Ben bugün bunu gördüm!

Bloga arada saçma sapan google aramaları yapıp gelenler oluyordu ama bu en bombasıydı yazmadan geçmemeyim dedim.

Şimdi canım bayan kardeşim sana bir bayan arkadaşımın sunduğu gereklilikleri aynen yazıyorum. Bunlara göre davran, hareket et, kendini bul. Hadi bakalım.

  • siyah oje
  • dağınık saç
  • koyu siyah makyaj
  • gözünü kapatan bi perçem
  • bi de hep siyah giyindin mi tamamdır
  • bi de çok dertli bir havan olması lazım
  • görmüş geçirmiş sigara da şart
  • ahanda bunlar işte. Bunları yavaştan yapmaya başla  zaten zaman geçtikçe rockçı kız olacaksın. İlk başlarda pek rockçı görünmeyebilirsin ama zaman geçtikçe sen ve çevrendekiler ne kadar rockçı olduğunu anlayacaklardır.
    Başlarda söylenenlere kulak asma yoluna devam et. Hadi bakalım, yolun açık olsun.
    Buraya kadar olan kısım rockçı kız olmak isteyen arkadaşlaraydı, bundan sonrası kişisel bilgi.
    Bugün sonunda uzuuuuuuun zamandır yapmam gereken temizliği bitirdim daha doğrusu bitirdik hatta ve hatta bitirdi. Kim mi bitirdi? Mesut! Sağolasın, adam bana temizlikten hiç anlamadığımı bugün gösterdi. Ne kadar profesyonelmiş adam taş gibi yaptı odamı valla  o değil aylardır oda gözüme dolu görünüyordu bugünki yaptığımız yer değişikliği sayesinde aslında odamın bomboş olduğunu anladım. E doğaldır 50-60m2′lik oda nasıl dolacak ki?
    Neyse 3 saat falan sürdü ama değdi gerçekten, odam tekrar yaşanabilir bir alan haline geldi. Pek bi güzel, pek bi hoş oldu.
    Çamaşırlar da bi yıkanıp gelse yarın valla benden kralı yok, o kadar yani.
    Bi de artık gitarı tamire verdik. Bir zamanlar bir arkadaşın bir şekilde ağzına sıçtığı gitarım artık tamir yollarında, her ne kadar pahalıya patlayacak olsa da zengin kardeşim Mesut altından kalkacak heralde.
    Çılgın delikanlı breh!
    Ek Not: Artık donas’tan yemeyeceğim, ne beter bir şeydir her seferinde kıkırdak çıkıyor yahu! alın o kıkırdakları kıkırdatın bir yerinize efenim. Olmaz böyle.
    Ek not 2: İtü Sözlük’ten yine atıldım. Evet bu 4 oldu. ahaha seviyorum sizi itüsözlük gençliği bakalım daha kaç kere atacaklar beni. Atın ulan! Gelirim geri. Böyle de yüzsüzüm be hacı.
    Ek not 3: Bugün ile ilgili daha geniş bilgi Proofhead adresinden bulunabilir.
    Neyse bitti artık yeni düzenlenmiş odamda film keyfi yaşamaya başlayabilirim.
    Hadi öperim hepinizi.

    Chaos in City!

    Şubat 6, 2010

    Sonunda Eskişehir bana, ben Eskişehir’e kavuştum. Bi kaç günlük mini aksiyonlar topluluğu olsun bu yazı o zaman.

    İlk aksiyon otobüste oldu, az daha ineceğim yeri kaçırıyordum ebesininkine kadar giderdim artık kaptırsaydım. Neyse bu aksiyon zararsız geçti.

    2. muhabbe takside oldu taksici öyle bir sövüyor ki arabasına vay dedim abi hayırdır n’aptı sana bu araba? Meğersem adam arabasını yıkamış sabahın köründe araba donmuş. dikkat ettim de camlar açılmıyor, aynalar donmuş görünmüyor, kapıyı ilk açışımda bi çatırdı gelmişti sonradan neden olduğunu anlayabildim. Kusura bakma taksici bey amca ama malsın.

    Sonra eve geldim anacığım sağolsun yemek kolisi hazırlamıştı dolabı açtım ki açmaz olaydım kapatmak zorunda kaldım. Sevgili ev arkadaşım dolabın fişini çektiği ve kapağını kapalı bıraktığı için içindeki bilimum alet hedevat küf olmuş hatta bunu ilk kez görüyorum dolabın rafları küflüydü. çok ilginç. Neyse iyi ki hava soğuk attım balkona bozulmayacak gibi olanları gerisini de sıkıla sıkıla koydum buzluğa umarım onlar da kokmaz.

