Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Kategori: Müzikal Hayat

A.Ü. Rock Konserleri Vol. 1


Şubattan beri uğraştığımız ama sürekli ortaya çıkan sebeplerle ertelediğimiz ya da bir şekilde bir şeylerini değiştirdiğimiz konserimiz artık kesinleşti ve son aşamasında. Yer belli, zaman belli, gruplar kısmen belli, davetiyeler belli geriye yapılması gereken tek şey reklam kalıyor. Onu da yapmaya başladığımızda artık konseri beklemek kalacak geriye. Hope to Find’dan Erdem Hoca olmasaydı sanırım böyle bir konser olmazdı en az benim kadar hatta belki benden daha da fazla uğraştı bu konser için, sağolsun.

 

Şimdilik kesinleşmiş 2 grup var konser için. Birisi Volkan Yırtıcı diğeri is Hope To Find.

 

Hope To Find zaten artık Eskişehir’de tanınan bir grup son yaptığımı EskiRock Metal Fest’te de sahne almışlardı ve oldukça beğeni toplamışlardı, umarım ki bu konser de onlar için aynı güzellikte geçer.

Hope To Find – http://www.facebook.com/pages/Hope-To-Find/171619490495?sk=info

Hope To Find, 2003 yılında gitarist Seçkin Can KOYUNCU ve gitarist Zafer YÜKSEL tarafından tohumlarının atıldığı, sezgisel beğenilerin anlatılma ve aktarılma arzusu ile yoğrulup, halen dahi evrilme sürecinin içinde bulunulan ve bulunulmaya devam edecek bir yapı olarak yola çıktı.

İlerleyen dönemlerde ardı arkası kesilmeyen kadro değişikliklerinin sonrasında grup ‘Dance Of The Flowers’ adlı bestelerini kaydetti. Bu kayıt, 2006 senesinde Eskişehir Rock Topluluğu’nun (ERT) toplama albümünde yer aldı. İlerleyen zamanla birlikte grup “progressive rock” çatısı altında çalışmalara başladı. Mükemmel bir kimyasal uyum barındıran ve tutkulu çabaları içeren hummalı bir çalışma sürecinin içerisine girildi.

Kasım 2008’de başlayan bu süreç Haziran 2009’a kadar dört parçanın bestelenmesi ve düzenlenmesi ile sonuçlandı.

Temmuz 2009 – Ekim 2009 ayları arasında Ankara Detay Müzik Stüdyoları’nda Volkan YIRTICI’nın mühendisliğinde dört parçanın kaydı ve miksajı gerçekleştirildi. Mastering, Rick O’Neil tarafından Turtlerock Mastering Stüdyoları’nda (Sydney, Avustralya) gerçekleştirildi.

Öte yandan görsel öğelere yönelik çalışmalara başlandı ve bu konuda yardımlarından ötürü son derece minnettar olduğumuz sevgili Gülbin ÖZDAMAR AKARÇAY ve Ebru BARANSELİ bizlere yardımcı oldular.

 

Volkan Yırtıcı ise Eskişehir’de pek bilinmese bile bu geldiğinde sanırım artık bilinmeye başlayacaktır çünkü harika bir müzisyen. 2007 yılında çıkarttığı “Yanlış Notalar” isimli albümü ile nasıl bir müzisyen olduğunu gösteriyor sanırım.

Volkan Yırtıcı – http://www.detaymuzik.com/

Ankara’da uzun yıllardır stüdyo müzisyenliği yapan VOLKAN YIRTICI’nın “Yanlış Notalar” albümü DETAY MÜZİK / WE PLAY etiketi ile müzik marketlerde yerini aldı.

Volkan YIRTICI (Gitar, Klavye, Vokal, Müzik, Aranje), Akın BAĞCIOĞLU (Davul) ve Koray ERGÜNAY (Bas Gitar)’dan oluşan ana kadroya birçok konuk müzisyen eşlik etti. Bu müzisyenler arasında Süleyman Bağcıoğlu ve Erkan OĞUR gibi önemli isimler de var.

