Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Etiket: anadolu üniversitesi

Babalar Günü – Bir Dönemin Sonu


Bir dönemin daha sonuna geldik… Bugün tam olarak tüm sınavlarım açıklandı ve 6 yıllık üniversite hayatımda bir ilk yaparak aldığım bütün dersleri geçtim. Aldığım dersler pek zor dersler olmasa da kültürel etkinlikler gibi hiçbir şey yapmadan geçilebilen bir dersi bile çok kez aldığım için benim için zor dersler arasındaydı ama ne olursa olsun az önce öğrendiğim üzere tüm dersleri çatır çutur geçmişim.

Geçmiş olsun bana.

Babamın Babalar Günü’nü de bu sayede tüm derslerimden geçtiğimi söyleyerek kutlamak benim için iyi oldu. Bunca senedir yok hepsinden kaldım yok birini geçtim dedikten sonra bu sene hepsinden geçmişim demek inanıyorum ki ev ahalisini oldukça sevindirmiştir ki ben bile baya sevinmiş durumdayım şu anda.

Kalma ihtimalim olan 2 dersi son iki güne denk gelmiş olması gibi bir şansım olsa da kurtuldum, mutluyum, huzurluyum.

Yaz okuluna kadar pek uzun sürmeyecek bir tatilim var önümde aslında tatil kısmı sadece aile yanına giderek geçecek ama tatil tatildir heralde. Ama şöyle bir Çubucak yapsaydım, gidip iki denize girseydim, burundan denize atlasaydım, hamakta sallanırken uyuyakalsaydım… hiç fena olmazdı, hiç. Neyse şimdilik sadece ailenin yanında yemekler ile ilgileneyim.

Yaz okulunda bu dönem tek ders alabiliyorum gibi görünüyo almak istediğim iki dersi çakıştırdıkları için bir tanesi ile idare edeceğim o yüzden tek derse yüklenip ortalamayı zirveye çıkartmak planım var şu anda ama bakalım gerçekleştirebilecekmiyim bu sıcakta.Tek dersim sabahtan olduğu için öğleden sonralarım boş olacak ve bu boşluğu çalışarak doldurma gibi bi planım da var eğer olursa yaz sonunda beni güzel bir tatil bekler… Şimdiden, gelecek olanlarla plan yapmaya başlamak lazım.

Tüm Babaların Babalar Günü Kutlu Olsun!

İş Planı Hazırlama


 

Çok sıkıntılı bir işmiş gerçekten anladım.

 

Girişimcilik ve iş kurma dersi kapsamında Tuğberk Tosunoğlu isimli hocamızın verdiği final dönemine teslim edilmesi gereken bir iş planı hazırlamam gerekiyordu. Fakat ben biraz işgüzarlık biraz işin aslında ne kadar zor olduğunu bilmememden ve de seçmeli ders nasıl olsa ne olacak ki mantığı yürütmemden kaynaklı olarak son zamanına sıkıştırmış bulundum bu iş planını hazırlamayı ve anladım ki bu öyle bir iki günde yapılacak bir iş değilmiş. Başına oturup düşünmek, uğraşmak, araştırmak gerekiyormuş. Aslında aklımda uzun zamandır bir iş fikri olsa da bu iş fikri için araştırmalar yapmış olsam da aslında yapmış olduğum araştırmaların şu anda hiçbir anlam ifade etmediğini gördüm.

 

Peki ben neden aldım böyle bir dersi? Aslında daha önce yazdıklarımı okuyanlar Eskişehir Rock Topluluğu altında amatör bir uğraş içerisinde olduğumu(zu) farketmişlerdir. Bir süredir aklımızda ise bu amatör uğraşı biraz daha geliştirebilir miyiz gibisinden bir düşünce vardı. Bu yüzden işin olup olmayacağını, olacaksa da nasıl olacağını öğrenmek için hazırda böyle bir ders varken alayım öğreneyim dedim. Şu ana kadar oldukça faydalı olduğunu söyleyebilirim. Eğer aklınızda böyle bir düşünceniz varsa ve krediye ihtiyacınız varsa boş ders alıp kredi dolduracağınıza işinize yarayabilecek böyle bir ders seçebilirsiniz.

