Calculus! Teknik Resim! EskiRock!

•Haziran 11, 2009 • 4 Yorumlar

Biraz önce calculus final notu açıklandı. Gördüğüm anda şok oldum çünkü 50 almışım. Sınavım 30 dk sürmüştü hatta daha kısa sürdü ama hoca yarım saat içinde çıkmayı yasakladığı için yarım saat oturmak zorunda kalmıştım 10 soruyu falan sadece şıkkına bakara işaretledim geçtim. Diğerlerini de salladım ona rağmen 50 almak inanılmaz bir şey. Tabi bu demek olmuyor ki ben bu dersi geçtim. İlk sınavlarım kötüydü doğal olarak bu dönemde pek çalışmamıştım. Neyse hiç yoktan FF gelmez umudu ile yaklaşıyorum ama FF gelirsede çok üzülmem hani. Hiç üzülmem diyemiyorum tabi orası ayrı.

Neyse en azından artık teknik resimden kurtuldum iyi bi notla geçmeyi umuyorum bakalım hoca ne vericek harf notu olarak sınavlarım oldukça yüksek hatta finalim beklediğimden de yüksek geldi. Hoca bi krallık yapar ortalamayı düşük çekerse çoştum teknik resimdende. Şu an geçme ihtimalim olan 2 ders var birisi calculus birisi teknik resim kimya lab ve fizik yine bıraktım. Almaktan sıkıldım artık ama zorunluluk ne yapalım.

Bu sene yaz okulunda iki ders alıcam daha önce hiç almadığım dersler. Gelecek dönem tekrara kalma ihtimalim olduğu için en iyisi kredi yükselteyim geçemesem de gelecek dönem alacağım bir kaç ders olur artık ne yapalım. TBT ve Diferansiyel Denklemler bu yaz beni bekler. Hem de yazın sıcağında nasıl dayanacam bakalım o sıcağa.

Denizli’ye gitmem lazım yaz okulu ayın 29′unda açılıyor o zamana kadar biraz tatil yapayım diyorum ama Denizli buradan daha sıcak. Bu yaz Eskişehir’de bi havuz olayına gireyim diyorum bakalım fiyat çok yüksek olmasa bari. Özledim yüzmeyi.

Eskişehir Rock Topluluğu olayı da kendi halinde ilerliyor işte bir kaç grupla konuştuk sıcak yaklaştılar duruma, eskiden kurulanı tekrar kurmaya çalıştığımız için onlar da böyle bir şey olsun istiyorlar eh bizde yapacaz diye uğraşıyoruz. Sticker falan bastırmaya çalıştık yaz okuluna geldiğimizde Eskişehir sokakları Eskişehir Rock Topluluğu sticker’leriyle süslenecek. Fakat bugün Mesut’la konuşunca galiba kazık yediğimizi düşünmeye başladım 16tl’ye 1000 adet 4 renk 8×5 boyutlarında sticker varmış bizim yaptırdığımız ise 35tl’ye 1000 adet sınırsız renkli 8×5. Acaba kazık yedik mi yoksa o aradaki renk farkı bu fiyatı örter mi? düşünmeden edemiyorum şu anda. Site şu aralar pek aktif değil herkes tatilde olduğunda mıdır yoksa nedendir bilinmez ama biraz daha aktif bir oluşum olsak ne de güzel olurdu değil mi?

Şimdilik bu kadar kendinize dikkat edin. Galiba yarın Denizli’ye gidicem canım sıkıldı birden…

EskiRock, Ev, Finaller

•Mayıs 30, 2009 • 3 Yorumlar

Sonunda Eskişehir Rock Topluluğu adını verdiğimiz EskiRock sitesini açtık. Bir ay falan sürdü açabilmemiz belli başlı sebeplerden dolayı ama en sonunda açtık ya o da yeter. Hiç yoktan boşa geçmemiş bir ay olduğunu anladık. Şimdilik sadece çevremizdeki insanlar var sitede tabi ki ama gelişeceğe benziyor. En azından çevremizdeki herkes olursa onların çevresi de sitede olur mantığıyla oldukça gelişmeye açık. Amacımız belliydi zaten Eskişehir’de bu işle uğraşan veya rock-metal müziği dinleyen seven insanları bir araya getirebilmek. Bakalım amacımızı ne kadar başarabilecez.

İlk reklamımızı Radyo Vizyon’da Hicri Bozdağ sayesinde yaptık. Bilindiği üzere Hicri Abi Radyo Vizyon’da Rock Station isimli bir program sunuyor. Kendisinde programında bizden bahsetmesini istedim o da kırmadı sağolsun kısa çaplı bir tanıtımımızı yaptı. Yakın zamanda daha büyük, daha farklı reklamlar da gelecek tabi ki ama bu sadece başlangıç aşaması.

Neyse diğer bir olay finaller başlıyor… yaklaşık 5 saaat sonra açık öğretim finallerine gireceğim. 4 tane var hiç uykum yok o yüzden sınava sabahlayıp gideceğim galiba. neyse alışkınım böyle bi duruma o yüzden zor gelmez heralde sabahlamak. Kahvede var evde nasıl olsa. Cillop.

