Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Month: Nisan, 2009

Boşluk


Bir kaç hafta oldu galiba son yazımdan bu yana. nedense hiç yazasım gelmedi şu bir kaç hafta boyunca aslında arada ucundan hadi yazayım dedim ama yazacak bir şey bulamadım belkide.

uzun süreli bir sıkıntı içerisinde devam ediyorum hayatıma. ev ortamından mı yoksa hayatımın genel gidişatından mıdır bilmiyorum ama bir sorun olduğu apaçık ortada. evde olduğum süre boyunca nedenini bilmediğim bir mutsuzluk var üzerimde stephen king’in rose red konağı hikayesindeki gibi kötü evler ve iyi evler muhabbetinde bir gerçeklik payı vardır o yüzden mi böyleyim yoksa sorun evde değilde evin içerisinde olanlarda mı bilemiyorum ama şu an için yapabileceğim pek bir şey var gibi görünmüyor.

yaz sonunda evden ayrılma gibi bir planım var bakalım umarım uygulayabilirim. yoksa bu modda gidişat kafayı yedirir heralde bana. 3 yıldır beraber olduğum ev arkadaşlarımdan da ayrılacağım gidişata göre sebebi nedir ne değildir tam bir şeyler söyleyemem ama bir çok şey var gibi görünüyor küçüklü büyüklü.

çevre mühendisliği hayatımda pek güzel gidiyor denemez vize haftası yaklaşırken yine kafamdaki bozukluk yüzünden çalışma şevkim gelmiyor. bir yerden de başlamak gerekiyor hani.

diğer bir yandan açık öğretim sonuçları açıklandı bir ders hariç diğerlerini geçeceğe benziyorum. bu kadar kolay olcağını sanmazdım ama açık öğretim, sonuçta herkes geçer diyorlar.

yine parasız dönemdeyim aslında sıkıntıda olmamın sebebi bu bile olabilir. nedendir bilmiyorum ama cebimde para yoksa içim sıkılıyor para gelesiye kadar düzelmiyor. borçla falan idare ediyoruz bakalım nereye kadar. geçen gün digiturk’ten aradılar borcunuzu yatırmazsanız icraya vericez diye borç bulduk yatırdık. aynı zamanda tüp bitti daha alma şansı bulamadık. bir de kirayı istediler onuda verdik. eh bize kaldı boş bir avuç. ayın 7’si nasıl gelecek bakalım.

bu arada hafta sonuna abim geliyor. sınav varmış bir kaç gün yanımda kalacak. para da yok bakalım nasıl gezdirecem. ilk kez geliyor bir şeyler yapıp gezdirmem lazım ama umarım memnun kalır.

neyse pek bir aksiyon yok moral bozukluğunun yanında arada frp oynuyorum o kafamı dağıtıyor o da olmasa patlamıştım heralde buradan savaşalp’e çok büyük teşekkür etmem lazım galiba o oyunları oynattığı için yoksa sıçmıştım şimdiye kadar. bir de arada arkadaşların eve gidip farklı ortamları görüyorum ya işte orada mutlu oluyor insan. biraz düşüncelerinden uzaklaşabiliyor. biraz da olsa rahatlamanın tadını çıkartabiliyor.

umarım hep var olurlar.

Reklamlar

Eskişehir Rock Topluluğu


Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.

Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.

Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.

Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.

Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.

Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.

Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.

Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.

Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..

Ödül mü?


Buradan saygıdeğer canım arkadaşım Koray‘a çok teşekkür ederim. Beni Smart Blogger ödülüne layık görmüş. Bu aksiyonların güzelliği hep Koray tarafından geliyor. Tanıdıklarım arasındaki blog aleminin en bilinen adamı “Koray”. Uğraşıyor gerçekten bloguyla. Gereken önemi veriyor yani. Bir de bana bak ne zaman yazdığım bile belli değil. Neyse hep diyorum bi düzen lazım bu blog olayına falan da niyeyse tutturamıyorum ki o düzen olayını. Evet Koray seni blog yaşantında ki düzen için tebrik ediyorum.

Ödül

Ödül

Ödül demişken geçenlerde bir sitede çalışmalarımdan(fotomanipulasyonlarımdan) bir tanesinin yayınlandığını gördüm. Benim için çalışmalarımın bir yerlerde kullanılıyor olması gerçekten sevindirici bir durum.

Türk Tasarımcılardan Seçme Çalışmalar-7

Bu en önemlilerinden birisiydi çalışmalarım içerisinde. Aynı çalışmamla bir adet Global Warming temalı yarışmada 3.lük almıştım.

Bunun gibi belli haberlere eklenmiş bir kaç çalışmam daha var linklerini bulamasam da bir adetini ekleyeyim.

What We Know About Poverty?

Bir de çalışmalarımı isim belirtmeden bloglarında sitelerinde kullananlar var onları da google sayesinde buldum. Onlardan da bir kaç tane koyayım.

mezescsupor => bu sayfada ne yazıyor bilmiyorum ama koymuş fotoğrafımı işte.

FadFada from MagNoon => Burayı anlamak da zor benim için çünkü arapça yazıyor.

Bunlarda böyle bir şeyler işte.

Black Tooth!


Dün hayatımın en mükemmel günlerinden bir tanesini yaşadım kesinlikle. Yazın gittiğim UniRock Fest. ten sonra bir daha dinleme şansı bulamadığım Black Tooth’u tekrar canlı olarak dinleme şansı buldum. İyi ki bulmuşum. Mükemmelikten daha öte bir konserdi kesinlikle. Seviyorum bu adamları!