 

Neyse… Kısaca İş planı nedir ne değildir, nasıl hazırlanır, neden hazırlanır onları yazalım madem.

 

İş planı nedir?

 

İş planı; firmanızın başarılı olabilmesi için veya ekonomik bakımdan varlığını koruyabilmesi için neler yapılması gerektiğine karar verme sürecinin, en önemli başlangıçtır. Bu da demek oluyor ki; şu an yapmakta olduğunuz veya yapmayı planladığınız bir işin, geleceğini çizen ve size rehberlik eden bir yol haritasıdır. Firmanızın gelecekteki darboğazları ve bunları aşma yollarını “önceden” analiz edilmesine yardımcı olmakla birlikte, aynı zamanda da firmanız için en temel kontrol aracıdır. Size önceden planlanan ve daha sonra gerçekleşen bir programın; var ise farklarını ortaya koyarak, nedenini gösterir ve gerekli düzeltmeleri yapmanızı sağlar. Bu da firmanın karar alma mekanizmasını ve geleceğini en önemli şekilde etkileyen faktörlerden biridir.

 

Evet iş planı tam olarak budur. Tanımı okursanız aslında ne kadar kapsamlı bir şeyi ne kadar kısa bir süreye sığdırmaya çalıştığımı farkedersiniz sanırım.

 

Peki iş planı hazırlarken nelere dikkat etmelisiniz?

1-      İŞ PLANI’nın ne olduğunu, nasıl hazırlandığını biliyormusunuz? Emin değilseniz öncelikle bu konuda bir araştırma yapmanızı veya bildiğini düşündüğünüz birisine danışmanızı öneririm. Bugüne dek İş Planı adı altında İŞ Planı ile ilgisi olmayan bir çok çalışma gördüm, böyle bir çalışma, plan sunan kişi veya kuruluş konusunda şüpheler uyandırıyor ve bunların sonradan telafisi mümkün olmuyor.

2-      İş Planı’nı şişirmek, yani fazla sayfaya ve bilgiye boğarak, kalınlaştırarak daha iyi göstermeniz mümkün değildir. Bu nedenle gereksiz teknik bilgi, grafik vb. Lüzumsuz şeyler okuyucuya fazlalık gelip onu sıkacağından bunlardan kaçınmak gerekir. Önce planı en özet şekilde yazın ondan sonra okuyucunun daha rahat anlamasına yardımcı olacağına inandığınız bilgi, resim ve grafikleri ekleyin.

3-      İyi bir İş Planı yazmak için her türlü yazılı metinde yapmanız gerektiği gibi önce başlıkları listelemeniz gerekir. Bunları her yerde bulabilirsiniz, burayı tklarsanız bir İş Planının başlıklarını gösteren blog yazısına gidebilirsiniz. Bu başlıkları listeledikten sonra o başlığı yazabilmek için hangi soruları yanıtlamanız gerektiğini yazın ve bu soruları yanıtlayarak başlıkların altını doldurmaya başlayın. Daha sonra bunları mantık sırasına koyarak İş Plalının özünü elde edeceksiniz.

4-      Bundan sonra yapmanız gereken, bu iş planını hangi amaca yönelik kullanacaksanız o doğrultuda gereken ilave ve kısaltmalar yapmaktır.

5-      İş Planının teknik bir döküman olduğunu unutmamak gerek. Bu nedenle uzun ağdalı kelime kalabalığına boğulmuş parağraflardan, cümlelerden kaçınmanızda yarar vardır. İş Planı’nı yazarken hangi amaçla ve kimin okuyacağını düşünerek yazın.

6-      Bir İş Planı gerçekçi ve ulaşılabilir olmalıdır, aksi halde bir iş rüyası olarak kalacaktır. Bu nedenle kullanacağınız rakkamları çok dikkatli seçmeniz gerekir.

7-      İş Planı yaşayan bir dökümandır, bu nedenle Pazar yapısının, teknolojinin getirdiği değişiklikler doğrultusunda sürekli güncellenmelidir, aksi halde amacına ulaşmayan bir kütüphane süsü olarak kalacaktır.