Özellikle rock , fusion tarzlarının ağırlıkta olduğu ve daha çok müzisyen dinleyicisini hedefleyen albümde farklı tarzlarda hazırlanmış 10 enstürmantal şarkı yer alıyor.

Kayıtlar sırasında müzikal yapının üst düzeyde işlenmeye çalışıldığı ve neredeyse her şarkı için farklı davul ve davul setuplarının kurulduğu bu albüm, yaklaşık 2 yıl süren titiz bir hazırlık ve kayıt sürecinin ardından tamamlandı.

Albümün masteringi, dünyaca ünlü gitarist Joe Satriani’nin 6 albümüne prodüktörlük yapmış olan tanınmış sound engineer (ses mühendisi) John Cuniberti tarafından, California ‘da dünyanın en büyük stüdyolarından biri olan The Plant Records’da yapıldı.

Albümün ilk klibi “GÜNEŞLE KOL KOLA” parçasına, Ankara’da Volkan Yırtıcı’nın Detay Müzik Stüdyosunda müzisyen dostlarının katılımı ile STB Yapım tarafından 2 günlük bir çalışma sonucunda çekildi.

http://gitarturk.com/ftopic3082.html

 

3 grup hala kesinleşmediği için yazamıyorum tabi fakat daha önceden planladığımı “Let It Flow” eğer bu konserde yanımızda olabilseydi bizim için harika olurdu ama bir dahaki konserlere artık.

 

Konserin etkinlik sayfası: http://www.facebook.com/event.php?eid=138258222911037

 

Bu arada Müzik Kulübü Odası’na yaptırmayı düşündüğümüz stüdyonun ilerlemesi devam ediyor. Dilekçeler yakında hazırlanıp inşaata başlar gibi görünüyor. Rock Kulübü’ne başkanlığım yaptığım bu dönemde görebilir miyim kendi başlattığım projeyi bilmiyorum fakat en azından gelecek senelerde stüdyoyu kullanacaklar olanlar belki adımızı duyar da bi teşekkür ederler.

 

Konserde dinlenecek parçalara da örnek vereyim tam olsun:

Hope To Find – City Soul

 

Volkan Yırtıcı – Güneşle Kol kola

Reklamlar

Chaos In The City III – Bitti


Evet, bir etkinliğin daha sonuna geldik, geçmiş olsun. Gerçekten geçmiş olsun çünkü çok garip bi etkinlikti.


İlk gariplik 2 gün önce mekanın değiştirilmesiyle oldu ki bu yapılanları karalamaya çalışan Eskişehir’deki seviyesiz müzik piyasasının etkisi olsa gerek. Daha sonra gidilen mekan o kadar küçüktü ve sahne o kadar minyatür bir haldeydi ki neredeyse gruplar sığamadılar sahneye. E doğal olarak moral bozuk sahne performansı izlemiş olduk.


Her ne kadar her grup bozulan morallerini belli etmemek için, sırf oraya gelen kitleye ayıp olmaması için elinden geleni yapmış olsalar da elbette ki daha iyi bi mekanda daha iyi bi kitle ile çok daha iyi şeyler yapılabilirdi.


Tuna Abi’nin önerisine uyulsa güzel olurdu aslında hani madem mekan tadilatta bekleseydik bi iki hafta daha. Her şey hazırdı nasıl olsa beklemek ne sorun yaratabilirdi ki bundan daha büyük? Neyse geçti bitti.


Kısa bir gece özeti yapalım o zaman.

Gecenin en kral grupları Sabhankra, Black Tooth ve DarkPhase.

-Black Tooth’a olan hislerim zaten bilinen bir şey ne kadar kötü çalsalar da severim ben onları ki her seferinde daha iyi çalıyorlar ha bir de bu konserde Kiss çaldılar. Tebrik ettim. “Sırf Pantera” diyenler için gelmiş olsa gerek. Adamlar yapıyor.