Bayadır yazmıyordum blog’a hem pek canım istemiyordu hem de başka şeylerle uğraşıyordum boş kaldığım zamanlarda bugünse açılışın şerefine biraz bir şeyler karalayayım dedim. iyi de oldu içimi birazcık boşaltsam yeter.

Bu arada Sezgin ev arkadaşıyla konuşmuş seneye hep beraber çıkacak gibiyiz ama daha evdekilere söylemedim bakalım ne olacak. Umarım sonuçta herkesin mutlu olacağı şekilde sonuçlanır durum. Hadi hayırlısı.

Bir de bonus vericem bu sefer. Geçende alkislarlayasiyorum.com da izledim Mark Knopfler abimiz Sultans Of Swing şarkısını gitarıyla sevişerek çalıyor. Çok beğendim siz de beğenin hadi.

İyi de bakın kendinize.

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/11042/mark-knopflerin-gitarla-sevismesi—sultans-of-swing

ayrıyetten sitemizin adresini vereyim tam olsun:

http://www.eskirock.com/

Misafir & Küçük Kız & Rock

•Mayıs 4, 2009 • 6 Yorumlar

abim, sınavlar, küçük kız

Bu hafta sonu abim vardı Eskişehir’de. Pazar günü UDS sınavına girmek için bir taraftanda gezmek için gelmiş. hoşgeldi. Gezdirdim bayağı bi daha doğrusu gezilecek yerler olarak algıladığım yerler “güzel” barlar olduğu için oralara götürdüm. Gayet güzeldi de hani hiç yoktan haftalardır evde oturmamın acısını abim gelince beraber çıkardık az biraz rahatladım sıkıntısızım bu ara. Mutluluk var içimde birileriyle uğraşma isteği var ama bir yandan da “birileriyle” uğraşmama isteği var. nasıl oluyorsa artık o.

Neyse kısa bir özet geçeyim abim varken yapıklarımı öncelikle cillop gibi yemekler yedim Koray sağolsun bi miktar para göndermişti o kadar mükemmel oldu ki bu arada o para anlatamam resmen Koray’a bi can borçlu gibi bir şey oldum yani böyle içimdeki sıkıntıların uçup gitmesini sağladı desem “kısmen” yalan söylememiş olurum heralde. Çok teşekkür ederim buradan da.

Özet diyordum evet. İlk geldiğinde öylesine kısa bir şehir turu yemek falan yedik daha sonra Sünger’e götüreyim dedim ama klasik mekanın özelliği ağzına kadar doluydu eh doğal olarak yan tarafa geçip Los Amigos’a girdik. O mekanda ağzına kadar doluydu nasıl bir hafta sonuydu bu anlamadım boş olan bir mekana denk gelmedim. O gece pek eksantrik olaylar gelişmedi normal bi şekilde içtik eğlendik. Tek farklı olan şey 1 Mayıs heyecanının bizim evin önünde gerçekleşmesiydi. Kaç saatte yürüdü o kadar kişi bravo valla sonu gelmeyecek sanmıştım. Klasik 1 Mayıs işçilerinin aksine içerilerinde yer alan değişik “tayfa”lar  her zamanki gibi değişik tezahuratlarıyla garipleştirdiler ortamı. Ama yürüyüş boyuncaki en garip tezahurat, neden söylendiğine anlam veremediğim tezahurat, büyük ihtimalle onların da neden söylediklerinden haberleri olmadığı tezahurat; Zıpla, zıpla, zıplamayan tayyip. Tezahuratın içerisinde yatan üstün zeka belirtisini belirtmeme gerek yok heralde okuyunca sizde anlarsınız zaten.

Neyse bir sonraki günde gezdik yedik içtik sadece bir mekandan çıkıp eve dönerken iki tane hatun yanımızdan geçerken “hadi size bira ısmarlayalım” demişler ki benim bundan geç haberim oluyor. Normal halim gibi kafamı eğmişim önüme yürüyorum çevre önemsizleşmiş benim için hatunlarda tam o sıra söylemiş ne yapayım… kaçırdık “birayı”.

Son gün sabah abimin sınavı vardı. sınavdan sonra yolculuk vaktine kadar takılalım dedik çıktık vs. abimin otobüsü saat 6′daydı biz eve 5.35′te falan geldik evden tramvay durağı 10 dk, tramvay durağından otogar ise 30 dk. eh geç kalacağımız kesinleşti tabi. neyse koştuk ettik tramvay çarşıdayken abim firmayı aradı geç kalacağımızı belirtmek için. dediler ki kampüsten binin eyvallah dedik atladık tramvaydan koşarak karşı tarafa bindik bir durak geçti bir baktım ki yanlış tarafa gidiyoruz hasiktir diyerekten tekrar atladık tramvaydan bu sırada saat neredeyse 6 oldu koşa koşa geriye döndük tekrar bindik başka tramvaya üniversite durağında indik koşa koşa kampüsteki otobüslerin insan aldıkları yere vardık ki o an otobüs geldi. dakikası dakikasına oldu yani her şey.

kısa bir spor yaptım artık böyle avutuyorum kendimi.