8-      Tüm yukardakilere dikkat ederek yazacağınız bir İş Planı sizin için iyi bir başlangıç olacaktır. Hazırlanmış bir İş Planı’nı okuyucusuna ulaştırmadan önce dışarıdan bazı kişilerin, hatta bu konularda uzmanlaşmış olan kişilerin planınızı okumaları ve değerlindirmeleri yararlı olur. Sizin atladığınız, unuttuğunuz veya hata yaptığınız konularda sizi uyararak yardımcı olabilirler.

demiş kişisel blogunda Sayın Karaca. Kısaca iş planı yazmak yerine bu işi profesyonelce yapan birilerinden yardım alabilirsiniz ama almak istemiyorsanız da dikkatli araştırıp iş planlarında yapılan yanlışlardan sakınarak güzel bir iş planı hazırlayabilirsiniz.

 

 

 

 

 

A.Ü. Rock Konserleri Vol. 1


Şubattan beri uğraştığımız ama sürekli ortaya çıkan sebeplerle ertelediğimiz ya da bir şekilde bir şeylerini değiştirdiğimiz konserimiz artık kesinleşti ve son aşamasında. Yer belli, zaman belli, gruplar kısmen belli, davetiyeler belli geriye yapılması gereken tek şey reklam kalıyor. Onu da yapmaya başladığımızda artık konseri beklemek kalacak geriye. Hope to Find’dan Erdem Hoca olmasaydı sanırım böyle bir konser olmazdı en az benim kadar hatta belki benden daha da fazla uğraştı bu konser için, sağolsun.

 

Şimdilik kesinleşmiş 2 grup var konser için. Birisi Volkan Yırtıcı diğeri is Hope To Find.

 

Hope To Find zaten artık Eskişehir’de tanınan bir grup son yaptığımı EskiRock Metal Fest’te de sahne almışlardı ve oldukça beğeni toplamışlardı, umarım ki bu konser de onlar için aynı güzellikte geçer.

Hope To Find – http://www.facebook.com/pages/Hope-To-Find/171619490495?sk=info

Hope To Find, 2003 yılında gitarist Seçkin Can KOYUNCU ve gitarist Zafer YÜKSEL tarafından tohumlarının atıldığı, sezgisel beğenilerin anlatılma ve aktarılma arzusu ile yoğrulup, halen dahi evrilme sürecinin içinde bulunulan ve bulunulmaya devam edecek bir yapı olarak yola çıktı.

İlerleyen dönemlerde ardı arkası kesilmeyen kadro değişikliklerinin sonrasında grup ‘Dance Of The Flowers’ adlı bestelerini kaydetti. Bu kayıt, 2006 senesinde Eskişehir Rock Topluluğu’nun (ERT) toplama albümünde yer aldı. İlerleyen zamanla birlikte grup “progressive rock” çatısı altında çalışmalara başladı. Mükemmel bir kimyasal uyum barındıran ve tutkulu çabaları içeren hummalı bir çalışma sürecinin içerisine girildi.

Kasım 2008’de başlayan bu süreç Haziran 2009’a kadar dört parçanın bestelenmesi ve düzenlenmesi ile sonuçlandı.

Temmuz 2009 – Ekim 2009 ayları arasında Ankara Detay Müzik Stüdyoları’nda Volkan YIRTICI’nın mühendisliğinde dört parçanın kaydı ve miksajı gerçekleştirildi. Mastering, Rick O’Neil tarafından Turtlerock Mastering Stüdyoları’nda (Sydney, Avustralya) gerçekleştirildi.

Öte yandan görsel öğelere yönelik çalışmalara başlandı ve bu konuda yardımlarından ötürü son derece minnettar olduğumuz sevgili Gülbin ÖZDAMAR AKARÇAY ve Ebru BARANSELİ bizlere yardımcı oldular.

 

Volkan Yırtıcı ise Eskişehir’de pek bilinmese bile bu geldiğinde sanırım artık bilinmeye başlayacaktır çünkü harika bir müzisyen. 2007 yılında çıkarttığı “Yanlış Notalar” isimli albümü ile nasıl bir müzisyen olduğunu gösteriyor sanırım.

Volkan Yırtıcı – http://www.detaymuzik.com/

Ankara’da uzun yıllardır stüdyo müzisyenliği yapan VOLKAN YIRTICI’nın “Yanlış Notalar” albümü DETAY MÜZİK / WE PLAY etiketi ile müzik marketlerde yerini aldı.

