Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

O An


ışık gibidir insanlar, hafif engellere çarptıkça bir parçaları kalır orada, kırılırlar.

Ama devam ederler, yılmazlar çarpsalar da devam ederler, yılmazlar daha sönüktürler.

Ta ki o son darbeyi alana kadar. İşte o zaman ışığın karanlık olduğu an, insanın içindeki ışığı yitirdiği, umudunu kaybettiği, artık yenildiği an…

Kimine çabuk gelir o an kimine ise o kadar çabuk olmaz.

Işığın ne kadar büyükse o kadar geç yılarsın engellerden, o kadar geç yenilirsin… Savaşmayı bıraktığın an.

O anın gelmemesi ümidiyle…

Marlboro Tabakası


image

Uzun zamandır üzerinde gözüm olan bu güzel sigara tabakasını sonunda Tuna’dan alabilmiş olmanın sevinci var üzerimde. Tuna bu sene mezun oldu ve doğal olarak toplanıp gidiyor yakında o yüzden gitmeden önce bana son krallığını yaparak beklediğim tabakayi bana hediye etti.

 

Tuna’yı bu kral hareketinden dolayı kutluyor, başarılarının devamını diliyor, yeni hediyeler beklediğimi buradan belirtiyorum.

Babalar Günü – Bir Dönemin Sonu


Bir dönemin daha sonuna geldik… Bugün tam olarak tüm sınavlarım açıklandı ve 6 yıllık üniversite hayatımda bir ilk yaparak aldığım bütün dersleri geçtim. Aldığım dersler pek zor dersler olmasa da kültürel etkinlikler gibi hiçbir şey yapmadan geçilebilen bir dersi bile çok kez aldığım için benim için zor dersler arasındaydı ama ne olursa olsun az önce öğrendiğim üzere tüm dersleri çatır çutur geçmişim.

Geçmiş olsun bana.

Babamın Babalar Günü’nü de bu sayede tüm derslerimden geçtiğimi söyleyerek kutlamak benim için iyi oldu. Bunca senedir yok hepsinden kaldım yok birini geçtim dedikten sonra bu sene hepsinden geçmişim demek inanıyorum ki ev ahalisini oldukça sevindirmiştir ki ben bile baya sevinmiş durumdayım şu anda.

Kalma ihtimalim olan 2 dersi son iki güne denk gelmiş olması gibi bir şansım olsa da kurtuldum, mutluyum, huzurluyum.

Yaz okuluna kadar pek uzun sürmeyecek bir tatilim var önümde aslında tatil kısmı sadece aile yanına giderek geçecek ama tatil tatildir heralde. Ama şöyle bir Çubucak yapsaydım, gidip iki denize girseydim, burundan denize atlasaydım, hamakta sallanırken uyuyakalsaydım… hiç fena olmazdı, hiç. Neyse şimdilik sadece ailenin yanında yemekler ile ilgileneyim.

Yaz okulunda bu dönem tek ders alabiliyorum gibi görünüyo almak istediğim iki dersi çakıştırdıkları için bir tanesi ile idare edeceğim o yüzden tek derse yüklenip ortalamayı zirveye çıkartmak planım var şu anda ama bakalım gerçekleştirebilecekmiyim bu sıcakta.Tek dersim sabahtan olduğu için öğleden sonralarım boş olacak ve bu boşluğu çalışarak doldurma gibi bi planım da var eğer olursa yaz sonunda beni güzel bir tatil bekler… Şimdiden, gelecek olanlarla plan yapmaya başlamak lazım.

Tüm Babaların Babalar Günü Kutlu Olsun!

Şimşek Sokak Önümüze Gelen Arabaya Vuralım Şenliği!


Tam yarın sınav var artık oturayım da ders çalışmaya başlayayım dediğim anda duyduğum çatırtı seslerine hayırdır lan ne oluyo acaba diyik bakmamla karşlılaştığım manzara pek iç açıcı değildi bugün.