    Odama girdim ve hiç beklemediğim bir manzara ile karşılaştım (: Giderken odamı toplamadan gitmiştim ama bu kadar dağınık olduğunu unutmuşum. Yıkıldım resmen, yatamadım bir şey olur diye… yavaştan başladım artık toplamaya. Yarın Mesut ile girişeceğiz sanırım daha detaylı?

    Eh bunlar bu kadar kısa özeti geçtim şimdi de geleceğe geçelim.

    21 Şubat 2010 Chaos Extreme Fest V Eskişehir Glow Bar’da ortalığı dağıtmaya toplanıyor. Gelecek gruplar ölümcül.

    Zaten favorim klasiktir Black Tooth(bakalım patchler gelecek mi bu sefer), bir adet 20 yıllık Darkphase, yanına 15 yıllık Cenotaph, çok gaz denilen Chopstick Suicide ve Gates Of Eternity ve ha maşallah diyerekten bir kaç kez izlediğim yine sadece izleyeceğim Heretic Soul. Güzel bir gece olacak hissi veriyor gruplar şu anda.

    Umarım Eskişehir bu kez bu grupların hakkını verebilir. Alınan duyumlara göre Ankara, İstanbul ve İzmir’den otobüslerle Eskişehir’e ulaşım sağlanacak konser günü.

    Hatta bu da konser bonusu olaraktan veriliyor, etkinlikten bir önceki gün Love Cafe Bar’da(yeni adı Harika Batıyakası’ymış) içip, cozutma zamanıdır.

    Kısaca değinirsek;

    “21 ŞUBAT 2010

    Mekan: Glow Bar,ESKİŞEHİR
    Kapı açılış: 17.00
    Biletler: önsatış : 12.5 lira Kapıda: 15 lira (her 2 uygulayamaya da bir bira dahil!),
    ön satış biletleri;

    Black Art ( Krizalit cafe yanı)
    Full Black ( Esnaf sarayı)
    Cool Play Station (Adalar Migros arka sokağı)
    Love Cafe Bar (yeni adı Harika Batıyakası) (Migros arka giriş karşısı)”

    Eh siz de gelin, siz de eğlenin.

    Arada ihtiyaçtır böyle deşarj olmak. Öyle TV’de PC’de peygamberleri izleyerek geçmez zaman.

    Sosyal mesajımızı da verdik. Bana müsade.

    Bonus-o-Bonus

    Not: Aşağıdaki yıldız işareti ile ayrılmış bölüm pek okunası bir bölüm değildir, öylesine yazdım, dayanamadım. Okumasanız sorun olmaz hani. Her ne kadar başlığa adını vermiş olsa da pek bi önemsizdir.

    *Siyaseti hiç sevmeyen bir bünyeyim. Bu sevmemenin yanında siyasetin içine bir de hiç sevmediğim din girdimi sevmeme oranım katlanıyor.


    Normalde pek siyaset hakkında falan da konuşmam ama bunu izleyince çok güldüm. dayanamadım yazayım dedim. Bu kadar komik ve saçma bir siyasetçiler topluluğu bu ülkeden başka nerede olabilir ki? ha arada Kore’de falan çıkıyormuş sanırım bizimkiler gibi birbirine giren ama başka duyum gelmedi henüz kulağıma.


    Neyse geyiğin başlangıç noktası MHP’den geliyor AKP’li elemanlar demiş ki Erdoğan peygamber gibidir. AKP’liler de haşa o nasıl laf tadında karşı gelmişler sonra o dedi diyor öteki demedi diyor en sonunda uçan tekmeler, fırlayan gözlükler falan millet birbirine giriyor meclis çılgın atıyor.


    Bbunları izlerken bildiğin insan götüyle gülmemek için zor tutuyor kendini-aslında pek tutmadım ben-. Böyle bir sistemde bizi temsil için orada bulundukları için hepsine tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


    hep orada olun, hep böyle komik olun, hep birbirinizi yiyin bize dokunmayın. *

    Neyse asıl konuya gelelim-hala üsttekine gülüyorum- “Denizli”. yahu bu kadar gıcık, meymenetsiz, sıkıcı bir şehir olabilir mi? yok, olamaz. Burada okuyan üniversite gençliği ne sikim yapıyor merak ediyorum. Okunur mu lan böyle şehirde! Ne doğru düzgün bi kafe ne de bi bar var.