-Sabhankra’yı ilk kez dinledim ve inanamadım! Bu grupla Mesut sayesinde tanışmıştım bi kaç yıl önce, sağolasın. Çok kral müzik yapıyorlarmış bunu anladım bi kere daha. Her ne kadar sahneye sığmakta zorluk yaşasalarda-küçücük mekanda 5 kişi oraya sığmak için zorlanmıştır elbette- ellerinden geleni yaptılar, iyi ki yaptılar, yine yapsınlar.

-DarkPhase zaten 20 yıl olmuş ilk anlarından bu yana demişler ki “Back To The Roots” ve harbiden öyle olmuş. Ağzınıza, ellerinize, ayaklarınıza sağlık 20 yıldır varsınız. Tadlarını bozmamışlar, trash’e koyup geçirmişler yani. Hepsi birbirinden profesyonel, harika insanlar. Yakında tekrar ağırlayacağız sizleri umarım.

Konserler boyunca yine fotoğraf çekmekle uğraştığım için pek kafa sallamaktan mütevellit boyun ağrısı gerçekleşmedi ama saatlerce ayaklarda beklemekten kaynaklanan bi bel ve ayak ağrısı kombinasyonuna sahiplik yapıyorum şu sıralar. Ha bir de konserde çekiliş yapıldı. Garipti. Bana da Draconian konserine bir bilet geldi, sağolsunlar. Giderim umarım.

Geceden notlar:

*Mesut’un kendinden geçmiş haline şahit oldum. Ağzı 28cm açılabiliyormuş “Our Kingdom Shall Rise!” diye bağırırken.

*Artist Bar bu tip konserler için hiç gidilesi bir mekan değil.

*3 yıldır alacak olduğum zincir sonunda elime geçti.

*Draconian konserine biletim oldu, durduk yere.

*Mesut’un kardeşi Mesut’tan daha hareketli, adam duramuyor bi.

*Gruplar kendi hallerinde mutsuzlardı, hatta sabhankra’nın bateristi konserden sonra hemen ayrılmış mekandan, moral bozukluğundan.

*Konsere gelip mekanda sevişen bünyerin ağzına sıçayım. Amaçsız genç nesil. Eviniz yok mu lan?

*Heretic Soul performansı sırasında bana objektifini kullandırtan Sanem Yücesoy isimli sevimli şahsiyete çok teşekkür ederim. Objektifin farkını içimde hissettim, içimde!

*Sabhankra’dan sonra mekanı terkeden canım arkadaşlarımı ayıplıyorum

*Gittikten bir sonraki şarkı olarak Lamb Of God – Black Label çalmasına rağmen bunu dinleyemeyen Savaşalp’e selamlarımı iletiyorum.

Bitti.

Chaos In The City II


Dün akşam öğrendiğim bir habere göre Glow’da yapılacak olan Chaos Extreme Fest V, Glow’un her zaman ki gibi tadilatta olması sebebiyle Artist Bar’a taşınmıştır. Artist Bar nasıldır bilmiyorum fakat Glow’a göre daha küçük bir mekan olduğunu tahmin ediyorum. O değil neden yapılmaya çalışılanlar bir şekilde engellenmeye, sabote edilmeye çalışılıyor bu piyasada onu anlamıyorum. Adamlar uğraşıp şehire hareket getiriyorlar ama son gün mekan değiştirmek zorunda kalıyorlar.


Müzik piyasasının saçmalığı böyle bir şey sanırım. Herkes birbirinin arkasından bir şeyler söylüyor ama hiç kimse bi aksiyona giremiyor, anca birbirlerini kötülüyorlar.


Devam edin canlarım aynen böyle, çılgınlar gibi gelişir o zaman bu ülkenin müziği, Iron Maiden’de gelir, ACDC’de gelir yukardan Allah’ı bile çeker getirirsiniz helal len devam hadi hop, sikin birbirinizi!


