Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Month: Şubat, 2010

Chaos In The City III – Bitti


Evet, bir etkinliğin daha sonuna geldik, geçmiş olsun. Gerçekten geçmiş olsun çünkü çok garip bi etkinlikti.


İlk gariplik 2 gün önce mekanın değiştirilmesiyle oldu ki bu yapılanları karalamaya çalışan Eskişehir’deki seviyesiz müzik piyasasının etkisi olsa gerek. Daha sonra gidilen mekan o kadar küçüktü ve sahne o kadar minyatür bir haldeydi ki neredeyse gruplar sığamadılar sahneye. E doğal olarak moral bozuk sahne performansı izlemiş olduk.


Her ne kadar her grup bozulan morallerini belli etmemek için, sırf oraya gelen kitleye ayıp olmaması için elinden geleni yapmış olsalar da elbette ki daha iyi bi mekanda daha iyi bi kitle ile çok daha iyi şeyler yapılabilirdi.


Tuna Abi’nin önerisine uyulsa güzel olurdu aslında hani madem mekan tadilatta bekleseydik bi iki hafta daha. Her şey hazırdı nasıl olsa beklemek ne sorun yaratabilirdi ki bundan daha büyük? Neyse geçti bitti.


Kısa bir gece özeti yapalım o zaman.

Gecenin en kral grupları Sabhankra, Black Tooth ve DarkPhase.

-Black Tooth’a olan hislerim zaten bilinen bir şey ne kadar kötü çalsalar da severim ben onları ki her seferinde daha iyi çalıyorlar ha bir de bu konserde Kiss çaldılar. Tebrik ettim. “Sırf Pantera” diyenler için gelmiş olsa gerek. Adamlar yapıyor.

-Sabhankra’yı ilk kez dinledim ve inanamadım! Bu grupla Mesut sayesinde tanışmıştım bi kaç yıl önce, sağolasın. Çok kral müzik yapıyorlarmış bunu anladım bi kere daha. Her ne kadar sahneye sığmakta zorluk yaşasalarda-küçücük mekanda 5 kişi oraya sığmak için zorlanmıştır elbette- ellerinden geleni yaptılar, iyi ki yaptılar, yine yapsınlar.

-DarkPhase zaten 20 yıl olmuş ilk anlarından bu yana demişler ki “Back To The Roots” ve harbiden öyle olmuş. Ağzınıza, ellerinize, ayaklarınıza sağlık 20 yıldır varsınız. Tadlarını bozmamışlar, trash’e koyup geçirmişler yani. Hepsi birbirinden profesyonel, harika insanlar. Yakında tekrar ağırlayacağız sizleri umarım.

Konserler boyunca yine fotoğraf çekmekle uğraştığım için pek kafa sallamaktan mütevellit boyun ağrısı gerçekleşmedi ama saatlerce ayaklarda beklemekten kaynaklanan bi bel ve ayak ağrısı kombinasyonuna sahiplik yapıyorum şu sıralar. Ha bir de konserde çekiliş yapıldı. Garipti. Bana da Draconian konserine bir bilet geldi, sağolsunlar. Giderim umarım.

Geceden notlar:

*Mesut’un kendinden geçmiş haline şahit oldum. Ağzı 28cm açılabiliyormuş “Our Kingdom Shall Rise!” diye bağırırken.

*Artist Bar bu tip konserler için hiç gidilesi bir mekan değil.

*3 yıldır alacak olduğum zincir sonunda elime geçti.

*Draconian konserine biletim oldu, durduk yere.

*Mesut’un kardeşi Mesut’tan daha hareketli, adam duramuyor bi.

*Gruplar kendi hallerinde mutsuzlardı, hatta sabhankra’nın bateristi konserden sonra hemen ayrılmış mekandan, moral bozukluğundan.

*Konsere gelip mekanda sevişen bünyerin ağzına sıçayım. Amaçsız genç nesil. Eviniz yok mu lan?

*Heretic Soul performansı sırasında bana objektifini kullandırtan Sanem Yücesoy isimli sevimli şahsiyete çok teşekkür ederim. Objektifin farkını içimde hissettim, içimde!

*Sabhankra’dan sonra mekanı terkeden canım arkadaşlarımı ayıplıyorum

*Gittikten bir sonraki şarkı olarak Lamb Of God – Black Label çalmasına rağmen bunu dinleyemeyen Savaşalp’e selamlarımı iletiyorum.

Bitti.

