Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Month: Ocak, 2011

Uyuyamıyorum!..


Genelde tatil zamanlarına denk gelse de yıl içerisinde bi çok dönem boyunca uyuma sorunum var(god damn it!)… Yine baş gösterdi şu sıralar. Yatıyorum yatağa yarım saat döndükten sonra mala bağlamış bi şekilde kalkıyorum geçenin 3’ünde sabah 5 oluyor bi daha deniyorum ama yine aynı şey… Hayır sabit bi saatim olsa en azından desem ki sabah 6 oldumu uyuyorum ama o da yok. Kafasına estiğinde geliyor yoksa dön dur işin yoksa. Sonucunda bütün günüm mal gibi geçiyor ona yanıyorum.

 

2’de yatan uyuyan adamlar uyuyamıyorum yok insomniam var yok çok hastalıklıyım, marjinalim falan diyorlar da yok arkadaş öyle bir şey. Adam gibi gireceksin yatağına ne düşüncelere boğulacaksın ne başka bir şey… koyduğun anda kafayı yastığa başlayacaksın horlamaya ta ki sabah olasıya kadar. Hasta mıyım neyim diye bi bakınayım dedim ama hasta falan olduğum da yok tamamen kişisel angutluğum mevzu(mevsu – mesut) bahis olan. Onu da geçtim, diyorum bari uyumuşken deliksiz uyuyayım ama o da yalan. Her türlü sıçar bu genç.

 

Sonum hayır olsun…

 

İnsomnia ya da uyuyamama hastalığı, bir uyuma sorunudur. Uykuya dalamama, ya da gece boyunca sürekli uyuyamama sorunlarını barındırır. Hastalar genel olarak, gözlerini birkaç dakikadan fazla kapalı tutamamaktan ya da yatakta bir o yana bir bu yana dönerek uyuyamamaktan yakınırlar.

Eğer ki insomnia birkaç geceden fazla uzun sürerse, kronik bir hastalığa dönüşerek uyuma eksikliği doğrultusunda oldukça zararlı olabilir. İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir. İnsomnia hastaları genel olarak öğleden sonra ya da akşama doğru kısa süreli uyudukları için, geceleri de uyumakta zorluk çekerler. Bazıları da vücutlarını limitlerinde kullanmaya çalışırlar. Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.

İnsomnia ayrıca birçok ilacın yan etkisi olarak, stres sebebiyle ya da duygusal, fiziksel ve zihinsel sorunlar doğrultusunda da oluşabilir.

İnsomnia’dan kurtulmak için uyku haplarının yanı sıra kediotu gibi bir takım bitkilere de başvurulabilir.

Geleneksel yöntemlerin başında, uyumadan önce sıcak süt içmek; uyanır uyanmaz sıcak bir duş almak, öğlen egzersiz yapmak, öğlen yemeğinde bol yemek yemek ve akşam yemeğinde az yemek yemek, ve erken yatmaya çalışmak gelir.

Geleneksel Çin tıbbı da yaklaşık bin yıldır insomnia lehinde kullanılmaktadır, genelde akapuntur, diyet ve yaşam analizi, bitkiler ana önlemleri oluşturur.

İnsomnia’dan kurtulmak [değiştir]

  • Kafein kullanmamaya çalışın. Kafein; kahveçayguaranakakaokola (tüm kola içecekleri) ,enerji içecekleri, çikolata ve şekelermeler gibi ürünlerin içerisinde bulunur.
  • Yatak odası ortamı da uyuyabilmek için oldukça mühimdir. Bazı insanlar, ışığa ve sese aşırı duyarlı olabilirler. Yatak odasını karanlık ve sessiz kılmak gerekir.
  • Eğer ki yatağınızda, okuyorsanız, yazıyorsanız, televizyon izliyorsanız ve birçok aktivite yapıyorsanız; yatağınızla uyumaya değin ilişkinizi zedelersiniz. Bunun yanı sıra, belli bir saatte yatağa gidip, belli bir saatte uyanmak da gerekir. Gün sırasında uyumamaya çalışın.
  • Uyarıcı ilaç kullanıyorsanız (ritalin, concerta, adderall vs) doktorunuza başvurduğunuzda insomnia şikayetinizle birlikte bu ilaç kullanımını da bildirmeniz de kontrendikasyonlar açısından faydalı olabilecektir.

