Öyle bir şeyler işte.

somekindofhuman tarafından

Saat 06:28

Bilgisayarın başındayım hala, ne yaptığımı bile bilmiyorum. o kadar çok uykum var ki!

Kısa bir gün özeti yapmak geldi içimden, hiç yapmazdım oysa böyle bir şey. ne gerek var ki düşünmeye; yok günlükmüş, daha sonra okuyup hatırlarmışız.

neyi hatırlarız? yapmışsın bitmiş.

aynı şeyi bir daha yapabilir misin? hayır.

aynı şeyi bir daha düşününce eline ne geçer? hiçbir şey.

yapabileceğin tek şey düşünce tatmini sağlamak. o da nereye kadar?

neyse, uykusuzluk var ya üzerimde ondan böyle garipsedim kendimi. kim bilir yarın bu düşündüklerimin ne kadar saçma olduğunu da düşünebilirim.

hayat bu…

eh, gün özeti geçicem dedim ama başlayamadım. bir kaç cümle yeter aslında ama uzatmak istiyorum. vaktin geç olmasının, buna bağlı olarak üzerime çöken uykunun bende yarattığı şizofren kişilik bunalımını kullanarak uzatmak istiyorum.

sonra birileri saçma derse hani diye şimdiden söyleyeyim.

saçma olacak tabi saat olmuş 06:35! uykum var be can.

hadi gir ama söze diye bekleyen de olabilir. blog’umu yüzlerce kişi okuyor ya sanki, bir de öyle davranmak var. eğlenceli gibi geldi gözüme. google’den 3 kişi girmiş blog’uma saygı ile anıyorum onları buradan. bir daha girmeyecekleri bilsem dahi! kim bilir belki de girerler, hatta bu yazıyı okurlar, hatta o kadar da abartırlar bir de yorum yazarlar. işte o insanlardır ki en asil duyguya hakimlerdir.

5 gün oldu be hakim bey şu blog’u açalı nedendir bu “o dağları ben yarattım” havası. o da nasıl bir havaysa(!) şarkı gibi, türkü gibi. sevsinler.

yazı boyunca hiçbir bütünlük olmayacakmış gibi geliyor değil mi insana okuyunca?  yok ben yazarken öyle hissediyorum da “acaba okuyanlar da aynı hisleri paylaşıyorlar mıdır?” dedim.

işin özü:

bugün sabahın körüne kurdum saatimi(09:00) ders kayıdım vardı bugün, dedim erken yapayım kontenjan kalmıyor sonra. nasıl bir sistem varsa bu garip okulda o da bir garip ders kaydı 9’da açılıyorsa bilin ki seçmeli dersler 9:10’da dolmuştur.

neyse, 9’a kurduğum saatimi nedendir bilinmez saat 11:35 sularında duyma şerefine nail oldum. eh doğal olarak sövdüm içten içten. “boşver be volkan, iyi olur” dedim başladım ders seçmeye. o kadar da kısa sürmez sanıyordum, neredeyse sayfayı açar açmaz bitti seçeceğim dersler.

neden mi öyle oldu?

yurdumun güzide üniversitelerinde birisi olan canım üniversitemin ders proglama sistemi öyledir ki düz dönem devam etseniz bile çakışan ders bulursunuz! eh ben düz devam edemeyen bir bünye olduğum için almam gereken derslerin büyük çoğunluğu, almak istediğim dersler ile çakıştı. böyle olunca ortaya koca bir sorun çıktı ki çözüm ne tarafta olursa olsun gerçek çözüm ile alakadar olamazdı. neyse seçtim 5-6 ders dedim “bu dönem eskileri kaldırayım ki bir daha gözümün önüne gelmesinler, ortalama düşürüp çabuk bitireyim diye uğraşacağıma rahat okuyup ortalama yapayım(şu ana kadar pek işime yaramayan bir gerekçe)”.

——————————————-

bu sıralarda yurdun diğer bir köşesinde;

bir şarkı buldum(daha öncelerden de dinlediğim ama bu kadar önemsemediğim bir şarkı) tadına doyum olmuyor. o kadar da tatlı ki, insanın dinledikçe dinleyesi geliyor ki öyle de yapıyor zaten. sabah ders seçmek için kalktığım anda açtım şarkıyı saat sabahın 06:48’i oldu hala dinliyorum(aralarda farklı şarkı dinlemeler ve müzik kesintileri olsa da genel bu şarkı üzerineydi). şarkının adını da vermek gerekir şimdi galiba “Alice Cooper – Poison”. büyük ihtimal ile bu tür müzikleri dinleyen her insan duymuştur bu kült şarkıyı. sözleri de bir o kadar güzel ama ah o melodisi ve alice cooper’in garip yorumu yok mu! ah be, ah!*