    Denizli’ye her geldiğimde Eskişehir’e olan sevgim katlanarak artıyor cidden. Sokakta “freak” tadında dolaşmak zor geliyor artık bünyeye. Dolmuşta sanki seni sikecekmiş gibi bakan teyzelere hayır demek istiyorum. Hatta yaşına bakmadan suratına bi tane vurasım geliyor.

    Evet bir şey olmayacaksa o teyzeleri sevmiyorum. Şu tatil boyunca işe yarar tek şey annemin yaptığı mükemmel yemekler ve bir kaç gün boyunca eğlenmemi sağlayan insanlardı, sağolsunlar.

    Neyse Denizli’de vaktim doluyor, son 3 gün. Cumartesi Eskişehir’deyim. Evime gidip, keyfime bakacağım.

    O değil de sanırım keyfime de bi süre bakamıcam önce bi temizlik lazım çünkü evi toplamadan çıkıp gelmiştim, kokmamış olsa bari (:

    FRP oyunlarına da 12’sinden sonra başlayabileceğe benziyoruz farketmez artık bu kadar bekledik, bekleriz di mi lan Savaşalp? (: Oyunlarda da günlük tutmayı düşünüyorum, bakalım başarabilicem mi tek oyun kesin de 2 oyun birden tutabilecek miyim bakalım.

    Ortalamamı acayip yükseltimişim bu dönem “0.03″. inanamadım nasıl bu kadar başarılı bir öğrenci olduğuma. Kim yapabilir ki bu kadar yüksek bir ortalama yükseltme? Neyse bu dönem artık sabaha kadar mokoko diyip dersin başına geçicem heralde.

    Kafein dolu günler beni bekliyor…

    Yanıma çalışacak birilerini de bulursam kral olur bakalım.

    Müzik olayına girmek istiyorum, dj’lik yapmak istiyorum. Sourberry’de dj’lik için başvurdum ama bakalım cevap ne olacak. Genelde iş başvurularımın hepsi olumsuz yanıtla dönüyordu bana ama bu değişik olabilir belki. Bendeki arşiv kimde var ha?

    Gitar, klavye çalıp mesut’un davulları kaydetmesini, pc’den basları ve sample’leri kullanıp çılgın atan bir psychedelic, experimental geyiğiyle aksiyona girmek istiyorum. Mesut duydun mu lan?

    Eh bu kadar yeter artık diyecek lafım kalmadı. Kaldı da sonraya saklıyorum.

    Girişi uzun tutmaya gerek var mı?

    Bonus On Fire!*

    *Inis Mona: keltik dünyasının en ünlü druid okuluymuş, parça okulun en ünlü druidini anlatıyor.

    Bilen bilir saçma bir huyum var, yaptığım şeylerden çok çabuk sıkılırım. Blog muhabbetide bu çabuk sıkıldığım şeylerin başında geliyor aslında kim bilir kaçıncı kez açıyorum şu blogu. Her seferinde bir kaç ayda bırakıyorum hatta tek yazı yazıp bıraktığım hatta ve hatta hiç yazmadan sadece alıp bıraktığım bile kaç tane blog var kim bilir.

    Neyse önemsiz aslında… yani böylesi daha iyi; arada gidip gelmeler, ortamı soğutup geri ısıtmalar falan.

    Eh en azından bi 4-5 ay oldu heralde buraya uğramayalı. Aynı bıraktığım gibi güzel çöplüğüm, ne kadar güzel orası tartışılır aslında. Yeni gelmişken şu temayı falan da değiştireyim dedim yeni bir şey gördüm böyle kırmızılı falan pek bi güzel göründü görüme bunu koydum. sıkılırsam değiştiririm artık ne yapalım. şimdilik bu idare etsin.

    Genel bi özet geçelim o zaman geçen 4-5 aydan bu zamana.

    - Bir dönem okudum hiçbir şey başaramadım, amaçsızca bir dönem geçti hala özel tekrardayım.

    -Sözlük alemlerine de geri döndüm. Orada da en az bi 20 gidiş-dönüş yapmışımdır heralde.

    -Folk-Epic zartik zurtik metal olayını pek bi sever oldum. Inis Monaaaa diye bağırasım geliyor.