Neyse böyleydi işte abimle geçen hafta sonu. Diğer bir olayımda klasik vize haftam başladı her zamanki gibi. Fizike bakmıştım abim buradayken bir kaç saat fakat bugün sınavda anladım ki pek yeterli olmamış. Her zaman ki gibi “çoo…ok yüksek” bir not bekliyorum da bakalım ne gelecek. Bir hafta boşa geçecek gibi de mutluyum be boşvereyim ne olacak…

Birde bugün eve girerken çok güzel bir şey oldu aslında. Aynı apartmanda oturduğumuz küçük bir kız var bacaklarından sorunu var o yüzden tekerlekli sandalye ile gelip gidiyor okula. Büyük ihtimalle ortaokulda falan okuyor ama çok güzel, çok tatlı bir kız. Sınavdan eve gelirken tam apartmana girecekken onlarda girecekti gördüm kapıyı tuttum ablası “aslında biraz daha yardım alsak fena olmaz” dedi. Neden bilmiyorum ama bir heyecan oldu içimde “tabi çok iyi olur aslında” diye gerzek bir cevap verdim. Neyse güldüm falan “peki ne yapmam lazım” dedim. O da “sen yukarıya kaldır sandalyeyi bende önden kaldırayım çıkartalım merdivenden” dedi. Peki dedim başladım kaldırdım ama gerçekten ağırdı. Kızın ablasıda yaklaşık olarak 18-20 yaşlarında falandır heralde ben olmasam onu nasıl çıkartacaktı kendi başına düşününce biraz kötü oldum aslında. neyse kaldırdık girdik apartmana. kızla göz göze gelince yüzündeki sevecen gülümseme ve o naiflik ile teşekkür etmesi çok etkilemiş olacak ki beni bana teşekkür edene “teşekkür ederim” diyerek cevap verme gafletinde bulundum ki pek önemli değildi aslında sonra içimi bi mutluluk sardı. Koşa koşa çıktım merdiveni eline şeker verilmiş çocuklar gibi.

Bir mutluluk yaşamam lazımdı küçükte olsa işte bu sıralarda en çok mutlu olduğum anlardan birisi buydu. Aslında daha çok sohbet etmek isterdim küçük kızla ama başka bir sefere artık.

Bir de yapmaya çalıştığımız “Eskişehir Rock Topluluğu” olayı vardı bir süredir. Gidişat şu an durgun gibi… şimdiye kadar siteyi açmış olmam lazımdı ama kimse bir aksiyona girmediği için açıkçası pek uğraşasım gelmiyor benimde oysa ki ilk konuşmayı yaptığımda herkes nasıl gazdaydı bıraksalar hep beraber istanbul’u tekrar fethederdik ama işte “gaz”.

neyse vizeler bitsin diye bekliyorum artık bakalım vizelerden sonra yapılması gerekenleri yapıp siteyi açabilecekmiyiz. yapılacak olan bir logomuz, toplanacak olan bir paramız ve düzenlenmesi gereken bir şeyler var. hadi bakalım beklemeye başlayalım…

Boşluk

•Nisan 28, 2009 • 10 Yorumlar

Bir kaç hafta oldu galiba son yazımdan bu yana. nedense hiç yazasım gelmedi şu bir kaç hafta boyunca aslında arada ucundan hadi yazayım dedim ama yazacak bir şey bulamadım belkide.

uzun süreli bir sıkıntı içerisinde devam ediyorum hayatıma. ev ortamından mı yoksa hayatımın genel gidişatından mıdır bilmiyorum ama bir sorun olduğu apaçık ortada. evde olduğum süre boyunca nedenini bilmediğim bir mutsuzluk var üzerimde stephen king’in rose red konağı hikayesindeki gibi kötü evler ve iyi evler muhabbetinde bir gerçeklik payı vardır o yüzden mi böyleyim yoksa sorun evde değilde evin içerisinde olanlarda mı bilemiyorum ama şu an için yapabileceğim pek bir şey var gibi görünmüyor.

yaz sonunda evden ayrılma gibi bir planım var bakalım umarım uygulayabilirim. yoksa bu modda gidişat kafayı yedirir heralde bana. 3 yıldır beraber olduğum ev arkadaşlarımdan da ayrılacağım gidişata göre sebebi nedir ne değildir tam bir şeyler söyleyemem ama bir çok şey var gibi görünüyor küçüklü büyüklü.

çevre mühendisliği hayatımda pek güzel gidiyor denemez vize haftası yaklaşırken yine kafamdaki bozukluk yüzünden çalışma şevkim gelmiyor. bir yerden de başlamak gerekiyor hani.

diğer bir yandan açık öğretim sonuçları açıklandı bir ders hariç diğerlerini geçeceğe benziyorum. bu kadar kolay olcağını sanmazdım ama açık öğretim, sonuçta herkes geçer diyorlar.

yine parasız dönemdeyim aslında sıkıntıda olmamın sebebi bu bile olabilir. nedendir bilmiyorum ama cebimde para yoksa içim sıkılıyor para gelesiye kadar düzelmiyor. borçla falan idare ediyoruz bakalım nereye kadar. geçen gün digiturk’ten aradılar borcunuzu yatırmazsanız icraya vericez diye borç bulduk yatırdık. aynı zamanda tüp bitti daha alma şansı bulamadık. bir de kirayı istediler onuda verdik. eh bize kaldı boş bir avuç. ayın 7’si nasıl gelecek bakalım.