Bunun yanı sıra birçok yöntemi aynı anda kullanarak da insomnia karşısında çözüme ulaşılabilir.

  • Kafanızı tamamen boşaltınız. Kitap okumak, müzik yapmak, puzzle yapmak, bir şeyler karalamak, resim yapamasanız bile boş kağıda boş şeyler yazmak gibi şeylerle uğraşın. 1-2 gün içinde uykuya geçişlerin daha kolay olacağını göreceksiniz.

kaynak:vikipedi

Şimdi merak ediyorum da hasta mıyım ben?

Kurtulma yollarına bakalım;

kafein diyor her gün kola içiyorum, yatak odası karanlık olacak diyor karanlıkta yatamıyorum(-ki son zamanlarda sessiz de yatamıyorum), gün sırasında değil gece sırasında da uyuyamıyorum, uyarı ilacına koyim, kafayı nasıl boşaltıcam bi bilsem bunca yıldır bulmaz mıydım?

Yaz Gelsin Artık!


Gerçekten artık yaz gelsin istiyorum! milyon kat giyinip sokağa çıkmak zorunda kalmaktan sıkıldım yahu…

 

Neyse eh her zamanki gibi aylar geçtikten sonra bir yazı yazasım geldi(aslında pek gelmedi ama canım çok sıkıldı yazayım dedim). Ne yazsam diye düşündüm, düşündüm, düşündüm sonuç olarak yazasım olan hiçbir şey bulamadım. O yüzden saçmalamaya karar verdim. Bi de geçmişe dönük bi analiz yapar, özet geçerim oh mis.

 

En son yazımı 22 Eylül’de yazmışım. Çok manidar bi günmüş gerçekten… Kısaca bahsetmişim o zaman da 18 Ekim’de olacak konserden, aslında orada 11 Ekim demişim fakat sonra mekan falan filan derken 18 Ekim’e çekip rahat etmiştik. Pek kral olmuştu gerçekten bi tane daha olsa da eğlensek, yorulsak demiyo değilim aslında ama nedense soğur gibi oldum birileriyle bu işe girmekten. Kendi başınıza yapın yapacağınız şeyleri ki yapmadıkları halde üzerlerine kredi almaya çalışanlara aman vermeyin rahat edin. İmkanınız varsa yapın yoksa kalabalığa bulaşmayın hiç, canınız sıkılmasın.

 

*Çok alakasız ama bunu yazmaya çalışırken bi şarkı dinliyorum ki çok sevdim son 2 gündür. The Do diye bi hatun sesi pek bi tatlı, pek bi hoş, pek bi sevilesi.

 

*Neyse geçtik konser muhabbetini sırada erasmus öğrenci değişim programıyla evimde “misafir” ettiğim daha sonra ağzıma sıçıp bırakan macar gençleri ve bu duruma seyirci kalıp “hiçbir şey yapmıyoruz biz” diyen Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Birimi var.

 

*Kısa bi özet geçmek gerekirse; Ben ve ev arkadaşım sercan eve 2 adet macar öğrenci almıştık ve elimizden gelen yardımı yaptık aylarca ya da yapmaya çalıştık. Hatta kendileri de bu durumu kabul ettiler. Bi gün evde otururken biz evden ayrılıyoruz dediler bizde eyvallah dedik. Ödemeniz gerekenleri de bi ara ödersiniz dedik ve tamam diyip gittiler. Daha sonra nedense hakkımda Facebook üzerinde gereksiz karalama hareketine girip hakaret içeren sözler söylediler. E yapacak bir şey kalmadı davaya verdik ama ifade verdiğimiz cumhuriyet savcılığının da söylediği gibi “bir şey olmaz bunlar gider ülkelerine dava açılasıya kadar”  lafları gerçekleşti. Ne paramızı alabildik ne hakkımızı alabildik, sağolsunlar.

