımcılardan Seçme Çalışmalar-7
Bu en önemlilerinden birisiydi çalışmalarım içerisinde. Aynı çalışmamla bir adet Global Warming temalı yarışmada 3.lük almıştım.
Bunun gibi belli haberlere eklenmiş bir kaç çalışmam daha var linklerini bulamasam da bir adetini ekleyeyim.
Bir de çalışmalarımı isim belirtmeden bloglarında sitelerinde kullananlar var onları da google sayesinde buldum. Onlardan da bir kaç tane koyayım.
mezescsupor => bu sayfada ne yazıyor bilmiyorum ama koymuş fotoğrafımı işte.
FadFada from MagNoon => Burayı anlamak da zor benim için çünkü arapça yazıyor.
Bunlarda böyle bir şeyler işte.