bu arada hafta sonuna abim geliyor. sınav varmış bir kaç gün yanımda kalacak. para da yok bakalım nasıl gezdirecem. ilk kez geliyor bir şeyler yapıp gezdirmem lazım ama umarım memnun kalır.

neyse pek bir aksiyon yok moral bozukluğunun yanında arada frp oynuyorum o kafamı dağıtıyor o da olmasa patlamıştım heralde buradan savaşalp’e çok büyük teşekkür etmem lazım galiba o oyunları oynattığı için yoksa sıçmıştım şimdiye kadar. bir de arada arkadaşların eve gidip farklı ortamları görüyorum ya işte orada mutlu oluyor insan. biraz düşüncelerinden uzaklaşabiliyor. biraz da olsa rahatlamanın tadını çıkartabiliyor.

umarım hep var olurlar.

Eskişehir Rock Topluluğu

•Nisan 10, 2009 • 4 Yorumlar

Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.

Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.

Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.

Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.

Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.

Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.

Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.

Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.

Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..

Ödül mü?

•Nisan 10, 2009 • Yorum Yapın

Buradan saygıdeğer canım arkadaşım Koray‘a çok teşekkür ederim. Beni Smart Blogger ödülüne layık görmüş. Bu aksiyonların güzelliği hep Koray tarafından geliyor. Tanıdıklarım arasındaki blog aleminin en bilinen adamı “Koray”. Uğraşıyor gerçekten bloguyla. Gereken önemi veriyor yani. Bir de bana bak ne zaman yazdığım bile belli değil. Neyse hep diyorum bi düzen lazım bu blog olayına falan da niyeyse tutturamıyorum ki o düzen olayını. Evet Koray seni blog yaşantında ki düzen için tebrik ediyorum.

Ödül

Ödül

Ödül demişken geçenlerde bir sitede çalışmalarımdan(fotomanipulasyonlarımdan) bir tanesinin yayınlandığını gördüm. Benim için çalışmalarımın bir yerlerde kullanılıyor olması gerçekten sevindirici bir durum.

Türk Tasarımcılardan Seçme Çalışmalar-7

Bu en önemlilerinden birisiydi çalışmalarım içerisinde. Aynı çalışmamla bir adet Global Warming temalı yarışmada 3.lük almıştım.

Bunun gibi belli haberlere eklenmiş bir kaç çalışmam daha var linklerini bulamasam da bir adetini ekleyeyim.

What We Know About Poverty?

Bir de çalışmalarımı isim belirtmeden bloglarında sitelerinde kullananlar var onları da google sayesinde buldum. Onlardan da bir kaç tane koyayım.

mezescsupor => bu sayfada ne yazıyor bilmiyorum ama koymuş fotoğrafımı işte.

FadFada from MagNoon => Burayı anlamak da zor benim için çünkü arapça yazıyor.

Bunlarda böyle bir şeyler işte.

Black Tooth!

•Nisan 6, 2009 • 9 Yorumlar

Dün hayatımın en mükemmel günlerinden bir tanesini yaşadım kesinlikle. Yazın gittiğim UniRock Fest. ten sonra bir daha dinleme şansı bulamadığım Black Tooth’u tekrar canlı olarak dinleme şansı buldum. İyi ki bulmuşum. Mükemmelikten daha öte bir konserdi kesinlikle. Seviyorum bu adamları!

Konserden önce kısa sohbet sırasında Tuna Abi’nin metal piyasasına olan kızgınlığını duyunca gerçekten hak verdim. Black Tooth gibi kaliteli adamlara Türkiye’de gereken önem verilmiyor. Oysa ki onlar Türkiye’yi yurtdışında temsil etmek gibi bir jest yapıyorlar ama dikkat eden yok bu durumlarına. Gerçek olan şey Türkiye’de ki metal müzik dinleyicisi metal müziği sevdiği için değil metal müzikte bir piyasa olduğu için bu müziği dinliyor. Sokaklarda binlerce metal gruplarının t-shirtleri üzerinde olan upuzun saçları olan, götik götik takılan tiplerin 100 tanesinde belki 5 tanesi bu müziği gerçekten dinliyordur. Geri kalanlar ise çevresindeki insanların o moda girmeye çalıştığını görerek aynı yolda ilerlemeye çalışan seviyesiz tiplerden öte geçemiyorlar.

Neyse kısa bir sinir…

Kısa sohbetten sonra Hicri Abi’yi gördüm. Sonunda onunla da yüz yüze tanışma fırsatı buldum. Süper bir insan! Türk metal müzik piyasasına bu kadar emek veren bir insanla tanışmak büyük bir onurdu doğrusu. Bu yazda Savatage’yi Türkiye’ye getirerek insanlık alemine büyük bir katkı yapacak bu da dipnot olsun.

Konsere fotoğraf makinamı götürdüm geceyi ölümsüzleştirmek için fakat makinamın şarjının olmadığından bi haberdim. Eh doğal olarak içim bi yusuf yusuf etti. Sağolsun Up&Down’dakiler şarj etme izni verdiler.