 

*Erasmusluların evden ayrılmasıyla başlayan sıkıntılı dönem henüz bitmek bilmiş değil tabi ki. Önce onlar çıktığı için evin ücretini kaldıramayacağımıza kanaat getirip acil bi kararla evden ayrılıp 2. vizelerin hemen ardından ev bulup taşınmakla uğraştık(-ne kadar mantıklı bi hareketti hala düşünüyorum). Taşındık falan derken elektriği, doğalgazı, interneti bi anda baktık ki ödeyemeceğimiz kadar borcun altına girmişiz. O borçları ödeyelim derken başka borçlar falan derken gittikçe boka battık da battık. Bu olaylar olurken aldığımı telefonun faturasının beklenenin 200tl üzerinde gelmesi ise boka sarmış maddi durumunun artık düzelemeyeceğinin bi kanıtı gibi bir şey oldu işte.

 

*O arada hayatımda ilk kez bi derse gitmek isteyip de gidemedim. Telefonumun çalan alarmını duymadım! O günü unutamayacağım hiç!

 

*Telefon faturası demiştim, evet. Bi telefon aldım uzun zaman sonra çok gaza gelip belki iyi yapıp belki de kötü yapıp ama aldım. Pişman mıyım? Asla. Hatta bana göre dünyanın en güzel telefonunu aldım. Güle güle kullanayım (: Merak edenler olur mu ya da olmaz mı bilmiyorum ama çok hava atasım geldi artık bi adet Blackberry Torch 9800 telefonum var. Uzunca bi süredir aslında bi gün blackberry alıcam diyordum ve 2 ay önce bunu başardım. Daha doğrusu babam sağolsun. Hatta okuma ihtimaline karşı çok sağol baba!

 

*Diğer bi konu EskiRock – Eskişehir Rock Topluluğu ile ilgili gelişmeler. Burası çok kısa sürecek çünkü hiçbir gelişme yok (: Nedendir bilinmez konserden sonra bi kaç gün sürmesi planlanan dinlenme evresi 4. ayında… bakalım ne kadar devam edecek. Gruptaki herkes iş yaptığını iddia ediyordur belki ama ben dahil hiçkimse bir şey yapmıyor.

 

*Menajerliğini yaptığımız gruplardan bir tanesi(Garmadh – Majeste) Kanal26’da yayınlanacak olan bi sinema programının müziklerini yapıcak.

 

*Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü olarak 1. dönem yapamadığımız her şeyi 2. dönem yapıcaz. Yeni bi kadro ile, bu işe el atmak isteyen insanlar ile, bu işe destek olmak isteyen insanlar ile yeni projeler, yeni fikirler üretip bunları gerçekleştiricez. Ben yaptım ya da yapıcam demektense yapıcaz demek daha makul görünüyor burada. Öncelikli proje olarak üye sayımızı katlamak ve bu sağlanan kitleye gereken önemi verip ona göre gerekeni sağlmak. Bu da görünüşe göre 2. dönemin başında gerçekleşek kış festivali ve üye alımları ile gerçekleşecek gibi duruyor.

 

*Bir şey farkettim bunca zamandır hiçbir yere hiçbir şey yazmamışım… ne ekşi, ne uludağ, ne itü, ne de başka bir yer. Ne kadar da kıt geçmiş 3-4 ayım.

 

*Yeni evimiz çok küçük! 1+1+mutfak ama nedense rahat edemiyorum bir türlü. Daralıyorum evde… zaten eşyalarımın sadece 3’te 1’i falan odamda heralde. Eski odam evimizden daha büyüktü…

 

*24 isimli diziye çok kilitlendim bu ara…

 

*Bilgisayarım bozuldu… Beni tanıyanlar bilgisayara ne kadar bağımlı bi insan olduğumu bilirler ama bi süredir bilgisayarım yok ne yazık ki. Sağolsun Sercan tatile gitmeden önce bilgisayarını bana bıraktı da rahatım bi süre için de olsa, daha sonra ne yapacağım ise belirsizliğini korumakta.

 

*Yazacak başka ne var diye düşünüyorum ve bulamıyorum belki yine sıkıldıkça eklerim bir şeyler… ama bu sefer blogun devamlılığından bahsetmeyeceğim çünkü bahsedince bi şey olmuyor. Yazasım varsa her türlü yazarım.

 

Saygılar, sevgiler.