Konserden önce kısa sohbet sırasında Tuna Abi’nin metal piyasasına olan kızgınlığını duyunca gerçekten hak verdim. Black Tooth gibi kaliteli adamlara Türkiye’de gereken önem verilmiyor. Oysa ki onlar Türkiye’yi yurtdışında temsil etmek gibi bir jest yapıyorlar ama dikkat eden yok bu durumlarına. Gerçek olan şey Türkiye’de ki metal müzik dinleyicisi metal müziği sevdiği için değil metal müzikte bir piyasa olduğu için bu müziği dinliyor. Sokaklarda binlerce metal gruplarının t-shirtleri üzerinde olan upuzun saçları olan, götik götik takılan tiplerin 100 tanesinde belki 5 tanesi bu müziği gerçekten dinliyordur. Geri kalanlar ise çevresindeki insanların o moda girmeye çalıştığını görerek aynı yolda ilerlemeye çalışan seviyesiz tiplerden öte geçemiyorlar.

Neyse kısa bir sinir…

Kısa sohbetten sonra Hicri Abi’yi gördüm. Sonunda onunla da yüz yüze tanışma fırsatı buldum. Süper bir insan! Türk metal müzik piyasasına bu kadar emek veren bir insanla tanışmak büyük bir onurdu doğrusu. Bu yazda Savatage’yi Türkiye’ye getirerek insanlık alemine büyük bir katkı yapacak bu da dipnot olsun.

Konsere fotoğraf makinamı götürdüm geceyi ölümsüzleştirmek için fakat makinamın şarjının olmadığından bi haberdim. Eh doğal olarak içim bi yusuf yusuf etti. Sağolsun Up&Down’dakiler şarj etme izni verdiler.

Sonunda konser yaklaştı sahneye geçtik hemen en öne. Başka yerden olmaz tabi ki. Elimde fotoğraf makinası ortam çoşacak belli bir yandan makinayı kırmasam diye geçiriyorum içimden. Bir kere kırıldı objektif bir daha aynı dert koyar adama.

Çılgın Kalabalık

Çılgın Kalabalık

Neyse çıktı Black Tooth sahneye içimde bir heyecan. Herkes başladı coşmaya. Headbanger’ler, pogo yapanlar. Arada birisi sürekli koşup koşup üstüme atlıyordu onun sebebini çözemedim niyeyse. Kısa süreli sahne önü maceramda yediğim bir kaç darbeyi hatırlıyorum. İlk yediğim darbe yandan geldi etkisi şiddetliydi sahne önünde sol taraftaki kolonlara doğru fırladım. Sol tarafta dizili olan 2 kolonu devirebilecek seviyede bir uçuştu benimkisi ama şans eseri sadece sallanmayla yetindiler. İkinci darbem ise tam olarak sırttan geldi. Bu darbe en şiddetlisiydi zaten ki sırtımdaki baskıyı hissettiğim anda sahneye fırlamış olarak buldum kendimi. Sahnedeki monitorun yanında uçtum sahneye. Ayağım kenara sıkıştı onun acısınıda sabah anladım. Dizim şişmiş ve morarmıştı. Neyse olur böyle… o heyecana yakışırdı.

Sahneye fırlayınca Tuna Abi(Black Tooth Vokal) gördü beni yukarı çıkmamı söyledi eh bu şans kaçar mı! atladım sahnenin sol köşesine sote bir yer aldım kendime. Yalan yok ilk kez bir konseri bu kadar yakından izliyorum yani sahneden. Yanımda Ebru Abla(Tuna Abi’nin Eşi) ve Hicri Abi(Hicri Bozdağ) vardı. Ben sürekli patlatıyordum flashı. Fırsatı değerlendirmezsem ölürdüm kesin.Hicri Abi’nin söylediği ise konserden sonra fotoğrafları ona bi şekilde ulaştırmamdı. Tabi Hicri Bozdağ benden bir şey isteyecek yok diyeceğim. Çarpılırım ha! Eyvallah abi dedim hatta şu anda da fotoğrafları nete yüklemekle uğraşıyorum. Her anı yakalamaya çalıştım resmen. Baktımda 140 tane fotoğraf çekmişim konser boyunca.

En sevdiğim fotoğrafım ise geceye dair Tuna Abi ve Ebru Abla’nın beraber yanımda parçayı söylerken oluşturdukları görüntüydü. Kesinlikle mükemmel bir çift! Konserin son parçası Pantera – Walk’idi. Tuna Abi bütün dinleyenleri sahneye çağırdı ilk kez gördüğüm bir görüntüydü herkes sahnede hep beraber coşup şarkı söylüyordu. İnanılmazdı.

Konserden sonra tabi ki Black Tooth Eskişehir Chapter adına kulise girdik herkesle fotoğrafımızı çekildik. Mutlulukla ayrıldık kulisten. Festival modunda 3 grup daha vardı Black Tooth’tan sonra çıkacak ama onları kim dinler Black Tooth üstüne. Biraz üst katta kafa dinledik sonra da ver elini evimiz.

Selahattin Tuna Vural

Selahattin Tuna Vural

Mekandan ayrılırken Tuna Abi’nin söylediği söz sayesinde Savaşalp ve Ben uzun süreli bir şok yaşadık ama bu şokun verdiği mutluluk uzun süre etkisini sürdürür zaten.

Eh işte böyle mükemmel bir geceydi Black Tooth ile konser gecesi. Sonu da mükemmeldi, başı da mükemmeldi. En sonunda mutlu mesud geldim evime. Mışıl mışıl uyudum o yorgunluğun üzerine. Tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum Black Tooth’a bu kadar mükemmel bir geceyi bize yaşattıkları için. Seviyorum sizi!