Sonunda konser yaklaştı sahneye geçtik hemen en öne. Başka yerden olmaz tabi ki. Elimde fotoğraf makinası ortam çoşacak belli bir yandan makinayı kırmasam diye geçiriyorum içimden. Bir kere kırıldı objektif bir daha aynı dert koyar adama.

Çılgın Kalabalık

Çılgın Kalabalık

Neyse çıktı Black Tooth sahneye içimde bir heyecan. Herkes başladı coşmaya. Headbanger’ler, pogo yapanlar. Arada birisi sürekli koşup koşup üstüme atlıyordu onun sebebini çözemedim niyeyse. Kısa süreli sahne önü maceramda yediğim bir kaç darbeyi hatırlıyorum. İlk yediğim darbe yandan geldi etkisi şiddetliydi sahne önünde sol taraftaki kolonlara doğru fırladım. Sol tarafta dizili olan 2 kolonu devirebilecek seviyede bir uçuştu benimkisi ama şans eseri sadece sallanmayla yetindiler. İkinci darbem ise tam olarak sırttan geldi. Bu darbe en şiddetlisiydi zaten ki sırtımdaki baskıyı hissettiğim anda sahneye fırlamış olarak buldum kendimi. Sahnedeki monitorun yanında uçtum sahneye. Ayağım kenara sıkıştı onun acısınıda sabah anladım. Dizim şişmiş ve morarmıştı. Neyse olur böyle… o heyecana yakışırdı.

Sahneye fırlayınca Tuna Abi(Black Tooth Vokal) gördü beni yukarı çıkmamı söyledi eh bu şans kaçar mı! atladım sahnenin sol köşesine sote bir yer aldım kendime. Yalan yok ilk kez bir konseri bu kadar yakından izliyorum yani sahneden. Yanımda Ebru Abla(Tuna Abi’nin Eşi) ve Hicri Abi(Hicri Bozdağ) vardı. Ben sürekli patlatıyordum flashı. Fırsatı değerlendirmezsem ölürdüm kesin.Hicri Abi’nin söylediği ise konserden sonra fotoğrafları ona bi şekilde ulaştırmamdı. Tabi Hicri Bozdağ benden bir şey isteyecek yok diyeceğim. Çarpılırım ha! Eyvallah abi dedim hatta şu anda da fotoğrafları nete yüklemekle uğraşıyorum. Her anı yakalamaya çalıştım resmen. Baktımda 140 tane fotoğraf çekmişim konser boyunca.

En sevdiğim fotoğrafım ise geceye dair Tuna Abi ve Ebru Abla’nın beraber yanımda parçayı söylerken oluşturdukları görüntüydü. Kesinlikle mükemmel bir çift! Konserin son parçası Pantera – Walk’idi. Tuna Abi bütün dinleyenleri sahneye çağırdı ilk kez gördüğüm bir görüntüydü herkes sahnede hep beraber coşup şarkı söylüyordu. İnanılmazdı.

Konserden sonra tabi ki Black Tooth Eskişehir Chapter adına kulise girdik herkesle fotoğrafımızı çekildik. Mutlulukla ayrıldık kulisten. Festival modunda 3 grup daha vardı Black Tooth’tan sonra çıkacak ama onları kim dinler Black Tooth üstüne. Biraz üst katta kafa dinledik sonra da ver elini evimiz.

Selahattin Tuna Vural

Selahattin Tuna Vural

Mekandan ayrılırken Tuna Abi’nin söylediği söz sayesinde Savaşalp ve Ben uzun süreli bir şok yaşadık ama bu şokun verdiği mutluluk uzun süre etkisini sürdürür zaten.

Eh işte böyle mükemmel bir geceydi Black Tooth ile konser gecesi. Sonu da mükemmeldi, başı da mükemmeldi. En sonunda mutlu mesud geldim evime. Mışıl mışıl uyudum o yorgunluğun üzerine. Tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum Black Tooth’a bu kadar mükemmel bir geceyi bize yaşattıkları için. Seviyorum sizi!

Vize Haftası ve Sonrası

•Mart 30, 2009 • 4 Yorumlar

2 haftadır yazmıyordum buraya. nedeni ise belirsiz. belki sadece sıkıldım bi süre ama şimdi çok yazasım var da yazacak şey yok. 2 hafta önce olan şeyleri anlatmaya gerek yok yani dimi? kısa özetler geçeyim bari.

geçen hafta vize haftamdı. normal şartlar altında ders çalışmam gereken vize haftası boyunca saçma sapan diziler izledim… dexter, psych vs. işin garibi vizeler başlamadan önce ders çalışan, not tutan, not geçiren ben vizeler başlayınca ders çalışamaz oldum. psikolojik olarak dersler açısından çöküntüye uğratım. çok koydu açıkçası. o değil iddia var bu dönemin sonunda kazanmam gereken yoksa zor bi yaz okulu dönemi geçiricem. neyse açıklanan bir adet sınavım var ondada hayırlısıyla sıçmışım(!). fizik sınavının ortalamasının bu kadar yüksek gelebileceğini tahmin etmezdim. sınıfa bakınca mal mal oturan tiplerin 80-90 alması koyuyor insana. eh önümüzde bir vize bonus olarakta bir final var. klasik cümle “önümüzdeki maçlara bakacağız”. Kısa başlıklara bölüyorum sınavlarımı. Başlayalım.