Volkan YIRTICI (Gitar, Klavye, Vokal, Müzik, Aranje), Akın BAĞCIOĞLU (Davul) ve Koray ERGÜNAY (Bas Gitar)’dan oluşan ana kadroya birçok konuk müzisyen eşlik etti. Bu müzisyenler arasında Süleyman Bağcıoğlu ve Erkan OĞUR gibi önemli isimler de var.

Özellikle rock , fusion tarzlarının ağırlıkta olduğu ve daha çok müzisyen dinleyicisini hedefleyen albümde farklı tarzlarda hazırlanmış 10 enstürmantal şarkı yer alıyor.

Kayıtlar sırasında müzikal yapının üst düzeyde işlenmeye çalışıldığı ve neredeyse her şarkı için farklı davul ve davul setuplarının kurulduğu bu albüm, yaklaşık 2 yıl süren titiz bir hazırlık ve kayıt sürecinin ardından tamamlandı.

Albümün masteringi, dünyaca ünlü gitarist Joe Satriani’nin 6 albümüne prodüktörlük yapmış olan tanınmış sound engineer (ses mühendisi) John Cuniberti tarafından, California ‘da dünyanın en büyük stüdyolarından biri olan The Plant Records’da yapıldı.

Albümün ilk klibi “GÜNEŞLE KOL KOLA” parçasına, Ankara’da Volkan Yırtıcı’nın Detay Müzik Stüdyosunda müzisyen dostlarının katılımı ile STB Yapım tarafından 2 günlük bir çalışma sonucunda çekildi.

http://gitarturk.com/ftopic3082.html

 

3 grup hala kesinleşmediği için yazamıyorum tabi fakat daha önceden planladığımı “Let It Flow” eğer bu konserde yanımızda olabilseydi bizim için harika olurdu ama bir dahaki konserlere artık.

 

Konserin etkinlik sayfası: http://www.facebook.com/event.php?eid=138258222911037

 

Bu arada Müzik Kulübü Odası’na yaptırmayı düşündüğümüz stüdyonun ilerlemesi devam ediyor. Dilekçeler yakında hazırlanıp inşaata başlar gibi görünüyor. Rock Kulübü’ne başkanlığım yaptığım bu dönemde görebilir miyim kendi başlattığım projeyi bilmiyorum fakat en azından gelecek senelerde stüdyoyu kullanacaklar olanlar belki adımızı duyar da bi teşekkür ederler.

 

Konserde dinlenecek parçalara da örnek vereyim tam olsun:

Hope To Find – City Soul

 

Volkan Yırtıcı – Güneşle Kol kola

Hastalıklara doyamadım!


Bu aralar bana ne oluyor çözebilmiş değilim… son 3-4 aydır olmadığım hastalık kalmadı ve acı vermeye başladı artık cidden. O değil bu seneye kadar yılda 3-4 kere hasta olurken şimdi en uzun hastalıksız dönemim 2 hafta oluyor sonrası yine eziyet… Hatta son 2 hafta iyice abartıp haftada bir hastalık olayına geçtim artık. Geçen hafta faranjitken bu hafta reflü olduğumu öğrendim-Keşke az erken öğrenseydim de acısıyla yaşamasaydım böyle.

 

*Neyse konser yapmaya çalışıyoruz yine bu sıralar ama pek bi sorunlu gidiyor nedense. Elimiz kolumuz bağlı aslında okulla yapmaya çalıştığımız için yok o sponsora bakma, yok orada yapma, yok para alma… Belki bu kadar kısıtlamasalara çok daha rahat bir şeyler çıkardı ortaya ama sıkıntı olunca pek sıkıntıya gelemeyen ben koşturmak zorunda kalıyorum artık. Yaşadığımı en basit sıkıntılar genelleyince işi imkansızlaştıran sıkıntılar haline geliyorlarmış onu iyice öğrendim artık. Mesela önce grupları ayarlayalım sonra mekanı günü ayarlarız demek olmuyormuş onu öğrendim ama aynı zamanda önce mekanı günü ayarlayalım sonra grupları ayarlayalım demek de olmuyormuş. E nasıl olacakmış bu iş? çözemedik henüz ama başarıcaz elbette konsere kadar.