Neyse sıkıntılarına rağmen umudum güzel bi etkinlik olacağı yönünde, en azından benim için öyle olacaktır. Yeleği yine giyemeyeceğiz o ayrı konu. Henüz yapılamamış gibi görünüyor patchler. Bi dahaki konsere umarım.

Neyse…

Okula başladım bu dönemde bakalım ne olacak. Hırslı girdim, ilk hafta okula falan gittim bi kaç gün ama devamı full okulda olurum umarım ki bu dönem de özel tekrarda kalmaya devam edersem bu benim okulun bitmeyeceği anlamına gelir yavaştan yavaştan.

En iyisi şimdi içimde olan gazı en azından bi dönem sonuna kadar tutayım içimde.

Okul haricinde Başar’ım şehre dönmüş, doğal olarak benim fotoğraf makinası da şehre döndü. Görünüşe göre Chaos Fest fotoğraflarını yakında paslarım ortalığa. Henüz fotoğraflarını çekemediğim Karathorn’a da buradan özür diliyorum artık.

O değil de Chaos Fest.’e yaklaşık 10 kişi falan gidiyoruz heralde. Biraz garip tabi o kadar kişinin toplanıp gitmesi ama Savaşalp Efendi bu 10 kişi içinde yok gelse bi Black Tooth dinlesek bi, götümüz geçseydi “5 minutes aloneeee” diyerekten ama olmadı heralde neyse bi dahaki sefere artık.

Şimdilik bu kadar. ha bir de TartarianGate yeni oyun açtı-FRP-. Günlüğünü tutacaktım, hikaye tadında yazacaktım ama baktım ki karakter çok ezik çıktı gerek duymadım, heyecansız geçerdi yazacağım ya da hikayeye bağlı kalmazdım ki hikayeye bağlı kalmayınca oyunun günlüğünü tutmanın manası nedir bilemedim o yüzden vazgeçtim.

İlerideki oyunlara artık.

Bonus: Stoya!

Stoya

Chaos in City!


Sonunda Eskişehir bana, ben Eskişehir’e kavuştum. Bi kaç günlük mini aksiyonlar topluluğu olsun bu yazı o zaman.

İlk aksiyon otobüste oldu, az daha ineceğim yeri kaçırıyordum ebesininkine kadar giderdim artık kaptırsaydım. Neyse bu aksiyon zararsız geçti.

2. muhabbe takside oldu taksici öyle bir sövüyor ki arabasına vay dedim abi hayırdır n’aptı sana bu araba? Meğersem adam arabasını yıkamış sabahın köründe araba donmuş. dikkat ettim de camlar açılmıyor, aynalar donmuş görünmüyor, kapıyı ilk açışımda bi çatırdı gelmişti sonradan neden olduğunu anlayabildim. Kusura bakma taksici bey amca ama malsın.

Sonra eve geldim anacığım sağolsun yemek kolisi hazırlamıştı dolabı açtım ki açmaz olaydım kapatmak zorunda kaldım. Sevgili ev arkadaşım dolabın fişini çektiği ve kapağını kapalı bıraktığı için içindeki bilimum alet hedevat küf olmuş hatta bunu ilk kez görüyorum dolabın rafları küflüydü. çok ilginç. Neyse iyi ki hava soğuk attım balkona bozulmayacak gibi olanları gerisini de sıkıla sıkıla koydum buzluğa umarım onlar da kokmaz.

Odama girdim ve hiç beklemediğim bir manzara ile karşılaştım (: Giderken odamı toplamadan gitmiştim ama bu kadar dağınık olduğunu unutmuşum. Yıkıldım resmen, yatamadım bir şey olur diye… yavaştan başladım artık toplamaya. Yarın Mesut ile girişeceğiz sanırım daha detaylı?