Reklamlar

Chaos In The City II


Dün akşam öğrendiğim bir habere göre Glow’da yapılacak olan Chaos Extreme Fest V, Glow’un her zaman ki gibi tadilatta olması sebebiyle Artist Bar’a taşınmıştır. Artist Bar nasıldır bilmiyorum fakat Glow’a göre daha küçük bir mekan olduğunu tahmin ediyorum. O değil neden yapılmaya çalışılanlar bir şekilde engellenmeye, sabote edilmeye çalışılıyor bu piyasada onu anlamıyorum. Adamlar uğraşıp şehire hareket getiriyorlar ama son gün mekan değiştirmek zorunda kalıyorlar.


Müzik piyasasının saçmalığı böyle bir şey sanırım. Herkes birbirinin arkasından bir şeyler söylüyor ama hiç kimse bi aksiyona giremiyor, anca birbirlerini kötülüyorlar.


Devam edin canlarım aynen böyle, çılgınlar gibi gelişir o zaman bu ülkenin müziği, Iron Maiden’de gelir, ACDC’de gelir yukardan Allah’ı bile çeker getirirsiniz helal len devam hadi hop, sikin birbirinizi!


Neyse sıkıntılarına rağmen umudum güzel bi etkinlik olacağı yönünde, en azından benim için öyle olacaktır. Yeleği yine giyemeyeceğiz o ayrı konu. Henüz yapılamamış gibi görünüyor patchler. Bi dahaki konsere umarım.

Neyse…

Okula başladım bu dönemde bakalım ne olacak. Hırslı girdim, ilk hafta okula falan gittim bi kaç gün ama devamı full okulda olurum umarım ki bu dönem de özel tekrarda kalmaya devam edersem bu benim okulun bitmeyeceği anlamına gelir yavaştan yavaştan.

En iyisi şimdi içimde olan gazı en azından bi dönem sonuna kadar tutayım içimde.

Okul haricinde Başar’ım şehre dönmüş, doğal olarak benim fotoğraf makinası da şehre döndü. Görünüşe göre Chaos Fest fotoğraflarını yakında paslarım ortalığa. Henüz fotoğraflarını çekemediğim Karathorn’a da buradan özür diliyorum artık.

O değil de Chaos Fest.’e yaklaşık 10 kişi falan gidiyoruz heralde. Biraz garip tabi o kadar kişinin toplanıp gitmesi ama Savaşalp Efendi bu 10 kişi içinde yok gelse bi Black Tooth dinlesek bi, götümüz geçseydi “5 minutes aloneeee” diyerekten ama olmadı heralde neyse bi dahaki sefere artık.

Şimdilik bu kadar. ha bir de TartarianGate yeni oyun açtı-FRP-. Günlüğünü tutacaktım, hikaye tadında yazacaktım ama baktım ki karakter çok ezik çıktı gerek duymadım, heyecansız geçerdi yazacağım ya da hikayeye bağlı kalmazdım ki hikayeye bağlı kalmayınca oyunun günlüğünü tutmanın manası nedir bilemedim o yüzden vazgeçtim.

İlerideki oyunlara artık.

Bonus: Stoya!

Stoya

Evinde Temizlik!


Evet, yeni çıkmış bu olay. Evine geliyorlar, çamaşırlarını alıyorlar, yıkıyorlar ver geriye getiriyorlar. Sistemleri aslında süper, harika, inanılmaz hiç evden çıkmadan her şeyiniz temiz falan filan fakat şöyle bi gariplik var 2 makinalık çamaşırı yıkamak ve kurutmak nasıl olur da 2 gün sürebilir ki?

Normalde süremez fakat söylenene göre büyük yoğunluk varmış işlerinde, çılgınlar gibi çalışıyorlarmış tek araba varmış yetişemiyorlarmış.

Yapmayın be abi hiç mi yok yakınınızda araba?

Boş yere yatağımda yatmak yerine yerde yattım. Hadi severim arada yatmayı ama özledim yatağımı ne yapayım? Geç gelme olayını bi kenara atarsak çok güzel yıkamışlar valla tebrik ve teşekkürlerimi iletirim eğer ki bi gün burayı okuyacak olurlarsa.

Çamaşırlarımın gelmesiyle artık odamı son düzenine soktum. tertemiz, derli toplu, pırıl pırıl ve ölesiye geniş bir oda haline geldi umudum bu temizliğin en azından bir kaç ay sürebilmesi, yoksa temizlemesi çok dertliymiş bunu yakın zamanda hissettim.

Ders seçimimi yaptım bugün, rahatladım.

Aslında henüz tam rahatlamış konumda değilim çünkü hala almak ya da almamak arasında gelip gittiğim iki dersim var bir tanesi Calculus diğeri ise Malzeme Bilimine Giriş… ikisi de birbirinden sikik dersler. Büyük olasılıkla seçimim Calculus’tan yana olacak olsa da aklımı kurcalıyor işte.