Fizik: iyi sanıyordum ki hiç alakası yokmuş

Calculus: ortalama üstünde bir gelecek. umutluyum

Teknik Resim: Ben dahil kimse yapamamış. Galiba en çok yapanlardan biri benim. Şansım yüksek.

Malzeme Bilimi: Pek bi umutsuzum be usta.

Evet kısa ve öz bu kadar oluyor. Sonuçları bi iki haftaya görürüz heralde. Daha da abartıp 2. vizelere kadar okumama gibi saçma bi duruma da sokabilir garip hocalarım. Neyse sonunda atlattım bu haftayı ne kadar ders çalışmam gerekse de her ne kadar ders çalışamasam da şu andan sonra yapabileceğim bir şey yok gibi görünüyor. Galiba kaçınılmaz olan gerçekleşti ben de zevk almaya bakmalıyım.

Bu haftasonuda açık öğretim sınavlarım başlıyor. 2 gün boyunca 8 tane ders daha önce öyle bi dersten haberim bile yoktu ama şimdi sınavına gireceğim. Sonum ne olacak merak içerisindeyim. Daha gidip okulumu falan bulmalıyım. iyi bari bir gün kendi kampüsümde giricem sınava. Rahatım da sonrası nerede onu bilemiyorum işte.

En son ve en önemli konu. Black Tooth Eskişehir Chapter’i kurduk. Şimdilik insan yok tabi ama Eskişehir’deki müzik piyasasını göz önünde bulundurunca galiba baya iş çıkar bize. 5 Nisan’da Eskişehir Up&Down’da olacak BlackTooth eh dolayısıyla biz de yanlarında olacaz. Büyük bir eğlence geliyor gibi görünüyor. Umarım o gün de aynı bu kadar heyecan dolu olurum. Günü biraz kötü 7’sinden iki gün önce parasızlığın son haddesinde olduğu zaman ama yapıcaz artık bir şeyler borç falan önümüz açık…

Bir de Koray yeni bir aksiyona bulaşmış. beni de içine çekmiş gibi görünüyor. eğlenceli tabi ki… bu bir aralar deviantart tagged olayı olarak yayılmıştı demek şimdi blog dünyasında mimlemek olarak geçiyor. eh mimlenmişiz görevi yerine getirelim o zaman.

ÇOCUKKEN…
1. Çocukken …………… kaçırdım.(çok pis altıma kaçırırdım, iki gün ara vermezdim nerdeyse)
2. Çocukken …………… yoksundum.(sokakta oynamaktan yoksundum, mahallenin seviyesi çok düşük geliyordu)
3. Çocukken …………… yaralanmış olabilirim.(kolumdan, bacağımdan, başımdan, kaşımdan, gözümden, kulağımdan vs.)
4. Çocukken …………… olmayı hayal ederdim.(polis: şimdi ise tam tersi)
5. Çocukken …………… isterdim.(uçmak: superman büyüksün!)
6. Evimizde asla yeterli ………. olmadı.(corn flakes: sonu hemen geliyordu)
7. Çocukken daha fazla ……….. ihtiyaç duyardım.(corn flakes: asla yeterli olmadı çünkü)
8. Bir daha asla ………. göremeyeceğim için üzgünüm.(5 harfli ismi olan birisi)
9. Yıllar boyunca ……… merak ettim.(uçmayı)
10. …………. kaybımdan dolayı hep kendimi suçladım.(5 harfli ismi olan birisini)

Bonus Track: Black Tooth – Iron Clad

Çok Soğuk!

•Mart 16, 2009 • 17 Yorumlar

Bugün bi pazara gideyim dedim dondum. Bir taraftan kar yağıyor, rüzgar esiyor. Diğer tarafta ellerim dolu cebime sokup ısıtamıyorum. Aman tanrım! Eve geldim ama ne geliş… Zaten kapıyı falan açamıyorum. Tabi düşününce ellerimdekini bırakınca rahat açarım da geriye nasıl alıcam o kadar şeyi? yok işte. zor oldu… çok zor. başardım ama sonunda. pahalıymış pazar ben anlamadım ki ne bileyim gözüme en güzel görünenleri aldım geçtim. en basit, en kısa belki en pahalı yolu. çok bir şey almadım aslında yani dişe dokunur çoklukta bir şey değil. ama kalabalık yaratan şeyler.

bi kaç gündür yine monoton hayat modundayım. gün içerisinde olan aksiyonlar dışında klasik volkan yaşantısı. en son dün eğlendim işte. tabi ki FRP sayesinde. farklı bi oyun oynadım ilk kez d&d dünyasının dışarında bir hikaye günümüz dünyasında ankara-kayseri arasında geçen bi oyun. normali tek oturumluk olmasına rağmen zaman kısıtlılığı sebebi ile ikinci oturuma sarkan bi oyun. eğlenceli. koşan, zıplayan, atlayan bi tipim oyunda. her ne kadar bunları henüz tam anlamıyla başaramamış olsamda. ilk artistik tekme atma çabam kursağımda kaldı. rezalet diz boyu. kendi çapımda eğleniyorum yinede.

