Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Etiket: eğlence

Çok Soğuk!


Bugün bi pazara gideyim dedim dondum. Bir taraftan kar yağıyor, rüzgar esiyor. Diğer tarafta ellerim dolu cebime sokup ısıtamıyorum. Aman tanrım! Eve geldim ama ne geliş… Zaten kapıyı falan açamıyorum. Tabi düşününce ellerimdekini bırakınca rahat açarım da geriye nasıl alıcam o kadar şeyi? yok işte. zor oldu… çok zor. başardım ama sonunda. pahalıymış pazar ben anlamadım ki ne bileyim gözüme en güzel görünenleri aldım geçtim. en basit, en kısa belki en pahalı yolu. çok bir şey almadım aslında yani dişe dokunur çoklukta bir şey değil. ama kalabalık yaratan şeyler.

bi kaç gündür yine monoton hayat modundayım. gün içerisinde olan aksiyonlar dışında klasik volkan yaşantısı. en son dün eğlendim işte. tabi ki FRP sayesinde. farklı bi oyun oynadım ilk kez d&d dünyasının dışarında bir hikaye günümüz dünyasında ankara-kayseri arasında geçen bi oyun. normali tek oturumluk olmasına rağmen zaman kısıtlılığı sebebi ile ikinci oturuma sarkan bi oyun. eğlenceli. koşan, zıplayan, atlayan bi tipim oyunda. her ne kadar bunları henüz tam anlamıyla başaramamış olsamda. ilk artistik tekme atma çabam kursağımda kaldı. rezalet diz boyu. kendi çapımda eğleniyorum yinede.

bir de arada içiyorum işte. onlarda hep can sıkıntısına. kafa güzelken kokoreç yemenin bünyeye verdiği zararı kesinlikle kavradım artık. yok abi olmuyor! içip kokoreç yiyince midem bulanıyor yahu. kokoreçten mi içkiden mi yoksa ekmeğin içerisine koyulan farklı içerikten midir bilemiyorum fakat bir şey var ve o şey çok kötü bir şey-cümlenin sonunun garipliğine bak-.

bir diğer hayatımdaki gariplik. DERS ÇALIŞIYORUM! evet çok garip geliyor bana. ne bileyim böyle içimde bir notları geçirme hevesi, sınavlardan yüksek not alma aşkı, dersi geçip çoşma isteği, tayfun ile girdiğim iddiayı kazanma çılgınlığı falan bir takım garip reaksiyonlar gerçekleşiyor. ders çalışmak insanda bağımlılık yapar derlerdi de inanmazdım ama yavaştan inanıyorum. çalışma aşkı var içimde kontrol edemediğim. ama çalışma aşkımı kontrol edemeyip yine çalışamıyorum böyle de saçma işte bu aşk. bi saat 15 sayfa sonra? yemek, sohbet, geyik, film… ulen bıraksam kendimi şöyle dersin serin sularına, sayfa kumsalının sıcak kumlarına falan yuvarlansam konuların içinde. ah ne güzel olurdu böyle yaşamak! kendim bile inanmadım bu söze orası ayrı. ama gerçekten çalışmam gerekiyor. 10-12 tane vizem var aynı hafta içerisinde hem örgün hem açık öğretim. hafta içi örgün, hafta sonu açık öğretim. bakalım hangi birisine çalışacağım. asıl hedefim örgünü geçmek ama bi yandan açık öğretimi de boşlamak istemiyor canım.

neyse bir haftam daha var önümde hala çılgınlar gibi ders çalışabileceğim. umarım bu hafta boyunca anlamsız aktiviteler içerisine girme isteğim kontrol edilemez bir şekilde uyanmaz, onun yerine  ders çalışma şevkim doruklarına ulaşır ve sonunda da ders çalışarak amacıma ulaşabilirim. bekliyorum bakalım bu hafta ve sonraki hafta neler gösterecek bana. yine ilk vizeden dönemin sonu mu gelecek yoksa 2 yıldır gerçekleşmemiş bir olay gerçekleşip bana farklı bir yol mu gösterecek.

to be continue…

Mutlu İnsanlar


Oh be! iki gündür çok güzel geçiyor ya günlerim. hem de oldukça garip bir şekilde güzel. bayadır eğlenecek bir şeyler yoktu sıkılıyordum yine günden güne artan bir seviyeyle. en sonunda rahatladım iki gündür. nasıl derseniz tabi ki ilk rahatlama yöntemi olarak uzun zamandır kullanmayı tercih ettiğim alkol. parasızlıktan içemiyordum anca bi bira iki biraydı dün gaza gelerek ileri seviye bir içki sofrası muhabbetine girdim.