O değil endüstri mühendisliğinin bütün sınıfları calculus için ayarlansa da nasıl olduysa daha 1. ve 2. sınıflar ders seçmemesine rağmen kontenjanı dolmuş. Garipsenecek bir şey aslında, bunca zamandır yüzlerce kişi aldı bu dersi tek dönemde hiç böyle bir şey olmuş muydu bilemiyorum.

Dün tırsmamı sağlayan üniversiteme de ayrıca teşekkür ederim. Benden habersiz dersimi seçmişler n’oluyor lan nidalarıyla başbaşa bıraktılar beni akşam akşam iyi bari cevabı çabuk öğrendim ki stresten uzaklaştım. Yoksa yaşamazdım ulan bu stresle uhaaaaaa!

Neyse cıvımadan yazalım.

Digiturk denen gerizekalı oluşum yüzünden yakın zamanda dava edilecem gibi görünüyor, yarına kadar mühlet verdiler bakalım yarın unutursam ne bok yiyecem. Umarım unutmam da kurtulurum bu derdin en azından bir kısmından.

Bi zamanlar kitap almıştım her ay taksiti yatırmam gerekiyordu sözleşme gereği fakat ne adamlar beni arayıp soruyorlar, ne ben onları… aylar oldu bi ses yok hani deseler ki “yatır lan artık paranı şerefsiz”, eyvallah diyip yatıracağım ama hiç ses çıkmayınca garipsiyorum durumu.

Onu da hallederim elbet yakında.

Ah ulan borç borç nereye kadar kodumun hayatında ya… Burayı bir iş veren okursa işin ne olduğu farketmez bana bi iş versin ya yaparım n’olursa (:

Bonus: Bu şarkıyı da bugün sourberry’de dinledim beni bu parçayla tanıştıran bünyeye pek bi müteşekkir oldum efenim.

Rockçı Kız Olmak İçin Yapmam Gerekenler


Ben bugün bunu gördüm!

Bloga arada saçma sapan google aramaları yapıp gelenler oluyordu ama bu en bombasıydı yazmadan geçmemeyim dedim.

Şimdi canım bayan kardeşim sana bir bayan arkadaşımın sunduğu gereklilikleri aynen yazıyorum. Bunlara göre davran, hareket et, kendini bul. Hadi bakalım.

  • siyah oje
  • dağınık saç
  • koyu siyah makyaj
  • gözünü kapatan bi perçem
  • bi de hep siyah giyindin mi tamamdır
  • bi de çok dertli bir havan olması lazım
  • görmüş geçirmiş sigara da şart
  • ahanda bunlar işte. Bunları yavaştan yapmaya başla  zaten zaman geçtikçe rockçı kız olacaksın. İlk başlarda pek rockçı görünmeyebilirsin ama zaman geçtikçe sen ve çevrendekiler ne kadar rockçı olduğunu anlayacaklardır.
    Başlarda söylenenlere kulak asma yoluna devam et. Hadi bakalım, yolun açık olsun.
    Buraya kadar olan kısım rockçı kız olmak isteyen arkadaşlaraydı, bundan sonrası kişisel bilgi.
    Bugün sonunda uzuuuuuuun zamandır yapmam gereken temizliği bitirdim daha doğrusu bitirdik hatta ve hatta bitirdi. Kim mi bitirdi? Mesut! Sağolasın, adam bana temizlikten hiç anlamadığımı bugün gösterdi. Ne kadar profesyonelmiş adam taş gibi yaptı odamı valla  o değil aylardır oda gözüme dolu görünüyordu bugünki yaptığımız yer değişikliği sayesinde aslında odamın bomboş olduğunu anladım. E doğaldır 50-60m2’lik oda nasıl dolacak ki?
    Neyse 3 saat falan sürdü ama değdi gerçekten, odam tekrar yaşanabilir bir alan haline geldi. Pek bi güzel, pek bi hoş oldu.
    Çamaşırlar da bi yıkanıp gelse yarın valla benden kralı yok, o kadar yani.
    Bi de artık gitarı tamire verdik. Bir zamanlar bir arkadaşın bir şekilde ağzına sıçtığı gitarım artık tamir yollarında, her ne kadar pahalıya patlayacak olsa da zengin kardeşim Mesut altından kalkacak heralde.
    Çılgın delikanlı breh!
    Ek Not: Artık donas’tan yemeyeceğim, ne beter bir şeydir her seferinde kıkırdak çıkıyor yahu! alın o kıkırdakları kıkırdatın bir yerinize efenim. Olmaz böyle.
    Ek not 2: İtü Sözlük’ten yine atıldım. Evet bu 4 oldu. ahaha seviyorum sizi itüsözlük gençliği bakalım daha kaç kere atacaklar beni. Atın ulan! Gelirim geri. Böyle de yüzsüzüm be hacı.
    Ek not 3: Bugün ile ilgili daha geniş bilgi Proofhead adresinden bulunabilir.
    Neyse bitti artık yeni düzenlenmiş odamda film keyfi yaşamaya başlayabilirim.
    Hadi öperim hepinizi.