Eh bunlar bu kadar kısa özeti geçtim şimdi de geleceğe geçelim.

21 Şubat 2010 Chaos Extreme Fest V Eskişehir Glow Bar’da ortalığı dağıtmaya toplanıyor. Gelecek gruplar ölümcül.

Zaten favorim klasiktir Black Tooth(bakalım patchler gelecek mi bu sefer), bir adet 20 yıllık Darkphase, yanına 15 yıllık Cenotaph, çok gaz denilen Chopstick Suicide ve Gates Of Eternity ve ha maşallah diyerekten bir kaç kez izlediğim yine sadece izleyeceğim Heretic Soul. Güzel bir gece olacak hissi veriyor gruplar şu anda.

Umarım Eskişehir bu kez bu grupların hakkını verebilir. Alınan duyumlara göre Ankara, İstanbul ve İzmir’den otobüslerle Eskişehir’e ulaşım sağlanacak konser günü.

Hatta bu da konser bonusu olaraktan veriliyor, etkinlikten bir önceki gün Love Cafe Bar’da(yeni adı Harika Batıyakası’ymış) içip, cozutma zamanıdır.

Kısaca değinirsek;

“21 ŞUBAT 2010

Mekan: Glow Bar,ESKİŞEHİR
Kapı açılış: 17.00
Biletler: önsatış : 12.5 lira Kapıda: 15 lira (her 2 uygulayamaya da bir bira dahil!),
ön satış biletleri;

Black Art ( Krizalit cafe yanı)
Full Black ( Esnaf sarayı)
Cool Play Station (Adalar Migros arka sokağı)
Love Cafe Bar (yeni adı Harika Batıyakası) (Migros arka giriş karşısı)”

Eh siz de gelin, siz de eğlenin.

Arada ihtiyaçtır böyle deşarj olmak. Öyle TV’de PC’de peygamberleri izleyerek geçmez zaman.

Sosyal mesajımızı da verdik. Bana müsade.

Bonus-o-Bonus

Erdoğan Peygamber Gibidir – Genel


Not: Aşağıdaki yıldız işareti ile ayrılmış bölüm pek okunası bir bölüm değildir, öylesine yazdım, dayanamadım. Okumasanız sorun olmaz hani. Her ne kadar başlığa adını vermiş olsa da pek bi önemsizdir.

*Siyaseti hiç sevmeyen bir bünyeyim. Bu sevmemenin yanında siyasetin içine bir de hiç sevmediğim din girdimi sevmeme oranım katlanıyor.


Normalde pek siyaset hakkında falan da konuşmam ama bunu izleyince çok güldüm. dayanamadım yazayım dedim. Bu kadar komik ve saçma bir siyasetçiler topluluğu bu ülkeden başka nerede olabilir ki? ha arada Kore’de falan çıkıyormuş sanırım bizimkiler gibi birbirine giren ama başka duyum gelmedi henüz kulağıma.


Neyse geyiğin başlangıç noktası MHP’den geliyor AKP’li elemanlar demiş ki Erdoğan peygamber gibidir. AKP’liler de haşa o nasıl laf tadında karşı gelmişler sonra o dedi diyor öteki demedi diyor en sonunda uçan tekmeler, fırlayan gözlükler falan millet birbirine giriyor meclis çılgın atıyor.


Bbunları izlerken bildiğin insan götüyle gülmemek için zor tutuyor kendini-aslında pek tutmadım ben-. Böyle bir sistemde bizi temsil için orada bulundukları için hepsine tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


hep orada olun, hep böyle komik olun, hep birbirinizi yiyin bize dokunmayın. *

Neyse asıl konuya gelelim-hala üsttekine gülüyorum- “Denizli”. yahu bu kadar gıcık, meymenetsiz, sıkıcı bir şehir olabilir mi? yok, olamaz. Burada okuyan üniversite gençliği ne sikim yapıyor merak ediyorum. Okunur mu lan böyle şehirde! Ne doğru düzgün bi kafe ne de bi bar var.

