Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

somekindofhuman tarafından

Can sıkıntısına blogları gezerken bir blogda denk geldim bu teste. Sizin kişiliğiniz hakkında sorular sorarak cevaplarınıza göre hangi bozukluğa daha yatkın olduğunuzu çözümlemeye çalışıyor(tabi ne kadar başardığı bilinmez) Bana “Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu”na yakalanma şansımın oldukça yüksek olduğunu söyledi sağolsun (: Bende biraz araştırayım bari dedim.

Bu yazı buradan sonra çok çılgın bilgi içerir(abartı kısmı burası-bilgi istemeyenler için son 3 paragraf yeterli olur)

Kısaca nedir?

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu, (OKKB) ; Genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, esneklik, açıklık ve verimlilik pahasına düzenlilik,mükemmelliyetçilik, zihinsel ve kişilerarası kontrol koyma üzerine aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir örüntü.

Şimdi bu tür bir bozukluğa sahip olduğunuzu anlamanın yolu, öncelikle basite indirgenmiş 8 seçenekli bir listeden 4 tanesine sahip olmanızmış.

Seçenekleri verelim;

DSM IV Tanı Kriterlerine göre aşağıdaki 8 belirtiden en az 4’üne sahip kişiler obsesif kompulsif kişilik bozukluğuna sahiptir.

  1. Yapılan etkinliğin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşır durur.
  2. İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmelliyetçilik gösterir (örn. kendisine özgü aşırı katı ölçütler karşılanamadığı için bir tasarıyı tamamlayamaz.)
  3. Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaslıklarından yoksun kalacak derecede kendisini iş ya da üretkenliğe adar (ekonomik gereksinmeleri ile açıklanamaz)
  4. Ahlak, doğruluk ya da değerler gibi konularda vicdanının sesini aşırı dinler ve esneklik göstermez (kültürel ya da dinsel özdeşimi ile açıklanamaz)
  5. Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkartamaz
  6. Başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemez.
  7. Para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimri davranır; para, gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür.
  8. Katı ve inatçıdır.

Evet bunlar wikipedia’da listelenmiş seçenekler. Peki ben bunlardan kaç tanesini sağlıyorum? “0”

Neyse test “high risk” klasmanından kalmış durumda bana göre.

Bundan sonra teste göre bir kişilik değerlendirmesi yapayım bari.

Eveeeett…. and the test goes tooooo;

Disorder Rating
Paranoid Personality Disorder: Low
Schizoid Personality Disorder: Moderate
Schizotypal Personality Disorder: Moderate
Antisocial Personality Disorder: Low
Borderline Personality Disorder: Low
Histrionic Personality Disorder: Low
Narcissistic Personality Disorder: Moderate
Avoidant Personality Disorder: Low
Dependent Personality Disorder: Moderate
Obsessive-Compulsive Disorder: High

Take the Personality Disorder Test
Personality Disorder Info

Low Risk düzeyindekilere hiç bulaşma ihtiyacı bile duymadım çok süpersonik bozukluklar var psikoloji dersinde öğrendiğim kadarıyla adam öğrenmeye korkuyor(du o zamanlar).

-Schizoid Personality Disorder

-Schizotypal Personality Disorder

-Narcissistic Personality Disorder

-Dependent Personality Disorder

Kısa araştırmamıza buradan devam edelim;

*Schizoid’ Personality Disorder diyor ki şizofreni ile karıştırmamak lazım, her ne kadar bazı ortak özellikleri olsa da. Schizoid Personality Disorder daha çok kendi içine kapanık bir hayat yaşama isteği, duygusal tepki eksikliği ya da sosyal yaşama ait bir heyecan duymama durumu gibi algılanabilirmiş.

Her ne kadar benimki bir kişilik bozukluğu olmasa da evden uzun süre çıkmasam da pek dert etmem bu durumu ama arada çıldırıp günlerce eve girme isteğim kaçıp sürekli birilerinin yanında olmayı isteyebilirim yani bu bozukluk da bana pek gelmedi. Neyse devam edelim…

*Schizotypal Personality Disorder ise şizofreni ile daha çok alakadar olan bir konuymuş. Sosyal olarak tamamen kendini izole etmeye dayalı düşünce, inanç ve davranışlara sahip olma şeklinde seyir halinde bir bozukluk işte. Bu hastalığı anlamam bile uzun sürdüğü için hiç gerek duymuyorum daha derin bir detaya verme işine.