    Chaos in City!


    Sonunda Eskişehir bana, ben Eskişehir’e kavuştum. Bi kaç günlük mini aksiyonlar topluluğu olsun bu yazı o zaman.

    İlk aksiyon otobüste oldu, az daha ineceğim yeri kaçırıyordum ebesininkine kadar giderdim artık kaptırsaydım. Neyse bu aksiyon zararsız geçti.

    2. muhabbe takside oldu taksici öyle bir sövüyor ki arabasına vay dedim abi hayırdır n’aptı sana bu araba? Meğersem adam arabasını yıkamış sabahın köründe araba donmuş. dikkat ettim de camlar açılmıyor, aynalar donmuş görünmüyor, kapıyı ilk açışımda bi çatırdı gelmişti sonradan neden olduğunu anlayabildim. Kusura bakma taksici bey amca ama malsın.

    Sonra eve geldim anacığım sağolsun yemek kolisi hazırlamıştı dolabı açtım ki açmaz olaydım kapatmak zorunda kaldım. Sevgili ev arkadaşım dolabın fişini çektiği ve kapağını kapalı bıraktığı için içindeki bilimum alet hedevat küf olmuş hatta bunu ilk kez görüyorum dolabın rafları küflüydü. çok ilginç. Neyse iyi ki hava soğuk attım balkona bozulmayacak gibi olanları gerisini de sıkıla sıkıla koydum buzluğa umarım onlar da kokmaz.

    Odama girdim ve hiç beklemediğim bir manzara ile karşılaştım (: Giderken odamı toplamadan gitmiştim ama bu kadar dağınık olduğunu unutmuşum. Yıkıldım resmen, yatamadım bir şey olur diye… yavaştan başladım artık toplamaya. Yarın Mesut ile girişeceğiz sanırım daha detaylı?

    Eh bunlar bu kadar kısa özeti geçtim şimdi de geleceğe geçelim.

    21 Şubat 2010 Chaos Extreme Fest V Eskişehir Glow Bar’da ortalığı dağıtmaya toplanıyor. Gelecek gruplar ölümcül.

    Zaten favorim klasiktir Black Tooth(bakalım patchler gelecek mi bu sefer), bir adet 20 yıllık Darkphase, yanına 15 yıllık Cenotaph, çok gaz denilen Chopstick Suicide ve Gates Of Eternity ve ha maşallah diyerekten bir kaç kez izlediğim yine sadece izleyeceğim Heretic Soul. Güzel bir gece olacak hissi veriyor gruplar şu anda.

    Umarım Eskişehir bu kez bu grupların hakkını verebilir. Alınan duyumlara göre Ankara, İstanbul ve İzmir’den otobüslerle Eskişehir’e ulaşım sağlanacak konser günü.

    Hatta bu da konser bonusu olaraktan veriliyor, etkinlikten bir önceki gün Love Cafe Bar’da(yeni adı Harika Batıyakası’ymış) içip, cozutma zamanıdır.

    Kısaca değinirsek;

    “21 ŞUBAT 2010

    Mekan: Glow Bar,ESKİŞEHİR
    Kapı açılış: 17.00
    Biletler: önsatış : 12.5 lira Kapıda: 15 lira (her 2 uygulayamaya da bir bira dahil!),
    ön satış biletleri;

    Black Art ( Krizalit cafe yanı)
    Full Black ( Esnaf sarayı)
    Cool Play Station (Adalar Migros arka sokağı)
    Love Cafe Bar (yeni adı Harika Batıyakası) (Migros arka giriş karşısı)”

    Eh siz de gelin, siz de eğlenin.

    Arada ihtiyaçtır böyle deşarj olmak. Öyle TV’de PC’de peygamberleri izleyerek geçmez zaman.

    Sosyal mesajımızı da verdik. Bana müsade.