Denizli’ye her geldiğimde Eskişehir’e olan sevgim katlanarak artıyor cidden. Sokakta “freak” tadında dolaşmak zor geliyor artık bünyeye. Dolmuşta sanki seni sikecekmiş gibi bakan teyzelere hayır demek istiyorum. Hatta yaşına bakmadan suratına bi tane vurasım geliyor.

Evet bir şey olmayacaksa o teyzeleri sevmiyorum. Şu tatil boyunca işe yarar tek şey annemin yaptığı mükemmel yemekler ve bir kaç gün boyunca eğlenmemi sağlayan insanlardı, sağolsunlar.

Neyse Denizli’de vaktim doluyor, son 3 gün. Cumartesi Eskişehir’deyim. Evime gidip, keyfime bakacağım.

O değil de sanırım keyfime de bi süre bakamıcam önce bi temizlik lazım çünkü evi toplamadan çıkıp gelmiştim, kokmamış olsa bari (:

FRP oyunlarına da 12’sinden sonra başlayabileceğe benziyoruz farketmez artık bu kadar bekledik, bekleriz di mi lan Savaşalp? (: Oyunlarda da günlük tutmayı düşünüyorum, bakalım başarabilicem mi tek oyun kesin de 2 oyun birden tutabilecek miyim bakalım.

Ortalamamı acayip yükseltimişim bu dönem “0.03”. inanamadım nasıl bu kadar başarılı bir öğrenci olduğuma. Kim yapabilir ki bu kadar yüksek bir ortalama yükseltme? Neyse bu dönem artık sabaha kadar mokoko diyip dersin başına geçicem heralde.

Kafein dolu günler beni bekliyor…

Yanıma çalışacak birilerini de bulursam kral olur bakalım.

Müzik olayına girmek istiyorum, dj’lik yapmak istiyorum. Sourberry’de dj’lik için başvurdum ama bakalım cevap ne olacak. Genelde iş başvurularımın hepsi olumsuz yanıtla dönüyordu bana ama bu değişik olabilir belki. Bendeki arşiv kimde var ha?

Gitar, klavye çalıp mesut’un davulları kaydetmesini, pc’den basları ve sample’leri kullanıp çılgın atan bir psychedelic, experimental geyiğiyle aksiyona girmek istiyorum. Mesut duydun mu lan?

Eh bu kadar yeter artık diyecek lafım kalmadı. Kaldı da sonraya saklıyorum.

Girişi uzun tutmaya gerek var mı?

Bonus On Fire!*

*Inis Mona: keltik dünyasının en ünlü druid okuluymuş, parça okulun en ünlü druidini anlatıyor.

EskiRock, Ev, Finaller


Sonunda Eskişehir Rock Topluluğu adını verdiğimiz EskiRock sitesini açtık. Bir ay falan sürdü açabilmemiz belli başlı sebeplerden dolayı ama en sonunda açtık ya o da yeter. Hiç yoktan boşa geçmemiş bir ay olduğunu anladık. Şimdilik sadece çevremizdeki insanlar var sitede tabi ki ama gelişeceğe benziyor. En azından çevremizdeki herkes olursa onların çevresi de sitede olur mantığıyla oldukça gelişmeye açık. Amacımız belliydi zaten Eskişehir’de bu işle uğraşan veya rock-metal müziği dinleyen seven insanları bir araya getirebilmek. Bakalım amacımızı ne kadar başarabilecez.

İlk reklamımızı Radyo Vizyon’da Hicri Bozdağ sayesinde yaptık. Bilindiği üzere Hicri Abi Radyo Vizyon’da Rock Station isimli bir program sunuyor. Kendisinde programında bizden bahsetmesini istedim o da kırmadı sağolsun kısa çaplı bir tanıtımımızı yaptı. Yakın zamanda daha büyük, daha farklı reklamlar da gelecek tabi ki ama bu sadece başlangıç aşaması.