 

Bir adet toyota marka araba aldığım duyumlara göre ehliyetsiz bir şekilde polisten kaçarken bizim sokakta park halinde olan 4 arabaya birden çarpıp beter etmiş. Bu arabaların içinde benimki de var ne yazık ki. Hem şanssızlık hem de şanslılık aslında benimkisi çünkü benim arabanın arkasına park etmiş olan Hyundai marka araba sayesinde ben olayı fazla hazar almadan atlattım. Benim gibi arada kalan diğer bir araba da pek hasar almamış fakat Hyundai ve Subaru marka iki araç gerçekten oldukça hasarlı araçlar haline gelmişler.

 

Hayatımda ilk kez bir trafik kazasının içerisinde bulunan birisi olarak ne yapmam gerektiğini ya neler yapılması gerektiği konusunda pek bir fikir sahibi değildim. Sağolsun benimle birlikte olayın tarafları oldukça ilgilendiler ve polis de oldukça yardımcı oldu. Tabi bi süre sonra Mesut ve Alper’in olay yerine intikal etmesi ile oraya gelmiş olan Kaza Yeri Ekspertizi’ni tanıyor olması sebebiyle işler daha kolaylaşmış oldu.

 

Şimdi baştan sonra ne yapılması gerekiyor peki?

*Önce polisi arayın!

*Polis olay yerine geldikten sonra tutanağınızı tutturun

*Karşı tarafın belgelerinin fotokopilerini alın

*Kazaya karışan araçların plakaları görünür şekilde fotoğraflarını çekin

*Ertesi gün trafik şubeden dökümanlarınızı toplayıp sigorta işlemlerinizi başlatın.

ya da

*Bir trafik eksperi bulun bilgilerinizi verin o sizin için gereken tüm işlemleri gerçekleştirsin.

 

Ben bu işleri pek bilmediğim için Mesut’un tanıdığı olan Tevfik Fikret Yavuz isimli Trafik Kaza Danışmanı’na yönlendirdim ve sağolsun işleri o halledeceğini söyledi. Bakalım umarım bir sıkıntı çıkmadan bu olayı da başımdan atmış olurum.

 

Şimdi sıkıntı artık arabayı nereye park etmem gerektiğini de bilmiyorum. Evimin önünde bile park halinde duran araca çatır çutur gelip çarpabiliniyorsa daha nereme sokayım ki ben bu arabayı?

 

Bu olaydaki tek şansım ise arabamın pek hasar almamış olması… Umarım ki görünmeyen bir sıkıntı çıkmaz yarına.

 

Sanayi bekle beni geliyorum…

 

Bonus olarak fotoğraflar geliyor:

Öncelikli olarak çarpan araba ve diğerleri

Görsel

 

Görsel

 

Görsel

 

Görsel

İş Planı Hazırlama


 

Çok sıkıntılı bir işmiş gerçekten anladım.

 

Girişimcilik ve iş kurma dersi kapsamında Tuğberk Tosunoğlu isimli hocamızın verdiği final dönemine teslim edilmesi gereken bir iş planı hazırlamam gerekiyordu. Fakat ben biraz işgüzarlık biraz işin aslında ne kadar zor olduğunu bilmememden ve de seçmeli ders nasıl olsa ne olacak ki mantığı yürütmemden kaynaklı olarak son zamanına sıkıştırmış bulundum bu iş planını hazırlamayı ve anladım ki bu öyle bir iki günde yapılacak bir iş değilmiş. Başına oturup düşünmek, uğraşmak, araştırmak gerekiyormuş. Aslında aklımda uzun zamandır bir iş fikri olsa da bu iş fikri için araştırmalar yapmış olsam da aslında yapmış olduğum araştırmaların şu anda hiçbir anlam ifade etmediğini gördüm.

 

Peki ben neden aldım böyle bir dersi? Aslında daha önce yazdıklarımı okuyanlar Eskişehir Rock Topluluğu altında amatör bir uğraş içerisinde olduğumu(zu) farketmişlerdir. Bir süredir aklımızda ise bu amatör uğraşı biraz daha geliştirebilir miyiz gibisinden bir düşünce vardı. Bu yüzden işin olup olmayacağını, olacaksa da nasıl olacağını öğrenmek için hazırda böyle bir ders varken alayım öğreneyim dedim. Şu ana kadar oldukça faydalı olduğunu söyleyebilirim. Eğer aklınızda böyle bir düşünceniz varsa ve krediye ihtiyacınız varsa boş ders alıp kredi dolduracağınıza işinize yarayabilecek böyle bir ders seçebilirsiniz.