    Bonus-o-Bonus

    Erdoğan Peygamber Gibidir – Genel


    Not: Aşağıdaki yıldız işareti ile ayrılmış bölüm pek okunası bir bölüm değildir, öylesine yazdım, dayanamadım. Okumasanız sorun olmaz hani. Her ne kadar başlığa adını vermiş olsa da pek bi önemsizdir.

    *Siyaseti hiç sevmeyen bir bünyeyim. Bu sevmemenin yanında siyasetin içine bir de hiç sevmediğim din girdimi sevmeme oranım katlanıyor.


    Normalde pek siyaset hakkında falan da konuşmam ama bunu izleyince çok güldüm. dayanamadım yazayım dedim. Bu kadar komik ve saçma bir siyasetçiler topluluğu bu ülkeden başka nerede olabilir ki? ha arada Kore’de falan çıkıyormuş sanırım bizimkiler gibi birbirine giren ama başka duyum gelmedi henüz kulağıma.


    Neyse geyiğin başlangıç noktası MHP’den geliyor AKP’li elemanlar demiş ki Erdoğan peygamber gibidir. AKP’liler de haşa o nasıl laf tadında karşı gelmişler sonra o dedi diyor öteki demedi diyor en sonunda uçan tekmeler, fırlayan gözlükler falan millet birbirine giriyor meclis çılgın atıyor.


    Bbunları izlerken bildiğin insan götüyle gülmemek için zor tutuyor kendini-aslında pek tutmadım ben-. Böyle bir sistemde bizi temsil için orada bulundukları için hepsine tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


    hep orada olun, hep böyle komik olun, hep birbirinizi yiyin bize dokunmayın. *

    Neyse asıl konuya gelelim-hala üsttekine gülüyorum- “Denizli”. yahu bu kadar gıcık, meymenetsiz, sıkıcı bir şehir olabilir mi? yok, olamaz. Burada okuyan üniversite gençliği ne sikim yapıyor merak ediyorum. Okunur mu lan böyle şehirde! Ne doğru düzgün bi kafe ne de bi bar var.

    Denizli’ye her geldiğimde Eskişehir’e olan sevgim katlanarak artıyor cidden. Sokakta “freak” tadında dolaşmak zor geliyor artık bünyeye. Dolmuşta sanki seni sikecekmiş gibi bakan teyzelere hayır demek istiyorum. Hatta yaşına bakmadan suratına bi tane vurasım geliyor.

    Evet bir şey olmayacaksa o teyzeleri sevmiyorum. Şu tatil boyunca işe yarar tek şey annemin yaptığı mükemmel yemekler ve bir kaç gün boyunca eğlenmemi sağlayan insanlardı, sağolsunlar.

    Neyse Denizli’de vaktim doluyor, son 3 gün. Cumartesi Eskişehir’deyim. Evime gidip, keyfime bakacağım.

    O değil de sanırım keyfime de bi süre bakamıcam önce bi temizlik lazım çünkü evi toplamadan çıkıp gelmiştim, kokmamış olsa bari (:

    FRP oyunlarına da 12’sinden sonra başlayabileceğe benziyoruz farketmez artık bu kadar bekledik, bekleriz di mi lan Savaşalp? (: Oyunlarda da günlük tutmayı düşünüyorum, bakalım başarabilicem mi tek oyun kesin de 2 oyun birden tutabilecek miyim bakalım.

    Ortalamamı acayip yükseltimişim bu dönem “0.03”. inanamadım nasıl bu kadar başarılı bir öğrenci olduğuma. Kim yapabilir ki bu kadar yüksek bir ortalama yükseltme? Neyse bu dönem artık sabaha kadar mokoko diyip dersin başına geçicem heralde.

    Kafein dolu günler beni bekliyor…

    Yanıma çalışacak birilerini de bulursam kral olur bakalım.

    Müzik olayına girmek istiyorum, dj’lik yapmak istiyorum. Sourberry’de dj’lik için başvurdum ama bakalım cevap ne olacak. Genelde iş başvurularımın hepsi olumsuz yanıtla dönüyordu bana ama bu değişik olabilir belki. Bendeki arşiv kimde var ha?

    Gitar, klavye çalıp mesut’un davulları kaydetmesini, pc’den basları ve sample’leri kullanıp çılgın atan bir psychedelic, experimental geyiğiyle aksiyona girmek istiyorum. Mesut duydun mu lan?

    Eh bu kadar yeter artık diyecek lafım kalmadı. Kaldı da sonraya saklıyorum.

    Girişi uzun tutmaya gerek var mı?

    Bonus On Fire!*

    *Inis Mona: keltik dünyasının en ünlü druid okuluymuş, parça okulun en ünlü druidini anlatıyor.