    -Fotoğrafçılık olayından ekstra zevk alır hale geldim. Çekimlerimin beğenildiğini daha iyi hisseder oldum. Hatta haftaya bir çekim yapmam gerekirken fotoğraf makinam şu anda Tayland’da olduğu için çekemiyorum. Başar bunu okursan dopsun olum (:

    -Sanırım piyasada izlemediğim dizi kalmadı, kaldıysa da onları bu dönem bitiririm artık.

    -Müzik muhabbetinden pek bi uzak kaldım, ne gitar çalabildim ne de başka bir şey. Gitarım kırıldı, amfim Alper’de, klavye anca elime geldi (:

    -EskiRock olayı kendi içinde patlar hale geldi. Kimse sikine takmaz oldu, elimden geleni yaptım ama sanırım sonu geldi ya da yakında gelir.

    -Twitter ve Formspring olaylarını sever oldum. Her ne kadar aktif bir şekilde iş yapmasalar da benim çevremde, en azından olayı çözdüm belki işime yarar ilerde.

    -FRP tam gaz devam ediyor ya da yarım gaz devam ediyor. Yaz tatilindeki gibi ölümüne FRP diyemiyoruz tabi ki ama yine de bir kaç haftada bir en azından oynuyoruz tabi bu haftada bir kaç kereyede çıkmıyor değil. Aman hep olsun, hep oynayalım.

    -Daha aklıma bir şey gelmiyor valla, gelirse eklerim artıkın.

    Anabaşlıklar bunlar gibi görünüyor şu arada kalan 4-5 ay. Aslında bakınca pek dişe dokunur bir olay gerçekleşmemiş hayatımda.

    Tabi hayatım için çok önemli olan fakat buraya yazamadığım bir şey var onu da beni tanıyanlar biliyordur tanımayanların da bilmesine gerek yoktur.

    Eh kısa keselim bu sefer ki yazıyı, yeni gelmiş olmanın şerefine. Bakalım bir sonraki yazım ne zaman olacak. O zamana kadar… beni özleyin anacım diye bir laf vardı Olacak O Kadar’da o geldi aklıma.

    Neyse haydi görüşürüz.

    Bonusu verelim ayıp olmasın.

    Biraz önce calculus final notu açıklandı. Gördüğüm anda şok oldum çünkü 50 almışım. Sınavım 30 dk sürmüştü hatta daha kısa sürdü ama hoca yarım saat içinde çıkmayı yasakladığı için yarım saat oturmak zorunda kalmıştım 10 soruyu falan sadece şıkkına bakara işaretledim geçtim. Diğerlerini de salladım ona rağmen 50 almak inanılmaz bir şey. Tabi bu demek olmuyor ki ben bu dersi geçtim. İlk sınavlarım kötüydü doğal olarak bu dönemde pek çalışmamıştım. Neyse hiç yoktan FF gelmez umudu ile yaklaşıyorum ama FF gelirsede çok üzülmem hani. Hiç üzülmem diyemiyorum tabi orası ayrı.

    Neyse en azından artık teknik resimden kurtuldum iyi bi notla geçmeyi umuyorum bakalım hoca ne vericek harf notu olarak sınavlarım oldukça yüksek hatta finalim beklediğimden de yüksek geldi. Hoca bi krallık yapar ortalamayı düşük çekerse çoştum teknik resimdende. Şu an geçme ihtimalim olan 2 ders var birisi calculus birisi teknik resim kimya lab ve fizik yine bıraktım. Almaktan sıkıldım artık ama zorunluluk ne yapalım.

    Bu sene yaz okulunda iki ders alıcam daha önce hiç almadığım dersler. Gelecek dönem tekrara kalma ihtimalim olduğu için en iyisi kredi yükselteyim geçemesem de gelecek dönem alacağım bir kaç ders olur artık ne yapalım. TBT ve Diferansiyel Denklemler bu yaz beni bekler. Hem de yazın sıcağında nasıl dayanacam bakalım o sıcağa.

    Denizli’ye gitmem lazım yaz okulu ayın 29′unda açılıyor o zamana kadar biraz tatil yapayım diyorum ama Denizli buradan daha sıcak. Bu yaz Eskişehir’de bi havuz olayına gireyim diyorum bakalım fiyat çok yüksek olmasa bari. Özledim yüzmeyi.