——————————————-

ders seçimi bir yere kadar tabi, 3-5 dakika sonra bitti bütün işim. saat olmuş neredeyse 12! yatılır mı o vakitten sonra. doğal olarak geçtim yine bilgisayar başına. bir kaç saat sonra da mesut geldi zaten. özlemişim keratayı. içinden bir ses diyor ki: “mesut kimdir?” o zaman buyur buradan yak. Tatil, sorunlar, müzik, geyik falan derken hallettik bir kaç saati beraber. iyi de oldu, yalnızdım bir kaç gündür. e sıkılıyor tabi insanın canı ister istemez.

hava da kararır gibi olmuştu yavaştan insanın içini ısıtan bir edayla, sevgilisini kollarında düşünen aşığın fikirlerinde olduğu gibi. ne de saçma oldu bu kısım! akşam oluyor işte. ne aşkı, ne sevdası.

yemek vakti, yemek!

yalnızlığın verdiği hüzün ile boynu bükük minyatür emrah misali yedim yemeğimi. zaten mutfağa girmeye korkar oldum artık. tatilde kesilen elektrikler yüzünden artık mutfak, hiç de mutfağa benzemiyor! temizlemek lazım ama bünyem el vermiyor. bakmalıyım bir çaresine.

… diye saçmalarken saat oldu akşam 7 civarı. saygindur geldi eve, ansızın(değil be yav!). işte o an başladı geçenin nasıl geçeceği hakkında fikirler. önce yaklaşık bir saat diablo karakteri oluşturmaya çalıştım! lanet olası bilgisayarım yine kontrolümden çıktı! sevmiyorum artık!  bir şekilde halloldu karakter işlemleri ve oyun başladı.

saat oldu 11,12,1,3,5 eh be ne oluyor? aynen de öyle oluyor. sabaha kadar süren bir diablo II session ardından yazıyorum işte ben bu yazıyı. hani yukarıda demiş ya bu bünye “saçma mı? evet!” işte bu da kanıt olsun o söze.

bir de böyle ben yazdığım halde sanki başkası yazmış gibi yazmak var ya! ah be ne zevkli şey o. yapıyorum yapıyorum daha çok yapasım geliyor… çocuk bezi reklamı yapıyoruz ya burda!

“çişimi ediom çişimi ediom popom kuru kalıyo”

uyumakta lazım arada. insan bünyesi sonuçta, belli başlı ihtiyaçlarımız var yani. hani o tv’de gördüğünüz mankenler falan var ya onlar da … uyuyor(!)

iyi sabahlar.

ah şimdi bir simit peynir olsaydı en sıcağından da yanına çay demleseydim.

Saat 07:12**

*sözlerini alıntı kutusuna yazdım bakalım nasıl olacak.

**yazının ne kadar sürede yazıldığını göstermek için bir şeyler işte.

Your cruel deep eyes,
Your blood like ice.
One look could kill,
My pain, your thrill.

I wanna love you, but I better not touch (don’t touch)
I wanna hold you, but my senses tell me to stop
I wanna kiss you, but I want it too much (too much)
I wanna taste you, but your lips are venomous poison

You’re poison runnin’ through my veins
You’re poison, I don’t wanna break these chains.

Your mouth, so hot
Your web, I’m caught
Your skin, so wet
black lace on sweat

I hear you callin’ and it’s needles and pins (and pins)
I wanna hurt you just to hear you screaming my name
Don’t wanna touch you, but you’re under my skin (deep in)
I wanna kiss you, but your lips are venomous poison

You’re poison runnin’ through my veins
You’re poison, I don’t wanna break these chains
Poison

One look (one look), could kill (could kill),
My pain, your thrill.

I wanna love you, but I better not touch (don’t touch)
I wanna hold you, but my senses tell me to stop
I wanna kiss you, but I want it too much (too much)
I wanna taste you, but your lips are venomous poison

You’re poison runnin’ through my veins
You’re poison, I don’t wanna break these chains
Poison

I wanna love you, but I better not touch (don’t touch)
I wanna hold you, but my senses tell me to stop
I wanna kiss you, but I wanna too much (too much)
I wanna taste you, but your lips are venomous poison

Yeah
Well I don’t wanna break these chains
Poison

Runnin’ deep inside my veins
Burnin’ deep inside my veins
Poison
I don’t wanna break these chains

*editi: bir boka yaramadı alıntı kutusu, farkl yol denedim.

Reklamlar