biraz detaya girsem hiç fena olmaz heralde. geceye başlamadan önce bir bira içmiştim. akşam oyun var fikriyle içmeme taraftarıydım. vakit ilerleyince oyunun bugün olacağını öğrendim yani dün gecem boşa çıkmıştı. eh fırsat bu fırsat tabi ki. evde zaten bizimkiler önceden başlamışlar içmeye almışlar şaraplarını. ben şarapı çok seven bir insan değilim. rakıcıyım ezelden.  düşündüm düşündüm eh biraz daha düşündüm 20cc bana az gelirdi 50cc fazla gelirdi ama kampanyası vardı ucuzdu. en sonunda orta yollu bi 35cc yeni rakı aldım kendime.

eve geldim hazırladım mezelerimi. başladım yavaştan içmeye. az bir şey değil yani 35cc. sonunu görürüm diye başladım. öncesinde de bi biranın hazırladığı yayvan zemin içişi kolaylaştırdı tabi. sohbet muhabbet geyik… rakıyı, içki ortamını güzel yapanlar bunlar işte. eh bizim ortamda dün hepsi vardı. kafam güzelleşmeye başlayınca biraz ciddi muhabbetlere girişimde rahatlaştı. anlattım sorunumu, derdimi. rahatladım yahu kurtuldum aklımdakilerden-daha doğrusu bi kısmından-. söyledim düşündüklerimi bir yere kadar. anlattım. güzel kafanın heyecanı ikiye katladı tabi anlatma aşkımı, içimdeki. konuştuk, dertleştik.

eh bi süre sonra rakı bu moduda geçti. kaldı son dubleler ve ortamda bir dışarı çıkma hevesi oluştu. saat 3-4 belki 5 kim bilir. hazırlandık çıktık. gecenin bi yarısı. sokakta polis bile yok. güle oynaya gidiyoruz tabi o sıra tayfunu aradık. aslında mert aradı neden aradı bilmiyorum o an bi şerit eksikliğim var galiba neyse. adam suratıma kapattı o an bi bozuldum ama kim takar kafa güzel. en sonunda pisliğin dibine vurma heyecanı ile adamın evine gittik kaldırdık yatağından. 2 dk sonra geri yattı orası ayrı. aldık saygın’ı çıktık dışarı kokoreç yiyelim dedik. bi oturuşta 2-3 yarım kokoreç yiyebilecek potansiyel sahip olan ben dün bir yarım kokoreçi bitiremedim. evet bitiremedim! atarkende kafam güzel üzüldüm ne yalan söyliyim. hatta kullandığım replik “olum bu kokoreçi yiyemiyorum lan. napıcaz lan!” eh o kafayla doğal şeylerdir bunlar olur diyorum ve geçiyorum.

kokoreçten önce yaşanan bir saçma an daha türk telekom’un çalıştığı yerlere koyduğu bi levha aldık elimize üzerinde “Türk Telekom Çalışıyor” yazıyor. niye aldık, ne işimize yarayacağını düşündük kim bilir. geriye bırakta taraftarıyım hala orası ayrı. neyse en sonunda kokoreç bi türk telekom aksiyonları sonuçlandı ve eve girdik.

hala başım bi garipdi. kafam güzel olunca uyuyamama gibi saçma bi sorunum var. doğal olarak dün yine uyuyamadım. yattığım yerde bi o yana bi bu yana döndüm durdum. gözümü kapatınca başım döndü. gözümü açtım. yatınca başım döndü kalktım. böyle böyle bir iki saat kıvrandım durdum. en sonunda rahatladığımı hissettim biraz fırsat bu fırsat diyerekten sıcak yatağımın tadına varma girişiminde bulundum. tam vaktiymiş ki ne ara uyuduğumu bilmiyorum. yastığa kafamı koymam yetti galiba.

sabah kalkınca hala kafam güzeldi orası farklı bi duruma giriyor artık.

neyse alkol muhabbeti uzundu bu anca anlatılabilecek kısmı. kelimeleri idareli kullanmak lazım… ne işime yarayacaksa.

bugünün güzel kısmı ise FRP’ydi. galiba en çok güldüğüm oyunlardan birisi bugündü. tayfun’un kafasının güzel olmasının etkisi, zenci’nin çılgın karakteri ve savaşalp’in güzel kurgusuyla bugün mükemmel bi oyun oldu. yaşanan aksiyonlardan girilen muhabbetlere kadar kayıda alınıp, tekrar tekrar izlenebilecek bi oyundu-bana göre-. peh kafa kopmadı aslında ama idareliydi yine. en güzel kısımlarından biri yaşanan han kavgasıydı tabiki. cüce var barbar var masada ne demeye artistlik yaparlar anlamam ki. az daha sinirlenmedim iyi ki. boşa oyunun başında aranan adamlar statüsüne yükselecektik yoksa ki barbar olsaydım büyük ihtimalle şimdi o statüyü zorluyor olurdum ama neyse.

hala bi eksiklik var fighter’de ama ne. eğleniyorum yahu bu oyunda daha ne olsun. hep böyle heyecan, eğlence dorukta geçer ümit ediyorum. çat diye savaşın ortasında çıkıp ölmeyelimde göz göre göre. seviyorum be.

eh yeter bugünlük. iki gün boyunca anca bu kadar eğlenebildim. yeter bana bu kadarı. zaten fazlasıda rahatsız eder. bi gariplik olur sonunda her zaman olduğu gibi. umuyorum ki bu iki günlük mutluluğum sonunda uzun süreli mutsuzluğa dönüşmez. mutlu olmak güzel şey.

keşke herkes hep mutlu olsa da sokakta polyanna’lar halinde; çiçekler, böcekler, kırlar, çayırlar, çimenler ne de güzeller şeklinde gezseler.