 

*Anadolu Üniversitesi’nin çılgınlar gibi salonlarımız var hepsinde son teknoloji var demesi yalanmış onu da öğrendik. Hatta direk örnekle açıklayayım;

 

Salon 2003

 

Halkbilim Araştırmaları Merkezindeki Salon 2003, 200 kişilik bir kapasiteye sahiptir. En gelişmiş ses ve ışık sistemine sahip olan Salon 2003, Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü ile Halk Bilim Araştırma Merkezi toplulukları için bir çalışma salonu olduğu kadar etkinliklerde de kullanılmaktadır. Özellikle bu salonda gerçekleştirilen oda konserleri büyük ilgi toplamaktadır.

Evet yukarıdaki yazı tamamen burada yazdığı gibidir.

 

Peki ya gerçek?

 

180 kişi kapasite

4 hoparlör

4 monitör

10 ışık 2 tanesi renkli oluyormuş…

onlarda sabit ama nasıl sabit… e hani sizin en gelişmiş ses ve ışık sistemi?

 

*Geçenlerde bi stand açalım demiştik Rock Kulübü için fiyasko oldu… En yakın zamanda daha koordine bi işe girişmek lazım bu konuda.

*Okula gideyim dedikçe hasta olmamın sebebi psikolojik bi manyaklık falan olabilir mi diye düşünür oldum şu sıralar… Acaba kafadan mı direk gitmeme isteğim nedir ki?

*Reflümün azmasının sebebi annemin gönderdiği koliye yıllarca yemek görmemiş açlar gibi saldırmamdan mıdır? Ondansa bile iyi ki göndermiş annem, iyi ki yemişim… acısını çektim ama olsun.

*Hala bilgisayar almak istiyorum… yeni oyunlar görünüyor her geçen gün ufukta ama hala cebe giren bi para olmadığı için alamıyorum ah ulen en azından diablo 3 çıkasıya kadar şöyle daş gibin bir bilgisayarım olsa da tadından yenmese fena mı olur?

*Sınavlar geliyor ve bu sefer çalışasım var ciddi ciddi… Hem de 2 hafta önceden başlıyorum çalışmaya yine olmazsa, yine geçemezsem artık bi oturup düşünme vakti gelmiş, geçmiş demektir heralde.

 

Neyse bu kadar olsun canım sıkıldı, uykum var, sabah ders var vs…

 

Saygılar, sevgiler.

 

 

 

Yaz Gelsin Artık!


Gerçekten artık yaz gelsin istiyorum! milyon kat giyinip sokağa çıkmak zorunda kalmaktan sıkıldım yahu…

 

Neyse eh her zamanki gibi aylar geçtikten sonra bir yazı yazasım geldi(aslında pek gelmedi ama canım çok sıkıldı yazayım dedim). Ne yazsam diye düşündüm, düşündüm, düşündüm sonuç olarak yazasım olan hiçbir şey bulamadım. O yüzden saçmalamaya karar verdim. Bi de geçmişe dönük bi analiz yapar, özet geçerim oh mis.

 

En son yazımı 22 Eylül’de yazmışım. Çok manidar bi günmüş gerçekten… Kısaca bahsetmişim o zaman da 18 Ekim’de olacak konserden, aslında orada 11 Ekim demişim fakat sonra mekan falan filan derken 18 Ekim’e çekip rahat etmiştik. Pek kral olmuştu gerçekten bi tane daha olsa da eğlensek, yorulsak demiyo değilim aslında ama nedense soğur gibi oldum birileriyle bu işe girmekten. Kendi başınıza yapın yapacağınız şeyleri ki yapmadıkları halde üzerlerine kredi almaya çalışanlara aman vermeyin rahat edin. İmkanınız varsa yapın yoksa kalabalığa bulaşmayın hiç, canınız sıkılmasın.

 

*Çok alakasız ama bunu yazmaya çalışırken bi şarkı dinliyorum ki çok sevdim son 2 gündür. The Do diye bi hatun sesi pek bi tatlı, pek bi hoş, pek bi sevilesi.

 

*Neyse geçtik konser muhabbetini sırada erasmus öğrenci değişim programıyla evimde “misafir” ettiğim daha sonra ağzıma sıçıp bırakan macar gençleri ve bu duruma seyirci kalıp “hiçbir şey yapmıyoruz biz” diyen Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Birimi var.