    Eskişehir Rock Topluluğu olayı da kendi halinde ilerliyor işte bir kaç grupla konuştuk sıcak yaklaştılar duruma, eskiden kurulanı tekrar kurmaya çalıştığımız için onlar da böyle bir şey olsun istiyorlar eh bizde yapacaz diye uğraşıyoruz. Sticker falan bastırmaya çalıştık yaz okuluna geldiğimizde Eskişehir sokakları Eskişehir Rock Topluluğu sticker’leriyle süslenecek. Fakat bugün Mesut’la konuşunca galiba kazık yediğimizi düşünmeye başladım 16tl’ye 1000 adet 4 renk 8×5 boyutlarında sticker varmış bizim yaptırdığımız ise 35tl’ye 1000 adet sınırsız renkli 8×5. Acaba kazık yedik mi yoksa o aradaki renk farkı bu fiyatı örter mi? düşünmeden edemiyorum şu anda. Site şu aralar pek aktif değil herkes tatilde olduğunda mıdır yoksa nedendir bilinmez ama biraz daha aktif bir oluşum olsak ne de güzel olurdu değil mi?

    Şimdilik bu kadar kendinize dikkat edin. Galiba yarın Denizli’ye gidicem canım sıkıldı birden…

    EskiRock, Ev, Finaller

    Mayıs 30, 2009

    Sonunda Eskişehir Rock Topluluğu adını verdiğimiz EskiRock sitesini açtık. Bir ay falan sürdü açabilmemiz belli başlı sebeplerden dolayı ama en sonunda açtık ya o da yeter. Hiç yoktan boşa geçmemiş bir ay olduğunu anladık. Şimdilik sadece çevremizdeki insanlar var sitede tabi ki ama gelişeceğe benziyor. En azından çevremizdeki herkes olursa onların çevresi de sitede olur mantığıyla oldukça gelişmeye açık. Amacımız belliydi zaten Eskişehir’de bu işle uğraşan veya rock-metal müziği dinleyen seven insanları bir araya getirebilmek. Bakalım amacımızı ne kadar başarabilecez.

    İlk reklamımızı Radyo Vizyon’da Hicri Bozdağ sayesinde yaptık. Bilindiği üzere Hicri Abi Radyo Vizyon’da Rock Station isimli bir program sunuyor. Kendisinde programında bizden bahsetmesini istedim o da kırmadı sağolsun kısa çaplı bir tanıtımımızı yaptı. Yakın zamanda daha büyük, daha farklı reklamlar da gelecek tabi ki ama bu sadece başlangıç aşaması.

    Neyse diğer bir olay finaller başlıyor… yaklaşık 5 saaat sonra açık öğretim finallerine gireceğim. 4 tane var hiç uykum yok o yüzden sınava sabahlayıp gideceğim galiba. neyse alışkınım böyle bi duruma o yüzden zor gelmez heralde sabahlamak. Kahvede var evde nasıl olsa. Cillop.

    Bayadır yazmıyordum blog’a hem pek canım istemiyordu hem de başka şeylerle uğraşıyordum boş kaldığım zamanlarda bugünse açılışın şerefine biraz bir şeyler karalayayım dedim. iyi de oldu içimi birazcık boşaltsam yeter.

    Bu arada Sezgin ev arkadaşıyla konuşmuş seneye hep beraber çıkacak gibiyiz ama daha evdekilere söylemedim bakalım ne olacak. Umarım sonuçta herkesin mutlu olacağı şekilde sonuçlanır durum. Hadi hayırlısı.

    Bir de bonus vericem bu sefer. Geçende alkislarlayasiyorum.com da izledim Mark Knopfler abimiz Sultans Of Swing şarkısını gitarıyla sevişerek çalıyor. Çok beğendim siz de beğenin hadi.

    İyi de bakın kendinize.

    http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/11042/mark-knopflerin-gitarla-sevismesi—sultans-of-swing

    ayrıyetten sitemizin adresini vereyim tam olsun:

    http://www.eskirock.com/

    Boşluk

    Nisan 28, 2009

    Bir kaç hafta oldu galiba son yazımdan bu yana. nedense hiç yazasım gelmedi şu bir kaç hafta boyunca aslında arada ucundan hadi yazayım dedim ama yazacak bir şey bulamadım belkide.

    uzun süreli bir sıkıntı içerisinde devam ediyorum hayatıma. ev ortamından mı yoksa hayatımın genel gidişatından mıdır bilmiyorum ama bir sorun olduğu apaçık ortada. evde olduğum süre boyunca nedenini bilmediğim bir mutsuzluk var üzerimde stephen king’in rose red konağı hikayesindeki gibi kötü evler ve iyi evler muhabbetinde bir gerçeklik payı vardır o yüzden mi böyleyim yoksa sorun evde değilde evin içerisinde olanlarda mı bilemiyorum ama şu an için yapabileceğim pek bir şey var gibi görünmüyor.

    yaz sonunda evden ayrılma gibi bir planım var bakalım umarım uygulayabilirim. yoksa bu modda gidişat kafayı yedirir heralde bana. 3 yıldır beraber olduğum ev arkadaşlarımdan da ayrılacağım gidişata göre sebebi nedir ne değildir tam bir şeyler söyleyemem ama bir çok şey var gibi görünüyor küçüklü büyüklü.

