Misafir & Küçük Kız & Rock

somekindofhuman tarafından

abim, sınavlar, küçük kız

Bu hafta sonu abim vardı Eskişehir’de. Pazar günü UDS sınavına girmek için bir taraftanda gezmek için gelmiş. hoşgeldi. Gezdirdim bayağı bi daha doğrusu gezilecek yerler olarak algıladığım yerler “güzel” barlar olduğu için oralara götürdüm. Gayet güzeldi de hani hiç yoktan haftalardır evde oturmamın acısını abim gelince beraber çıkardık az biraz rahatladım sıkıntısızım bu ara. Mutluluk var içimde birileriyle uğraşma isteği var ama bir yandan da “birileriyle” uğraşmama isteği var. nasıl oluyorsa artık o.

Neyse kısa bir özet geçeyim abim varken yapıklarımı öncelikle cillop gibi yemekler yedim Koray sağolsun bi miktar para göndermişti o kadar mükemmel oldu ki bu arada o para anlatamam resmen Koray’a bi can borçlu gibi bir şey oldum yani böyle içimdeki sıkıntıların uçup gitmesini sağladı desem “kısmen” yalan söylememiş olurum heralde. Çok teşekkür ederim buradan da.

Özet diyordum evet. İlk geldiğinde öylesine kısa bir şehir turu yemek falan yedik daha sonra Sünger’e götüreyim dedim ama klasik mekanın özelliği ağzına kadar doluydu eh doğal olarak yan tarafa geçip Los Amigos’a girdik. O mekanda ağzına kadar doluydu nasıl bir hafta sonuydu bu anlamadım boş olan bir mekana denk gelmedim. O gece pek eksantrik olaylar gelişmedi normal bi şekilde içtik eğlendik. Tek farklı olan şey 1 Mayıs heyecanının bizim evin önünde gerçekleşmesiydi. Kaç saatte yürüdü o kadar kişi bravo valla sonu gelmeyecek sanmıştım. Klasik 1 Mayıs işçilerinin aksine içerilerinde yer alan değişik “tayfa”lar  her zamanki gibi değişik tezahuratlarıyla garipleştirdiler ortamı. Ama yürüyüş boyuncaki en garip tezahurat, neden söylendiğine anlam veremediğim tezahurat, büyük ihtimalle onların da neden söylediklerinden haberleri olmadığı tezahurat; Zıpla, zıpla, zıplamayan tayyip. Tezahuratın içerisinde yatan üstün zeka belirtisini belirtmeme gerek yok heralde okuyunca sizde anlarsınız zaten.

Neyse bir sonraki günde gezdik yedik içtik sadece bir mekandan çıkıp eve dönerken iki tane hatun yanımızdan geçerken “hadi size bira ısmarlayalım” demişler ki benim bundan geç haberim oluyor. Normal halim gibi kafamı eğmişim önüme yürüyorum çevre önemsizleşmiş benim için hatunlarda tam o sıra söylemiş ne yapayım… kaçırdık “birayı”.

Son gün sabah abimin sınavı vardı. sınavdan sonra yolculuk vaktine kadar takılalım dedik çıktık vs. abimin otobüsü saat 6’daydı biz eve 5.35’te falan geldik evden tramvay durağı 10 dk, tramvay durağından otogar ise 30 dk. eh geç kalacağımız kesinleşti tabi. neyse koştuk ettik tramvay çarşıdayken abim firmayı aradı geç kalacağımızı belirtmek için. dediler ki kampüsten binin eyvallah dedik atladık tramvaydan koşarak karşı tarafa bindik bir durak geçti bir baktım ki yanlış tarafa gidiyoruz hasiktir diyerekten tekrar atladık tramvaydan bu sırada saat neredeyse 6 oldu koşa koşa geriye döndük tekrar bindik başka tramvaya üniversite durağında indik koşa koşa kampüsteki otobüslerin insan aldıkları yere vardık ki o an otobüs geldi. dakikası dakikasına oldu yani her şey.

kısa bir spor yaptım artık böyle avutuyorum kendimi.

Neyse böyleydi işte abimle geçen hafta sonu. Diğer bir olayımda klasik vize haftam başladı her zamanki gibi. Fizike bakmıştım abim buradayken bir kaç saat fakat bugün sınavda anladım ki pek yeterli olmamış. Her zaman ki gibi “çoo…ok yüksek” bir not bekliyorum da bakalım ne gelecek. Bir hafta boşa geçecek gibi de mutluyum be boşvereyim ne olacak…

Birde bugün eve girerken çok güzel bir şey oldu aslında. Aynı apartmanda oturduğumuz küçük bir kız var bacaklarından sorunu var o yüzden tekerlekli sandalye ile gelip gidiyor okula. Büyük ihtimalle ortaokulda falan okuyor ama çok güzel, çok tatlı bir kız. Sınavdan eve gelirken tam apartmana girecekken onlarda girecekti gördüm kapıyı tuttum ablası “aslında biraz daha yardım alsak fena olmaz” dedi. Neden bilmiyorum ama bir heyecan oldu içimde “tabi çok iyi olur aslında” diye gerzek bir cevap verdim. Neyse güldüm falan “peki ne yapmam lazım” dedim. O da “sen yukarıya kaldır sandalyeyi bende önden kaldırayım çıkartalım merdivenden” dedi. Peki dedim başladım kaldırdım ama gerçekten ağırdı. Kızın ablasıda yaklaşık olarak 18-20 yaşlarında falandır heralde ben olmasam onu nasıl çıkartacaktı kendi başına düşününce biraz kötü oldum aslında. neyse kaldırdık girdik apartmana. kızla göz göze gelince yüzündeki sevecen gülümseme ve o naiflik ile teşekkür etmesi çok etkilemiş olacak ki beni bana teşekkür edene “teşekkür ederim” diyerek cevap verme gafletinde bulundum ki pek önemli değildi aslında sonra içimi bi mutluluk sardı. Koşa koşa çıktım merdiveni eline şeker verilmiş çocuklar gibi.

Bir mutluluk yaşamam lazımdı küçükte olsa işte bu sıralarda en çok mutlu olduğum anlardan birisi buydu. Aslında daha çok sohbet etmek isterdim küçük kızla ama başka bir sefere artık.

Bir de yapmaya çalıştığımız “Eskişehir Rock Topluluğu” olayı vardı bir süredir. Gidişat şu an durgun gibi… şimdiye kadar siteyi açmış olmam lazımdı ama kimse bir aksiyona girmediği için açıkçası pek uğraşasım gelmiyor benimde oysa ki ilk konuşmayı yaptığımda herkes nasıl gazdaydı bıraksalar hep beraber istanbul’u tekrar fethederdik ama işte “gaz”.

neyse vizeler bitsin diye bekliyorum artık bakalım vizelerden sonra yapılması gerekenleri yapıp siteyi açabilecekmiyiz. yapılacak olan bir logomuz, toplanacak olan bir paramız ve düzenlenmesi gereken bir şeyler var. hadi bakalım beklemeye başlayalım…

Reklamlar