 

*Kısa bi özet geçmek gerekirse; Ben ve ev arkadaşım sercan eve 2 adet macar öğrenci almıştık ve elimizden gelen yardımı yaptık aylarca ya da yapmaya çalıştık. Hatta kendileri de bu durumu kabul ettiler. Bi gün evde otururken biz evden ayrılıyoruz dediler bizde eyvallah dedik. Ödemeniz gerekenleri de bi ara ödersiniz dedik ve tamam diyip gittiler. Daha sonra nedense hakkımda Facebook üzerinde gereksiz karalama hareketine girip hakaret içeren sözler söylediler. E yapacak bir şey kalmadı davaya verdik ama ifade verdiğimiz cumhuriyet savcılığının da söylediği gibi “bir şey olmaz bunlar gider ülkelerine dava açılasıya kadar”  lafları gerçekleşti. Ne paramızı alabildik ne hakkımızı alabildik, sağolsunlar.

 

*Erasmusluların evden ayrılmasıyla başlayan sıkıntılı dönem henüz bitmek bilmiş değil tabi ki. Önce onlar çıktığı için evin ücretini kaldıramayacağımıza kanaat getirip acil bi kararla evden ayrılıp 2. vizelerin hemen ardından ev bulup taşınmakla uğraştık(-ne kadar mantıklı bi hareketti hala düşünüyorum). Taşındık falan derken elektriği, doğalgazı, interneti bi anda baktık ki ödeyemeceğimiz kadar borcun altına girmişiz. O borçları ödeyelim derken başka borçlar falan derken gittikçe boka battık da battık. Bu olaylar olurken aldığımı telefonun faturasının beklenenin 200tl üzerinde gelmesi ise boka sarmış maddi durumunun artık düzelemeyeceğinin bi kanıtı gibi bir şey oldu işte.

 

*O arada hayatımda ilk kez bi derse gitmek isteyip de gidemedim. Telefonumun çalan alarmını duymadım! O günü unutamayacağım hiç!

 

*Telefon faturası demiştim, evet. Bi telefon aldım uzun zaman sonra çok gaza gelip belki iyi yapıp belki de kötü yapıp ama aldım. Pişman mıyım? Asla. Hatta bana göre dünyanın en güzel telefonunu aldım. Güle güle kullanayım (: Merak edenler olur mu ya da olmaz mı bilmiyorum ama çok hava atasım geldi artık bi adet Blackberry Torch 9800 telefonum var. Uzunca bi süredir aslında bi gün blackberry alıcam diyordum ve 2 ay önce bunu başardım. Daha doğrusu babam sağolsun. Hatta okuma ihtimaline karşı çok sağol baba!

 

*Diğer bi konu EskiRock – Eskişehir Rock Topluluğu ile ilgili gelişmeler. Burası çok kısa sürecek çünkü hiçbir gelişme yok (: Nedendir bilinmez konserden sonra bi kaç gün sürmesi planlanan dinlenme evresi 4. ayında… bakalım ne kadar devam edecek. Gruptaki herkes iş yaptığını iddia ediyordur belki ama ben dahil hiçkimse bir şey yapmıyor.

 

*Menajerliğini yaptığımız gruplardan bir tanesi(Garmadh – Majeste) Kanal26’da yayınlanacak olan bi sinema programının müziklerini yapıcak.

 

*Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü olarak 1. dönem yapamadığımız her şeyi 2. dönem yapıcaz. Yeni bi kadro ile, bu işe el atmak isteyen insanlar ile, bu işe destek olmak isteyen insanlar ile yeni projeler, yeni fikirler üretip bunları gerçekleştiricez. Ben yaptım ya da yapıcam demektense yapıcaz demek daha makul görünüyor burada. Öncelikli proje olarak üye sayımızı katlamak ve bu sağlanan kitleye gereken önemi verip ona göre gerekeni sağlmak. Bu da görünüşe göre 2. dönemin başında gerçekleşek kış festivali ve üye alımları ile gerçekleşecek gibi duruyor.

 

*Bir şey farkettim bunca zamandır hiçbir yere hiçbir şey yazmamışım… ne ekşi, ne uludağ, ne itü, ne de başka bir yer. Ne kadar da kıt geçmiş 3-4 ayım.