 

Neyse… Kısaca İş planı nedir ne değildir, nasıl hazırlanır, neden hazırlanır onları yazalım madem.

 

İş planı nedir?

 

İş planı; firmanızın başarılı olabilmesi için veya ekonomik bakımdan varlığını koruyabilmesi için neler yapılması gerektiğine karar verme sürecinin, en önemli başlangıçtır. Bu da demek oluyor ki; şu an yapmakta olduğunuz veya yapmayı planladığınız bir işin, geleceğini çizen ve size rehberlik eden bir yol haritasıdır. Firmanızın gelecekteki darboğazları ve bunları aşma yollarını “önceden” analiz edilmesine yardımcı olmakla birlikte, aynı zamanda da firmanız için en temel kontrol aracıdır. Size önceden planlanan ve daha sonra gerçekleşen bir programın; var ise farklarını ortaya koyarak, nedenini gösterir ve gerekli düzeltmeleri yapmanızı sağlar. Bu da firmanın karar alma mekanizmasını ve geleceğini en önemli şekilde etkileyen faktörlerden biridir.

 

Evet iş planı tam olarak budur. Tanımı okursanız aslında ne kadar kapsamlı bir şeyi ne kadar kısa bir süreye sığdırmaya çalıştığımı farkedersiniz sanırım.

 

Peki iş planı hazırlarken nelere dikkat etmelisiniz?

1-      İŞ PLANI’nın ne olduğunu, nasıl hazırlandığını biliyormusunuz? Emin değilseniz öncelikle bu konuda bir araştırma yapmanızı veya bildiğini düşündüğünüz birisine danışmanızı öneririm. Bugüne dek İş Planı adı altında İŞ Planı ile ilgisi olmayan bir çok çalışma gördüm, böyle bir çalışma, plan sunan kişi veya kuruluş konusunda şüpheler uyandırıyor ve bunların sonradan telafisi mümkün olmuyor.

2-      İş Planı’nı şişirmek, yani fazla sayfaya ve bilgiye boğarak, kalınlaştırarak daha iyi göstermeniz mümkün değildir. Bu nedenle gereksiz teknik bilgi, grafik vb. Lüzumsuz şeyler okuyucuya fazlalık gelip onu sıkacağından bunlardan kaçınmak gerekir. Önce planı en özet şekilde yazın ondan sonra okuyucunun daha rahat anlamasına yardımcı olacağına inandığınız bilgi, resim ve grafikleri ekleyin.

3-      İyi bir İş Planı yazmak için her türlü yazılı metinde yapmanız gerektiği gibi önce başlıkları listelemeniz gerekir. Bunları her yerde bulabilirsiniz, burayı tklarsanız bir İş Planının başlıklarını gösteren blog yazısına gidebilirsiniz. Bu başlıkları listeledikten sonra o başlığı yazabilmek için hangi soruları yanıtlamanız gerektiğini yazın ve bu soruları yanıtlayarak başlıkların altını doldurmaya başlayın. Daha sonra bunları mantık sırasına koyarak İş Plalının özünü elde edeceksiniz.

4-      Bundan sonra yapmanız gereken, bu iş planını hangi amaca yönelik kullanacaksanız o doğrultuda gereken ilave ve kısaltmalar yapmaktır.

5-      İş Planının teknik bir döküman olduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle uzun ağdalı kelime kalabalığına boğulmuş parağraflardan, cümlelerden kaçınmanızda yarar vardır. İş Planı’nı yazarken hangi amaçla ve kimin okuyacağını düşünerek yazın.

6-      Bir İş Planı gerçekçi ve ulaşılabilir olmalıdır, aksi halde bir iş rüyası olarak kalacaktır. Bu nedenle kullanacağınız rakkamları çok dikkatli seçmeniz gerekir.

