Açık Doğum Günü Öğretimi

somekindofhuman tarafından

5-6 gün olmuş yine yazmayalı bloga. bir türlü seri yakalayıp yazmayı başaramadım, nedense. çok büyük hedeflerim vardı aslında, ilk başladığımda bu olaya. hergün yazıcam gibi bir hırsım vardı hatta ama başarısız bir deneme oldu hergün yazma fikri. neyse görünüş o ki böyle de gayet güzel ilerliyor. okuyanlarımız belli sevdiğim insanlar, hep varolsunlar.

konuya girelim hemen. yazmadığım 5 gün içerisinde ne oldu? bir kaç bir şey oldu anlatmaya değecek statüde.

önceliği savaşalp’in doğum günü alıyor tabi ki. zenci kişisinin büyük sürpriz uğraşları sonucunda başarı ile atlatılan bir eğlenceydi gerçekten. buradan zenci’ye selamlarımı iletiyorum. başka doğum günlerini de aynı üst düzey idare kabiliyetiyle gerçekleştirmesini umuyorum-helal be sana zenci-. 7.30 civarında espark önünde buluşma ile başladı asıl olay. toplaşılıp savaşalplere gidildi. kapıda pastanın mumları söndürüldü. heyecan doruklardaydı. “iyi ki doğdun savaşalp” ve benzeri nidalarla giriş yapıldı geceye. tayfun isimli şahsın getirdiği-öyle de garip bir insan- 100cc absolut mandrin eşliğinde devam etti güzel gece. “dayanırım, kafa olmam” ümidi ile başladığım gecenin sonunda “neye dayanıyosun sen, yavaş dayan” ümitsizliği yer etmişti zihnime. mutfakta kaymış kafayla yapılan garip muhabbetlere diyecek söz yok zaten.

neden o kadar derine indik orası ayrı bi garip zaten.

ayrı da bir tadı vardı o muhabbetlerin, savaşalp’in yan odadan arasıra verdiği tepkiler ve cevaplarla birlikte. az kişili ama öz kişili bir gündü kendi kanaatimce. eğlence, güzel kafa ile birleşince daha da bir güzel hava yaratıyormuş. bu bir kez daha kanıtlandı dün gece-bana göre-.

güzel bir gece bitti tabi ki. saçma bir sabaha merhaba modu her zaman ki gibi. hesabımda olan bütün parayı çekerek açık öğretim 2. taksidini yatırmaya gittim öğleden sonra.

ilk başta kampüsteki akbanka gittim oradan parayı çeker vakıfbanka yatırırım ümidiyle. doğal olarak “güzel” şansım sayesinde kampüsteki akbank atmsinin para vermediğini öğrendim.

eh dedim “daha vaktim var, çarşıdan yatırırım.”. çarşıya gittim akbanktan para çektim. içimde bir heyecan “oh eve giderim bir yemek yerim. açlıktan ölüyorum” duygusu.

vakıfbanka yaklaşırken bir insan kalabalığı gördüm. yaklaştıkca daha da büyüyen, her adımda insanın gözüne daha korkunç gelen bir insan kalabalığı. eskişehir’i bilenlere geliyor bundan sonraki açıklama. hani vakıfbanktan ilerleyince köşede iş bankası varya! işte kuyruk kıvrıla kıvrıla oraya gidiyor. aman tanrım! “güzel” şansım tekrar karşımdaydı.

anlamadığım şey bütün açık öğretim öğrencilerinin parayı yatırma işlemini neden son güne bıraktığıydı. hadi benim param anca yattı yahu önceden yatırsanıza paranızı! ne diye eziyet çektiriyorsunuz insanlara.

neyse sıra bir iki ilerliyor derken saat oldu 4.15. bir haber geliyor içeriden “sistem çöktü yarım saat sürer”. “Allah belanı versin VAKIFBANK!”  dedim içimden. hakediyor çünkü! eh hırs yaptım bir kere yatırmam lazım o parayı. yoksa faizle falan kim uğraşacak… zaten batmışız iyice.

içimden güzel güzel söverken kuyruk başladı tekrar ilerlemeye saat oldu 5. e banka 5’te kapanıyor ben kapıya yaklaştım iyice. bu an keserlerse oturup ağlarım dedim artık. arkadan itenler falan derken bir an içeriye attım kendimi.

bu arada 2 saat falan dışarıda bekledim artık dondum. bütün vücudum bir oldu titriyor. vücudumun kontrolünü elime alamaz oldum. içeriye girdim bu sefer sağdan biri itiyor, soldan biri itiyor dellendim iyice. yatırıp evime gidip kalorifere dayanmak istiyorum o an. tek bir amaça yönelik çalışıyordum.

en sonunda sıra bana geldi saat oldu 5.30-5.40 iyi ki banka görevlileri yatırmak isteyen herkesi alacaklarını söylediler ki onca zaman beklediğime yanmaz oldum. 2 saatlik anlamsız, soğuk, idiotik beklemenin ardından amacıma ulaştım eve giderken bi an donacağımı sandım. dedim bari bi yere girip ısınayım sonra içimde bir enerji “yürü olum! eve gidince yayılır oturursun” dedi. “sen bilirsin” dedim. kararttım gözleri, doğru eve.

eve geldikten sonra ise 1-2 saat kadar ellerim uyuşuk, karıncalı bir şekilde bana acı çektirdi ama sonuç olarak günün anlam ve önemi uygun bir zaman geçirmiştim o sırada. eh bu da bana ders olsun.

neymiş?

açık öğretim harcı son güne bırakılmazmış!

not: bir haftadır indirmeye çalıştığım alice cooper diskografisi sonunda bitti!

not2: torrentten oyun indirme saçmalığına tekrar bulaştım. dolayısıyla tekrardan virüslerle yaşar oldum.

not3: yeter başka not falan yok.

bugünün bonusu:

Sophie Monk Bonus

Sophie Monk Bonus

Aşık oldum. Ha bir de soyadı çok kralmış.

Günün mottosu: Spice up your life! Go vegetarian!

Reklamlar