 

*Yeni evimiz çok küçük! 1+1+mutfak ama nedense rahat edemiyorum bir türlü. Daralıyorum evde… zaten eşyalarımın sadece 3’te 1’i falan odamda heralde. Eski odam evimizden daha büyüktü…

 

*24 isimli diziye çok kilitlendim bu ara…

 

*Bilgisayarım bozuldu… Beni tanıyanlar bilgisayara ne kadar bağımlı bi insan olduğumu bilirler ama bi süredir bilgisayarım yok ne yazık ki. Sağolsun Sercan tatile gitmeden önce bilgisayarını bana bıraktı da rahatım bi süre için de olsa, daha sonra ne yapacağım ise belirsizliğini korumakta.

 

*Yazacak başka ne var diye düşünüyorum ve bulamıyorum belki yine sıkıldıkça eklerim bir şeyler… ama bu sefer blogun devamlılığından bahsetmeyeceğim çünkü bahsedince bi şey olmuyor. Yazasım varsa her türlü yazarım.

 

Saygılar, sevgiler.

Evinde Temizlik!


Evet, yeni çıkmış bu olay. Evine geliyorlar, çamaşırlarını alıyorlar, yıkıyorlar ver geriye getiriyorlar. Sistemleri aslında süper, harika, inanılmaz hiç evden çıkmadan her şeyiniz temiz falan filan fakat şöyle bi gariplik var 2 makinalık çamaşırı yıkamak ve kurutmak nasıl olur da 2 gün sürebilir ki?

Normalde süremez fakat söylenene göre büyük yoğunluk varmış işlerinde, çılgınlar gibi çalışıyorlarmış tek araba varmış yetişemiyorlarmış.

Yapmayın be abi hiç mi yok yakınınızda araba?

Boş yere yatağımda yatmak yerine yerde yattım. Hadi severim arada yatmayı ama özledim yatağımı ne yapayım? Geç gelme olayını bi kenara atarsak çok güzel yıkamışlar valla tebrik ve teşekkürlerimi iletirim eğer ki bi gün burayı okuyacak olurlarsa.

Çamaşırlarımın gelmesiyle artık odamı son düzenine soktum. tertemiz, derli toplu, pırıl pırıl ve ölesiye geniş bir oda haline geldi umudum bu temizliğin en azından bir kaç ay sürebilmesi, yoksa temizlemesi çok dertliymiş bunu yakın zamanda hissettim.

Ders seçimimi yaptım bugün, rahatladım.

Aslında henüz tam rahatlamış konumda değilim çünkü hala almak ya da almamak arasında gelip gittiğim iki dersim var bir tanesi Calculus diğeri ise Malzeme Bilimine Giriş… ikisi de birbirinden sikik dersler. Büyük olasılıkla seçimim Calculus’tan yana olacak olsa da aklımı kurcalıyor işte.

O değil endüstri mühendisliğinin bütün sınıfları calculus için ayarlansa da nasıl olduysa daha 1. ve 2. sınıflar ders seçmemesine rağmen kontenjanı dolmuş. Garipsenecek bir şey aslında, bunca zamandır yüzlerce kişi aldı bu dersi tek dönemde hiç böyle bir şey olmuş muydu bilemiyorum.

Dün tırsmamı sağlayan üniversiteme de ayrıca teşekkür ederim. Benden habersiz dersimi seçmişler n’oluyor lan nidalarıyla başbaşa bıraktılar beni akşam akşam iyi bari cevabı çabuk öğrendim ki stresten uzaklaştım. Yoksa yaşamazdım ulan bu stresle uhaaaaaa!

Neyse cıvımadan yazalım.

Digiturk denen gerizekalı oluşum yüzünden yakın zamanda dava edilecem gibi görünüyor, yarına kadar mühlet verdiler bakalım yarın unutursam ne bok yiyecem. Umarım unutmam da kurtulurum bu derdin en azından bir kısmından.

Bi zamanlar kitap almıştım her ay taksiti yatırmam gerekiyordu sözleşme gereği fakat ne adamlar beni arayıp soruyorlar, ne ben onları… aylar oldu bi ses yok hani deseler ki “yatır lan artık paranı şerefsiz”, eyvallah diyip yatıracağım ama hiç ses çıkmayınca garipsiyorum durumu.