7-      İş Planı yaşayan bir dökümandır, bu nedenle Pazar yapısının, teknolojinin getirdiği değişiklikler doğrultusunda sürekli güncellenmelidir, aksi halde amacına ulaşmayan bir kütüphane süsü olarak kalacaktır.

8-      Tüm yukardakilere dikkat ederek yazacağınız bir İş Planı sizin için iyi bir başlangıç olacaktır. Hazırlanmış bir İş Planı’nı okuyucusuna ulaştırmadan önce dışarıdan bazı kişilerin, hatta bu konularda uzmanlaşmış olan kişilerin planınızı okumaları ve değerlindirmeleri yararlı olur. Sizin atladığınız, unuttuğunuz veya hata yaptığınız konularda sizi uyararak yardımcı olabilirler.

demiş kişisel blogunda Sayın Karaca. Kısaca iş planı yazmak yerine bu işi profesyonelce yapan birilerinden yardım alabilirsiniz ama almak istemiyorsanız da dikkatli araştırıp iş planlarında yapılan yanlışlardan sakınarak güzel bir iş planı hazırlayabilirsiniz.

 

 

 

 

 

Sıkıntılı Günler Bitiyor mu?


Geziyorum, gülüyorum, eğleniyorum fakat sıkıntılıyım uzun bi süredir…

Birinci dönemin ortalarına doğru geçirdiğim hastalıktan sonra hayatıma çekidüzen verme kararı almıştım ve şimdilik bu kararı elimden geldiğince uygulamaya çalışıyor durumdayım fakat bu kararımı uygularken yaşadığım sıkıntılardan bazen bıktırma noktasına geliyor ister istemez.

6. yılının sonuna geldiğim üniversite hayatımın büyük kısmını sadece oturarak geçirmiş olmamın verdiği anlamsızlığı yeni yeni anlayabilmeye başladım. Sadece evde oturan ayda yılda bir dışarı çıkan birisi olmak bir süre sonra gerçekten can sıkıcı oluyormuş.

Evde oturmanın sıkıntısından yeni yeni kurtulabilmişken okuldaki “bazı” hocaların saçma tavırları, kişiye özel tutumları başka bir sıkıntı ekliyor bünyeye ister istemez. Peki bu duruma ne yapılıyor? Hiçbir şey.

Yıllardır gitmediğim kadar okula gittim bu dönem. Hem dersim varken, hem de dersim yokken okuldaydım. Herkes ne işin var dese de amacım aslında yıllardır gitmemeye alışmış olan bünyemi artık gitmeye alıştırmaktı. Okula sadece arkadaşlara görmek için de olsa gitmeye çalıştım ve gittim de. İlk kez hiçbir dersten devamsızlıktan kalmadım, mutlu oldum. Bir dönem boyunca aldığım her dersi geçmenin mutluluğunu yaşayacağım galiba bu dönem. Geçemezsem de en azından geçmeye yaklaşmış olacağım ki bu bile büyük bir adımdır benim için. Beni tanıyanlar bilirler.

Kendimi bir açıdan değiştirmek istiyorum aslında bu sıralar… Son zamanlarda revaçta olan laf gibi “Seviyorsan git konuş bence”… Sevmiyorsam ama hoşlanıyorsam da gidip konuşabilmeliyim galiba artık. Bi de şu maymun iştahı olayını yok etmem lazım bünyemden. Bugün hoşlandığım insandan, yarın nefret edebilirim ama yarından sonra tekrar hoşlanabilirim.

Sanırım bunu sevme olayına çevirdiğim zaman bu değişen ruh halinden de kurtulacağım ama var mı ki öyle biri? Bana bunu yapabilecek.