*Narcissistic Personality Disorder kısmını gelmiş bulunmaktayız. Bu kısma yorum katmadan önce hazır yazılmış olanı buraya yazmak istedim.

“tanı ölçütleri: kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar; başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi beklerler; sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar;

özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna,özel kişilerle arkadaşlık etmesi gerektiğine inanırlar; çok beğenilmek isterler; hak kazandığı duygusu vardır; kişiler arası ilişkileri kendi çıkarı için kullanırlar; empati yapamazlar; başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdirler; başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanırlar; küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergilerler; bu kişiler, özel insanlardır ve özel tedavi gerekir. ilişkileri ve benlik saygısı kırılgandır, eleştiriyi kabullenemezler. kendi isteklerine ulaşmak için sempati yaparlar.”

Şimdi her insanın içerisinde birazcık da olsa narsistlik vardır sanki? Ya da bana öyle geliyor, kendimden biliyorum bazı zamanlar insanın kendisini diğerlerinden özel hissetmeye ya da arada da olsa farklı olduğunu hissetmesine belki de hissettirmesine ihtiyacı vardır diye düşünüyorum çünkü herkesin aynı olduğu bir ortamda bir farka sahip olmayı istemek bir bozukluk olmasa gerek. Zaten bu özelliklerin görüldüğü bütün bireyleri bozukluk kapsamına alıp klinik tedaviye başlasalardı kaç kişi kalırdı ki sokaklarda gezecek.

O yüzden diyorum ki kendinizi arada bir çok önemli hissetmeniz sizi hasta yapmaktansa özgüven tazelemesi işine yarayabilir sadece bu arada biri iyi ayarlamak lazım ki sonunda siz de hastalar arasına katılmayasınız.

*Dependent Personality Disorder kısaca hayatınızdaki önemli kararları dahi birilerine aldırmanız tadında bir şey. Başkalarına bağlı olarak yaşamak, onların tercihlerini sizinkinden daha önemli ve gerçekçi kabul etmek, günlük basit kararları almada bile sorun yaşamak, sürekli bir onay ihtiyacı duymak.

Kimi zaman böyle hissettiğim olmuyor değil hatta çoğu zaman yapmadan önce birilerine sormak isterim yaptığım bir işi ama benimki tabi ki bozukluk seviyesinde değil(ya da öyle mi acaba?):P Evet bu bozukluk böyle bir bozuklukmuş.

Eğer ki yukarıda yazan kişilik bozukluklarından en azından bir tanesine sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bir an önce bir doktora gidip yardım alsanız hem sizin adınıza hem çevreniz adına hiç fena bir karar olmaz sanırım (:


Buda yazmış olduğum sosyal mesaj içeren yazılardan bir tanesi oldu işte. Belki de ilkidir hatırlamıyorum ki bunca zamandır ne yazmışım ne etmişim.

Her ne kadar yeri burası olmasa da bir önceki yazıda yazdığım AÖF Bütünleme Sınavları’na taksit yatıramadığım için giremediğimi düşünmüştüm ama yalanmış, girebiliyormuşum mallık AÖFBÜRO sitesindeymiş. Sınav günü sınav giriş bilgilerini verirse ben sınava giremem tabi ki, neyse…

Diğer bir olay ise temayı değiştirdim. Geçen Mesut’la konuşurken tema değiştireceğini söylemişti, benim de aklımdaydı fakat blog ile uğraşmadığım için temayı değiştirmek gereksiz gelmişti ama gaza gelip tekrar yazmaya başlayınca temayı değiştirmek kaçınılmaz oldu ve değiştirdim, evet.

Umarım güzel olmuştur.

Bugünlük sosyal mesaj ve kişisel mesajlarımızın sonuna geldik bir sonrakinde görüşürüz artık.

Deli lafı geçince ortamda akla “One Flew Over The Cuckoo’s Nest” gelmemesi mümkün değil tabi ki.

O zaman bu benden olsun;

Reklamlar