Onu da hallederim elbet yakında.

Ah ulan borç borç nereye kadar kodumun hayatında ya… Burayı bir iş veren okursa işin ne olduğu farketmez bana bi iş versin ya yaparım n’olursa (:

Bonus: Bu şarkıyı da bugün sourberry’de dinledim beni bu parçayla tanıştıran bünyeye pek bi müteşekkir oldum efenim.

Eskişehir Rock Topluluğu


Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.

Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.

Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.

Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.

Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.

Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.

Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.

Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.

Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..

Kimya ile Fizik! Hadi Hep Beraber Kırmızı 4’e


Bir kimya laboratuvarı ile dolu dönemin daha başına geldik. 2 hafta geçti anca gidebildim laboratuvara. eh bi süre sonra sıkıyo tabi aynı dersi tekrar almak. yani yeniden al, yeniden al nereye kadar? eh başladık yine bir şekilde bugün.

önce okula gitme merasimi.

şu kırmızı 4 çilesini çekmeyen adam mühendis olamaz. evet buna kesinlikle inanıyorum. yahu sabah 9’da olan ders için 8.15’te durağa gidilir buna rağmen derse geç kalınabilir mi? yok. olamaz! olmamalı! bu ne ya.  45 dakika otobüs beklemek. önünden geçen 4 tane otobüsün dolu geçmesi. bu dolulukta öyle az bir şey değil yani biraz açmak gerekirse her camda surat yerine kıç görebilirsiniz. evet bu kırmızı 4 hattının en vazgeçilmez özelliği.

peki üniversitenin veya belediyenin bir endişesi var mı bu duruma? yok tabi kim takar ki öğrencileri. bir saat önce durağa ineceklerine iki saat önce insinler.

süper çözüm.

neyse geç gidip girilen bir fizik dersi var elimizde. topu topu 10 kişi ile işlenen bir ders. uyuyan, çevresine bakınan ve nerede olduğunu anlamaya çalışan garip tipler. sabah 9’da blok ders yapan hoca zihniyeti. bırakta bi sigaramızı çayımızı içelim kahvaltı edelim be hoca! ayıp yahu. neyse en azından devamsızlığı önemsemiyormuş 2 haftalık imza attırdı sağolsun. ha bir de 10 kişi falan ama vizeleri test usülü yapacakmış. eh buradan kendilerine teşekkür ediyoruz hocamızın. geçme ihtimali bi nebze de olsa artmış görünüyor.

sonunda ulaşılan kimya laboratuvarı. lanet olsun! bayıldım artık ya saatlerce ayakta durup amaçsızca bir şeyleri bir şeylere karıştırmanın nesi deney birisi açıklasın ne olur! ya NH3O4’ü H2SO4’ün içine koyunca patlamazmış. banane yahu! yaramaz abi bunlar işime. hayır diyorsun ki kesin yarayacak. iyi de az güzel bi deney yaptır bari heyecanı olsun bak sıkma bizi orada. tabi bir de grup arkadaşları… çok kral adamlar. giydir yumurta topuku gezsin sokakta. bir de sürekli espri yapmaya çalışma be abi olmuyor işte.

en güzel yanı bu dönem ki kimya laboratuvarının yan gruptaki hatun kişisi. evet bunca zamandır bana ardarda iki kere laf sokabilmiş güzel insan. seviyorum seni. belki. yani sevebilirim kim bilir. niyeyse laf sokulunca mutlu oldum bu sefer. heyecan oldum. kız güzel mi değil. tatlı mı eh. peki ne? zeki yahu hatun. kaliteli sokuyor lafı boşa gitmiyor.

peki yakında tanışırız üzülme…

yeter be bu kadar. kısa günün karı diyelim 2 adet laf yeme, bir adet ısmarlanan çay, iki dal sigara, sercan’ın yaptığı süpersonik bulgur pilavı ha bir de serious sam 2 ile geçen ateşli saatler. omfg!

bonus isteyenler?

Koray bana geçenlerde dinlettiğin bu güzel şarkı için sana şükranlarımı(bkz: bir hatun olarak şükran) sunuyorum.

Yazacak sözü yok yahu şarkının. küt bitti. çok küt.