… artık ders çalışmaya çalışıyorum(şimdilik oluyor ya da olacak gibi)

… artık salaş olmamaya dikkat ediyorum(ne varsa giyip çıkarım modundan ya da ne varsa yerim kilo alsam ne olur ki modundan çıkmaya çalışıyorum)

… artık hayatı umursamaz görünmekten yorulduğum için umursuyor gibi olmak, görünmek rahatsız etmiyor(umursuyorum, stres oluyorum, sinir oluyorum ama hala içimde yaşıyorum)

…artık kötü olmayayım diye haksızlığa boşver dememeye çalışıyorum(-ki pek başarılı değilim hala bu konuda)

…artık evden hiç çıkmadan günlerce yaşayamıyorum, çıkıyorum, eğleniyorum(evde oturmak hiçbir şeye çözüm değilmiş, anladım.)

…artık uzun zamandır görüşmediğim insanlarla görüşebiliyorum(liseden, üniversiteden görmediğim, görüşemediğim insanlarla görüşüyorum)

…artık yeni insanlarla tanışıyorum(farklı çevreleri de yaşabiliyorum)

…artık konuşmak zor gelmiyor(zor gelse de konuşmaya çalışıyorum)

…artık canımın istediğini yapmak istiyorum(canım istemiyorsa neden yapayım ki diyorum)

…artık, artık dememeye çalışıyorum.

Görsel

Not: Büyük gözleri seviyorum.

Not 2: yine ne yazdığımı geriye dönüp okumuyorum, saçma olsa da olmasa da şans diyelim. Bugün canım böyle çekti.

Fotografium Canon 600D Yarışması


Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarak Canon 600D , Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın! http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/ sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.

2011 in review


Mesut kardeşim eğer ki bi kaç gün önce mail kutuma “Proofhead has followed you” isimli bir mail düşürmeseydi hiç bakasım yoktu ama düşürdü canım çekti.

Aşağıda 2011 yılında blog ile ilgili ne yapmamışım onu gördüm evet çok sevindim :D

The WordPress.com stats helper monkeys prepared a 2011 annual report for this blog.

Here’s an excerpt:

A San Francisco cable car holds 60 people. This blog was viewed about 1.700 times in 2011. If it were a cable car, it would take about 28 trips to carry that many people.

Click here to see the complete report.

A.Ü. Rock Konserleri Vol. 1


Şubattan beri uğraştığımız ama sürekli ortaya çıkan sebeplerle ertelediğimiz ya da bir şekilde bir şeylerini değiştirdiğimiz konserimiz artık kesinleşti ve son aşamasında. Yer belli, zaman belli, gruplar kısmen belli, davetiyeler belli geriye yapılması gereken tek şey reklam kalıyor. Onu da yapmaya başladığımızda artık konseri beklemek kalacak geriye. Hope to Find’dan Erdem Hoca olmasaydı sanırım böyle bir konser olmazdı en az benim kadar hatta belki benden daha da fazla uğraştı bu konser için, sağolsun.

 

Şimdilik kesinleşmiş 2 grup var konser için. Birisi Volkan Yırtıcı diğeri is Hope To Find.

 

Hope To Find zaten artık Eskişehir’de tanınan bir grup son yaptığımı EskiRock Metal Fest’te de sahne almışlardı ve oldukça beğeni toplamışlardı, umarım ki bu konser de onlar için aynı güzellikte geçer.

Hope To Find – http://www.facebook.com/pages/Hope-To-Find/171619490495?sk=info

Hope To Find, 2003 yılında gitarist Seçkin Can KOYUNCU ve gitarist Zafer YÜKSEL tarafından tohumlarının atıldığı, sezgisel beğenilerin anlatılma ve aktarılma arzusu ile yoğrulup, halen dahi evrilme sürecinin içinde bulunulan ve bulunulmaya devam edecek bir yapı olarak yola çıktı.

İlerleyen dönemlerde ardı arkası kesilmeyen kadro değişikliklerinin sonrasında grup ‘Dance Of The Flowers’ adlı bestelerini kaydetti. Bu kayıt, 2006 senesinde Eskişehir Rock Topluluğu’nun (ERT) toplama albümünde yer aldı. İlerleyen zamanla birlikte grup “progressive rock” çatısı altında çalışmalara başladı. Mükemmel bir kimyasal uyum barındıran ve tutkulu çabaları içeren hummalı bir çalışma sürecinin içerisine girildi.