bir de arada içiyorum işte. onlarda hep can sıkıntısına. kafa güzelken kokoreç yemenin bünyeye verdiği zararı kesinlikle kavradım artık. yok abi olmuyor! içip kokoreç yiyince midem bulanıyor yahu. kokoreçten mi içkiden mi yoksa ekmeğin içerisine koyulan farklı içerikten midir bilemiyorum fakat bir şey var ve o şey çok kötü bir şey-cümlenin sonunun garipliğine bak-.

bir diğer hayatımdaki gariplik. DERS ÇALIŞIYORUM! evet çok garip geliyor bana. ne bileyim böyle içimde bir notları geçirme hevesi, sınavlardan yüksek not alma aşkı, dersi geçip çoşma isteği, tayfun ile girdiğim iddiayı kazanma çılgınlığı falan bir takım garip reaksiyonlar gerçekleşiyor. ders çalışmak insanda bağımlılık yapar derlerdi de inanmazdım ama yavaştan inanıyorum. çalışma aşkı var içimde kontrol edemediğim. ama çalışma aşkımı kontrol edemeyip yine çalışamıyorum böyle de saçma işte bu aşk. bi saat 15 sayfa sonra? yemek, sohbet, geyik, film… ulen bıraksam kendimi şöyle dersin serin sularına, sayfa kumsalının sıcak kumlarına falan yuvarlansam konuların içinde. ah ne güzel olurdu böyle yaşamak! kendim bile inanmadım bu söze orası ayrı. ama gerçekten çalışmam gerekiyor. 10-12 tane vizem var aynı hafta içerisinde hem örgün hem açık öğretim. hafta içi örgün, hafta sonu açık öğretim. bakalım hangi birisine çalışacağım. asıl hedefim örgünü geçmek ama bi yandan açık öğretimi de boşlamak istemiyor canım.

neyse bir haftam daha var önümde hala çılgınlar gibi ders çalışabileceğim. umarım bu hafta boyunca anlamsız aktiviteler içerisine girme isteğim kontrol edilemez bir şekilde uyanmaz, onun yerine  ders çalışma şevkim doruklarına ulaşır ve sonunda da ders çalışarak amacıma ulaşabilirim. bekliyorum bakalım bu hafta ve sonraki hafta neler gösterecek bana. yine ilk vizeden dönemin sonu mu gelecek yoksa 2 yıldır gerçekleşmemiş bir olay gerçekleşip bana farklı bir yol mu gösterecek.

to be continue…

Mutlu İnsanlar

•Mart 10, 2009 • 5 Yorumlar

Oh be! iki gündür çok güzel geçiyor ya günlerim. hem de oldukça garip bir şekilde güzel. bayadır eğlenecek bir şeyler yoktu sıkılıyordum yine günden güne artan bir seviyeyle. en sonunda rahatladım iki gündür. nasıl derseniz tabi ki ilk rahatlama yöntemi olarak uzun zamandır kullanmayı tercih ettiğim alkol. parasızlıktan içemiyordum anca bi bira iki biraydı dün gaza gelerek ileri seviye bir içki sofrası muhabbetine girdim.

biraz detaya girsem hiç fena olmaz heralde. geceye başlamadan önce bir bira içmiştim. akşam oyun var fikriyle içmeme taraftarıydım. vakit ilerleyince oyunun bugün olacağını öğrendim yani dün gecem boşa çıkmıştı. eh fırsat bu fırsat tabi ki. evde zaten bizimkiler önceden başlamışlar içmeye almışlar şaraplarını. ben şarapı çok seven bir insan değilim. rakıcıyım ezelden.  düşündüm düşündüm eh biraz daha düşündüm 20cc bana az gelirdi 50cc fazla gelirdi ama kampanyası vardı ucuzdu. en sonunda orta yollu bi 35cc yeni rakı aldım kendime.

eve geldim hazırladım mezelerimi. başladım yavaştan içmeye. az bir şey değil yani 35cc. sonunu görürüm diye başladım. öncesinde de bi biranın hazırladığı yayvan zemin içişi kolaylaştırdı tabi. sohbet muhabbet geyik… rakıyı, içki ortamını güzel yapanlar bunlar işte. eh bizim ortamda dün hepsi vardı. kafam güzelleşmeye başlayınca biraz ciddi muhabbetlere girişimde rahatlaştı. anlattım sorunumu, derdimi. rahatladım yahu kurtuldum aklımdakilerden-daha doğrusu bi kısmından-. söyledim düşündüklerimi bir yere kadar. anlattım. güzel kafanın heyecanı ikiye katladı tabi anlatma aşkımı, içimdeki. konuştuk, dertleştik.