Neyse diğer bir olay finaller başlıyor… yaklaşık 5 saaat sonra açık öğretim finallerine gireceğim. 4 tane var hiç uykum yok o yüzden sınava sabahlayıp gideceğim galiba. neyse alışkınım böyle bi duruma o yüzden zor gelmez heralde sabahlamak. Kahvede var evde nasıl olsa. Cillop.

Bayadır yazmıyordum blog’a hem pek canım istemiyordu hem de başka şeylerle uğraşıyordum boş kaldığım zamanlarda bugünse açılışın şerefine biraz bir şeyler karalayayım dedim. iyi de oldu içimi birazcık boşaltsam yeter.

Bu arada Sezgin ev arkadaşıyla konuşmuş seneye hep beraber çıkacak gibiyiz ama daha evdekilere söylemedim bakalım ne olacak. Umarım sonuçta herkesin mutlu olacağı şekilde sonuçlanır durum. Hadi hayırlısı.

Bir de bonus vericem bu sefer. Geçende alkislarlayasiyorum.com da izledim Mark Knopfler abimiz Sultans Of Swing şarkısını gitarıyla sevişerek çalıyor. Çok beğendim siz de beğenin hadi.

İyi de bakın kendinize.

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/11042/mark-knopflerin-gitarla-sevismesi—sultans-of-swing

ayrıyetten sitemizin adresini vereyim tam olsun:

http://www.eskirock.com/

Eskişehir Rock Topluluğu


Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.

Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.

Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.

Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.

Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.

Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.

Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.

Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.

Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..

Black Tooth!


Dün hayatımın en mükemmel günlerinden bir tanesini yaşadım kesinlikle. Yazın gittiğim UniRock Fest. ten sonra bir daha dinleme şansı bulamadığım Black Tooth’u tekrar canlı olarak dinleme şansı buldum. İyi ki bulmuşum. Mükemmelikten daha öte bir konserdi kesinlikle. Seviyorum bu adamları!

Konserden önce kısa sohbet sırasında Tuna Abi’nin metal piyasasına olan kızgınlığını duyunca gerçekten hak verdim. Black Tooth gibi kaliteli adamlara Türkiye’de gereken önem verilmiyor. Oysa ki onlar Türkiye’yi yurtdışında temsil etmek gibi bir jest yapıyorlar ama dikkat eden yok bu durumlarına. Gerçek olan şey Türkiye’de ki metal müzik dinleyicisi metal müziği sevdiği için değil metal müzikte bir piyasa olduğu için bu müziği dinliyor. Sokaklarda binlerce metal gruplarının t-shirtleri üzerinde olan upuzun saçları olan, götik götik takılan tiplerin 100 tanesinde belki 5 tanesi bu müziği gerçekten dinliyordur. Geri kalanlar ise çevresindeki insanların o moda girmeye çalıştığını görerek aynı yolda ilerlemeye çalışan seviyesiz tiplerden öte geçemiyorlar.

Neyse kısa bir sinir…

Kısa sohbetten sonra Hicri Abi’yi gördüm. Sonunda onunla da yüz yüze tanışma fırsatı buldum. Süper bir insan! Türk metal müzik piyasasına bu kadar emek veren bir insanla tanışmak büyük bir onurdu doğrusu. Bu yazda Savatage’yi Türkiye’ye getirerek insanlık alemine büyük bir katkı yapacak bu da dipnot olsun.

Konsere fotoğraf makinamı götürdüm geceyi ölümsüzleştirmek için fakat makinamın şarjının olmadığından bi haberdim. Eh doğal olarak içim bi yusuf yusuf etti. Sağolsun Up&Down’dakiler şarj etme izni verdiler.