Kasım 2008’de başlayan bu süreç Haziran 2009’a kadar dört parçanın bestelenmesi ve düzenlenmesi ile sonuçlandı.

Temmuz 2009 – Ekim 2009 ayları arasında Ankara Detay Müzik Stüdyoları’nda Volkan YIRTICI’nın mühendisliğinde dört parçanın kaydı ve miksajı gerçekleştirildi. Mastering, Rick O’Neil tarafından Turtlerock Mastering Stüdyoları’nda (Sydney, Avustralya) gerçekleştirildi.

Öte yandan görsel öğelere yönelik çalışmalara başlandı ve bu konuda yardımlarından ötürü son derece minnettar olduğumuz sevgili Gülbin ÖZDAMAR AKARÇAY ve Ebru BARANSELİ bizlere yardımcı oldular.

 

Volkan Yırtıcı ise Eskişehir’de pek bilinmese bile bu geldiğinde sanırım artık bilinmeye başlayacaktır çünkü harika bir müzisyen. 2007 yılında çıkarttığı “Yanlış Notalar” isimli albümü ile nasıl bir müzisyen olduğunu gösteriyor sanırım.

Volkan Yırtıcı – http://www.detaymuzik.com/

Ankara’da uzun yıllardır stüdyo müzisyenliği yapan VOLKAN YIRTICI’nın “Yanlış Notalar” albümü DETAY MÜZİK / WE PLAY etiketi ile müzik marketlerde yerini aldı.

Volkan YIRTICI (Gitar, Klavye, Vokal, Müzik, Aranje), Akın BAĞCIOĞLU (Davul) ve Koray ERGÜNAY (Bas Gitar)’dan oluşan ana kadroya birçok konuk müzisyen eşlik etti. Bu müzisyenler arasında Süleyman Bağcıoğlu ve Erkan OĞUR gibi önemli isimler de var.

Özellikle rock , fusion tarzlarının ağırlıkta olduğu ve daha çok müzisyen dinleyicisini hedefleyen albümde farklı tarzlarda hazırlanmış 10 enstürmantal şarkı yer alıyor.

Kayıtlar sırasında müzikal yapının üst düzeyde işlenmeye çalışıldığı ve neredeyse her şarkı için farklı davul ve davul setuplarının kurulduğu bu albüm, yaklaşık 2 yıl süren titiz bir hazırlık ve kayıt sürecinin ardından tamamlandı.

Albümün masteringi, dünyaca ünlü gitarist Joe Satriani’nin 6 albümüne prodüktörlük yapmış olan tanınmış sound engineer (ses mühendisi) John Cuniberti tarafından, California ‘da dünyanın en büyük stüdyolarından biri olan The Plant Records’da yapıldı.

Albümün ilk klibi “GÜNEŞLE KOL KOLA” parçasına, Ankara’da Volkan Yırtıcı’nın Detay Müzik Stüdyosunda müzisyen dostlarının katılımı ile STB Yapım tarafından 2 günlük bir çalışma sonucunda çekildi.

http://gitarturk.com/ftopic3082.html

 

3 grup hala kesinleşmediği için yazamıyorum tabi fakat daha önceden planladığımı “Let It Flow” eğer bu konserde yanımızda olabilseydi bizim için harika olurdu ama bir dahaki konserlere artık.

 

Konserin etkinlik sayfası: http://www.facebook.com/event.php?eid=138258222911037

 

Bu arada Müzik Kulübü Odası’na yaptırmayı düşündüğümüz stüdyonun ilerlemesi devam ediyor. Dilekçeler yakında hazırlanıp inşaata başlar gibi görünüyor. Rock Kulübü’ne başkanlığım yaptığım bu dönemde görebilir miyim kendi başlattığım projeyi bilmiyorum fakat en azından gelecek senelerde stüdyoyu kullanacaklar olanlar belki adımızı duyar da bi teşekkür ederler.

 

Konserde dinlenecek parçalara da örnek vereyim tam olsun:

Hope To Find – City Soul

 

Volkan Yırtıcı – Güneşle Kol kola

Hastalıklara doyamadım!