    çevre mühendisliği hayatımda pek güzel gidiyor denemez vize haftası yaklaşırken yine kafamdaki bozukluk yüzünden çalışma şevkim gelmiyor. bir yerden de başlamak gerekiyor hani.

    diğer bir yandan açık öğretim sonuçları açıklandı bir ders hariç diğerlerini geçeceğe benziyorum. bu kadar kolay olcağını sanmazdım ama açık öğretim, sonuçta herkes geçer diyorlar.

    yine parasız dönemdeyim aslında sıkıntıda olmamın sebebi bu bile olabilir. nedendir bilmiyorum ama cebimde para yoksa içim sıkılıyor para gelesiye kadar düzelmiyor. borçla falan idare ediyoruz bakalım nereye kadar. geçen gün digiturk’ten aradılar borcunuzu yatırmazsanız icraya vericez diye borç bulduk yatırdık. aynı zamanda tüp bitti daha alma şansı bulamadık. bir de kirayı istediler onuda verdik. eh bize kaldı boş bir avuç. ayın 7’si nasıl gelecek bakalım.

    bu arada hafta sonuna abim geliyor. sınav varmış bir kaç gün yanımda kalacak. para da yok bakalım nasıl gezdirecem. ilk kez geliyor bir şeyler yapıp gezdirmem lazım ama umarım memnun kalır.

    neyse pek bir aksiyon yok moral bozukluğunun yanında arada frp oynuyorum o kafamı dağıtıyor o da olmasa patlamıştım heralde buradan savaşalp’e çok büyük teşekkür etmem lazım galiba o oyunları oynattığı için yoksa sıçmıştım şimdiye kadar. bir de arada arkadaşların eve gidip farklı ortamları görüyorum ya işte orada mutlu oluyor insan. biraz düşüncelerinden uzaklaşabiliyor. biraz da olsa rahatlamanın tadını çıkartabiliyor.

    umarım hep var olurlar.

    Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.

    Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.

    Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.

    Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.

    Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.

    Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.

    Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.

    Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.

    Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..

    Ödül mü?

    Nisan 10, 2009

    Buradan saygıdeğer canım arkadaşım Koray‘a çok teşekkür ederim. Beni Smart Blogger ödülüne layık görmüş. Bu aksiyonların güzelliği hep Koray tarafından geliyor. Tanıdıklarım arasındaki blog aleminin en bilinen adamı “Koray”. Uğraşıyor gerçekten bloguyla. Gereken önemi veriyor yani. Bir de bana bak ne zaman yazdığım bile belli değil. Neyse hep diyorum bi düzen lazım bu blog olayına falan da niyeyse tutturamıyorum ki o düzen olayını. Evet Koray seni blog yaşantında ki düzen için tebrik ediyorum.

    Ödül

    Ödül

    Ödül demişken geçenlerde bir sitede çalışmalarımdan(fotomanipulasyonlarımdan) bir tanesinin yayınlandığını gördüm. Benim için çalışmalarımın bir yerlerde kullanılıyor olması gerçekten sevindirici bir durum.

    Türk Tasarımcılardan Seçme Çalışmalar-7

    Bu en önemlilerinden birisiydi çalışmalarım içerisinde. Aynı çalışmamla bir adet Global Warming temalı yarışmada 3.lük almıştım.

    Bunun gibi belli haberlere eklenmiş bir kaç çalışmam daha var linklerini bulamasam da bir adetini ekleyeyim.

    What We Know About Poverty?

    Bir de çalışmalarımı isim belirtmeden bloglarında sitelerinde kullananlar var onları da google sayesinde buldum. Onlardan da bir kaç tane koyayım.

    mezescsupor => bu sayfada ne yazıyor bilmiyorum ama koymuş fotoğrafımı işte.

    FadFada from MagNoon => Burayı anlamak da zor benim için çünkü arapça yazıyor.

    Bunlarda böyle bir şeyler işte.