Sonunda konser yaklaştı sahneye geçtik hemen en öne. Başka yerden olmaz tabi ki. Elimde fotoğraf makinası ortam çoşacak belli bir yandan makinayı kırmasam diye geçiriyorum içimden. Bir kere kırıldı objektif bir daha aynı dert koyar adama.

Çılgın Kalabalık

Çılgın Kalabalık

Neyse çıktı Black Tooth sahneye içimde bir heyecan. Herkes başladı coşmaya. Headbanger’ler, pogo yapanlar. Arada birisi sürekli koşup koşup üstüme atlıyordu onun sebebini çözemedim niyeyse. Kısa süreli sahne önü maceramda yediğim bir kaç darbeyi hatırlıyorum. İlk yediğim darbe yandan geldi etkisi şiddetliydi sahne önünde sol taraftaki kolonlara doğru fırladım. Sol tarafta dizili olan 2 kolonu devirebilecek seviyede bir uçuştu benimkisi ama şans eseri sadece sallanmayla yetindiler. İkinci darbem ise tam olarak sırttan geldi. Bu darbe en şiddetlisiydi zaten ki sırtımdaki baskıyı hissettiğim anda sahneye fırlamış olarak buldum kendimi. Sahnedeki monitorun yanında uçtum sahneye. Ayağım kenara sıkıştı onun acısınıda sabah anladım. Dizim şişmiş ve morarmıştı. Neyse olur böyle… o heyecana yakışırdı.

Sahneye fırlayınca Tuna Abi(Black Tooth Vokal) gördü beni yukarı çıkmamı söyledi eh bu şans kaçar mı! atladım sahnenin sol köşesine sote bir yer aldım kendime. Yalan yok ilk kez bir konseri bu kadar yakından izliyorum yani sahneden. Yanımda Ebru Abla(Tuna Abi’nin Eşi) ve Hicri Abi(Hicri Bozdağ) vardı. Ben sürekli patlatıyordum flashı. Fırsatı değerlendirmezsem ölürdüm kesin.Hicri Abi’nin söylediği ise konserden sonra fotoğrafları ona bi şekilde ulaştırmamdı. Tabi Hicri Bozdağ benden bir şey isteyecek yok diyeceğim. Çarpılırım ha! Eyvallah abi dedim hatta şu anda da fotoğrafları nete yüklemekle uğraşıyorum. Her anı yakalamaya çalıştım resmen. Baktımda 140 tane fotoğraf çekmişim konser boyunca.

En sevdiğim fotoğrafım ise geceye dair Tuna Abi ve Ebru Abla’nın beraber yanımda parçayı söylerken oluşturdukları görüntüydü. Kesinlikle mükemmel bir çift! Konserin son parçası Pantera – Walk’idi. Tuna Abi bütün dinleyenleri sahneye çağırdı ilk kez gördüğüm bir görüntüydü herkes sahnede hep beraber coşup şarkı söylüyordu. İnanılmazdı.

Konserden sonra tabi ki Black Tooth Eskişehir Chapter adına kulise girdik herkesle fotoğrafımızı çekildik. Mutlulukla ayrıldık kulisten. Festival modunda 3 grup daha vardı Black Tooth’tan sonra çıkacak ama onları kim dinler Black Tooth üstüne. Biraz üst katta kafa dinledik sonra da ver elini evimiz.

Selahattin Tuna Vural

Selahattin Tuna Vural

Mekandan ayrılırken Tuna Abi’nin söylediği söz sayesinde Savaşalp ve Ben uzun süreli bir şok yaşadık ama bu şokun verdiği mutluluk uzun süre etkisini sürdürür zaten.

Eh işte böyle mükemmel bir geceydi Black Tooth ile konser gecesi. Sonu da mükemmeldi, başı da mükemmeldi. En sonunda mutlu mesud geldim evime. Mışıl mışıl uyudum o yorgunluğun üzerine. Tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum Black Tooth’a bu kadar mükemmel bir geceyi bize yaşattıkları için. Seviyorum sizi!