Bu aralar bana ne oluyor çözebilmiş değilim… son 3-4 aydır olmadığım hastalık kalmadı ve acı vermeye başladı artık cidden. O değil bu seneye kadar yılda 3-4 kere hasta olurken şimdi en uzun hastalıksız dönemim 2 hafta oluyor sonrası yine eziyet… Hatta son 2 hafta iyice abartıp haftada bir hastalık olayına geçtim artık. Geçen hafta faranjitken bu hafta reflü olduğumu öğrendim-Keşke az erken öğrenseydim de acısıyla yaşamasaydım böyle.

 

*Neyse konser yapmaya çalışıyoruz yine bu sıralar ama pek bi sorunlu gidiyor nedense. Elimiz kolumuz bağlı aslında okulla yapmaya çalıştığımız için yok o sponsora bakma, yok orada yapma, yok para alma… Belki bu kadar kısıtlamasalara çok daha rahat bir şeyler çıkardı ortaya ama sıkıntı olunca pek sıkıntıya gelemeyen ben koşturmak zorunda kalıyorum artık. Yaşadığımı en basit sıkıntılar genelleyince işi imkansızlaştıran sıkıntılar haline geliyorlarmış onu iyice öğrendim artık. Mesela önce grupları ayarlayalım sonra mekanı günü ayarlarız demek olmuyormuş onu öğrendim ama aynı zamanda önce mekanı günü ayarlayalım sonra grupları ayarlayalım demek de olmuyormuş. E nasıl olacakmış bu iş? çözemedik henüz ama başarıcaz elbette konsere kadar.

 

*Anadolu Üniversitesi’nin çılgınlar gibi salonlarımız var hepsinde son teknoloji var demesi yalanmış onu da öğrendik. Hatta direk örnekle açıklayayım;

 

Salon 2003

 

Halkbilim Araştırmaları Merkezindeki Salon 2003, 200 kişilik bir kapasiteye sahiptir. En gelişmiş ses ve ışık sistemine sahip olan Salon 2003, Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü ile Halk Bilim Araştırma Merkezi toplulukları için bir çalışma salonu olduğu kadar etkinliklerde de kullanılmaktadır. Özellikle bu salonda gerçekleştirilen oda konserleri büyük ilgi toplamaktadır.

Evet yukarıdaki yazı tamamen burada yazdığı gibidir.

 

Peki ya gerçek?

 

180 kişi kapasite

4 hoparlör

4 monitör

10 ışık 2 tanesi renkli oluyormuş…

onlarda sabit ama nasıl sabit… e hani sizin en gelişmiş ses ve ışık sistemi?

 

*Geçenlerde bi stand açalım demiştik Rock Kulübü için fiyasko oldu… En yakın zamanda daha koordine bi işe girişmek lazım bu konuda.

*Okula gideyim dedikçe hasta olmamın sebebi psikolojik bi manyaklık falan olabilir mi diye düşünür oldum şu sıralar… Acaba kafadan mı direk gitmeme isteğim nedir ki?

*Reflümün azmasının sebebi annemin gönderdiği koliye yıllarca yemek görmemiş açlar gibi saldırmamdan mıdır? Ondansa bile iyi ki göndermiş annem, iyi ki yemişim… acısını çektim ama olsun.

*Hala bilgisayar almak istiyorum… yeni oyunlar görünüyor her geçen gün ufukta ama hala cebe giren bi para olmadığı için alamıyorum ah ulen en azından diablo 3 çıkasıya kadar şöyle daş gibin bir bilgisayarım olsa da tadından yenmese fena mı olur?

*Sınavlar geliyor ve bu sefer çalışasım var ciddi ciddi… Hem de 2 hafta önceden başlıyorum çalışmaya yine olmazsa, yine geçemezsem artık bi oturup düşünme vakti gelmiş, geçmiş demektir heralde.

 

Neyse bu kadar olsun canım sıkıldı, uykum var, sabah ders var vs…

 

Saygılar, sevgiler.