eh bi süre sonra rakı bu moduda geçti. kaldı son dubleler ve ortamda bir dışarı çıkma hevesi oluştu. saat 3-4 belki 5 kim bilir. hazırlandık çıktık. gecenin bi yarısı. sokakta polis bile yok. güle oynaya gidiyoruz tabi o sıra tayfunu aradık. aslında mert aradı neden aradı bilmiyorum o an bi şerit eksikliğim var galiba neyse. adam suratıma kapattı o an bi bozuldum ama kim takar kafa güzel. en sonunda pisliğin dibine vurma heyecanı ile adamın evine gittik kaldırdık yatağından. 2 dk sonra geri yattı orası ayrı. aldık saygın’ı çıktık dışarı kokoreç yiyelim dedik. bi oturuşta 2-3 yarım kokoreç yiyebilecek potansiyel sahip olan ben dün bir yarım kokoreçi bitiremedim. evet bitiremedim! atarkende kafam güzel üzüldüm ne yalan söyliyim. hatta kullandığım replik “olum bu kokoreçi yiyemiyorum lan. napıcaz lan!” eh o kafayla doğal şeylerdir bunlar olur diyorum ve geçiyorum.

kokoreçten önce yaşanan bir saçma an daha türk telekom’un çalıştığı yerlere koyduğu bi levha aldık elimize üzerinde “Türk Telekom Çalışıyor” yazıyor. niye aldık, ne işimize yarayacağını düşündük kim bilir. geriye bırakta taraftarıyım hala orası ayrı. neyse en sonunda kokoreç bi türk telekom aksiyonları sonuçlandı ve eve girdik.

hala başım bi garipdi. kafam güzel olunca uyuyamama gibi saçma bi sorunum var. doğal olarak dün yine uyuyamadım. yattığım yerde bi o yana bi bu yana döndüm durdum. gözümü kapatınca başım döndü. gözümü açtım. yatınca başım döndü kalktım. böyle böyle bir iki saat kıvrandım durdum. en sonunda rahatladığımı hissettim biraz fırsat bu fırsat diyerekten sıcak yatağımın tadına varma girişiminde bulundum. tam vaktiymiş ki ne ara uyuduğumu bilmiyorum. yastığa kafamı koymam yetti galiba.

sabah kalkınca hala kafam güzeldi orası farklı bi duruma giriyor artık.

neyse alkol muhabbeti uzundu bu anca anlatılabilecek kısmı. kelimeleri idareli kullanmak lazım… ne işime yarayacaksa.

bugünün güzel kısmı ise FRP’ydi. galiba en çok güldüğüm oyunlardan birisi bugündü. tayfun’un kafasının güzel olmasının etkisi, zenci’nin çılgın karakteri ve savaşalp’in güzel kurgusuyla bugün mükemmel bi oyun oldu. yaşanan aksiyonlardan girilen muhabbetlere kadar kayıda alınıp, tekrar tekrar izlenebilecek bi oyundu-bana göre-. peh kafa kopmadı aslında ama idareliydi yine. en güzel kısımlarından biri yaşanan han kavgasıydı tabiki. cüce var barbar var masada ne demeye artistlik yaparlar anlamam ki. az daha sinirlenmedim iyi ki. boşa oyunun başında aranan adamlar statüsüne yükselecektik yoksa ki barbar olsaydım büyük ihtimalle şimdi o statüyü zorluyor olurdum ama neyse.

hala bi eksiklik var fighter’de ama ne. eğleniyorum yahu bu oyunda daha ne olsun. hep böyle heyecan, eğlence dorukta geçer ümit ediyorum. çat diye savaşın ortasında çıkıp ölmeyelimde göz göre göre. seviyorum be.

eh yeter bugünlük. iki gün boyunca anca bu kadar eğlenebildim. yeter bana bu kadarı. zaten fazlasıda rahatsız eder. bi gariplik olur sonunda her zaman olduğu gibi. umuyorum ki bu iki günlük mutluluğum sonunda uzun süreli mutsuzluğa dönüşmez. mutlu olmak güzel şey.

keşke herkes hep mutlu olsa da sokakta polyanna’lar halinde; çiçekler, böcekler, kırlar, çayırlar, çimenler ne de güzeller şeklinde gezseler.

çok mu garip olurdu ki? kim bilir.

Günün bonusu: Aerosmith – I Don’t Wanna Miss A Thing

I could stay awake just to hear you breathing
Watch you smile while you are sleeping
Far away and dreaming
I could spend my life in this sweet surrender
I could stay lost in this moment forever
Well, every moment spent with you
Is a moment I treasure

I don’t wanna close my eyes
I don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

Lying close to you
Feeling your heart beating
And I’m wondering what you’re dreaming
Wondering if it’s me you’re seeing
Then I kiss your eyes and thank God we’re together
And I just wanna stay with you
In this moment forever, forever and ever

I don’t wanna close my eyes
I don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

I don’t wanna miss one smile
I don’t wanna miss one kiss
Well, I just wanna be with you
Right here with you, just like this
I just wanna hold you close
Feel your heart so close to mine
And stay here in this moment
For all the rest of time

Don’t wanna close my eyes
Don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
‘Cause I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

I don’t wanna close my eyes
I don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

Don’t wanna close my eyes
Don’t wanna fall asleep, yeah
I don’t wanna miss a thing

Seviyorum Sizleri!..