çok mu garip olurdu ki? kim bilir.

Günün bonusu: Aerosmith – I Don’t Wanna Miss A Thing

I could stay awake just to hear you breathing
Watch you smile while you are sleeping
Far away and dreaming
I could spend my life in this sweet surrender
I could stay lost in this moment forever
Well, every moment spent with you
Is a moment I treasure

I don’t wanna close my eyes
I don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

Lying close to you
Feeling your heart beating
And I’m wondering what you’re dreaming
Wondering if it’s me you’re seeing
Then I kiss your eyes and thank God we’re together
And I just wanna stay with you
In this moment forever, forever and ever

I don’t wanna close my eyes
I don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

I don’t wanna miss one smile
I don’t wanna miss one kiss
Well, I just wanna be with you
Right here with you, just like this
I just wanna hold you close
Feel your heart so close to mine
And stay here in this moment
For all the rest of time

Don’t wanna close my eyes
Don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
‘Cause I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

I don’t wanna close my eyes
I don’t wanna fall asleep
‘Cause I’d miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing
‘Cause even when I dream of you
The sweetest dream will never do
I’d still miss you, babe
And I don’t wanna miss a thing

Don’t wanna close my eyes
Don’t wanna fall asleep, yeah
I don’t wanna miss a thing

Seviyorum Sizleri!..

I was made for lovin’ you


Yorgunum… bir kaç gündür yine üzerime bi saflık hali çöktü. aslında dün biraz kurtarabildim kendimi bu saf halimden. dışarıya çıkıp insanlarla buluştum. içtim. güldüm. eğlendim. eh yoruldum da tabi. bugün ise dünden kalan yorgunluğun acısını sabah derse gidememekle ödedim. ha hala ödüyorum farklı şekillerde orası ayrı.

oyun oynayasım var. evet savaşalp oyun oynayalım abi. insan oynarken acayip deşarj oluyor burası kesin. eh oyun arası açılınca tabi birikiyor insanın içinde.

çabuk olsa nasıl olur? özledim yahu.

kendime farklı bir uğraş buldum geçen gün. pazara gittim, gezdim. ne kadar garipmiş pazar onu anladım. çok uzun zamandır gitmemiştim çünkü sevmiyordum. niyeyse dün aşık oldum pazara. o kalabalık bile mutluluk verdi. inanamadım. arkadaşımla konuşa konuşa bütün pazarı gezdim. eh eve gelince de yemek yapma işi vardı. ondan da zevk almaya başladım garip. tabi sonrasında oluşan bulaşıktan zevk alma yolunu henüz keşfedemedim ama o da olur bir gün diye düşünüyorum. bekleyip görecez.

bu arada bir şey söyleyeyim hakkımda not olsun. şu ana kadar bu bloga yazdıklarımı geriye dönüp hiç okumadım. hata var mı yoksa herşey iyi mi bilmiyorum. ama böyle seviyorum yanlışlarıyla olsun. nasıl olsa önemli, ciddi, resmi bir makama bir şeyler yazdığımız yok. işimiz burada bitiyor. mutlulukla doluyor. gözyaşları dudağımızın kenarından akıyor… abarttım evet.

neyse bugün kısa yazasım var. uzun uzadıya anlatacak şeylerim yok çünkü. belki yazmaya devam ettikce gelir bir şeyler aklıma ama hiç sanmıyorum öyle bir şeyler olacağını. hatta küt diye biteceğe benziyor bu yazı.

bonussuz bitirilmez yazılar. başladık bi kere bonus muhabbetine. bugünün bonusu “kiss”den gelsin o zaman.

Do, do, do, do, do, do, do, do, do
Do, do, do, do, do, do, do
Do, do, do, do, do, do, do, do, do
Do, do, do, do, do, do, do
Tonight I wanna give it all to you
In the darkness
Theres so much I wanna do
And tonight I wanna lay it at your feet
cause girl, I was made for you
And girl, you were made for me

I was made for lovin you baby
You were made for lovin me
And I cant get enough of you baby
Can you get enough of me

Tonight I wanna see it in your eyes
Feel the magic
Theres something that drives me wild
And tonight were gonna make it all come true
cause girl, you were made for me
And girl I was made for you

I was made for lovin you baby
You were made for lovin me
And I cant get enough of you baby
Can you get enough of me

I was made for lovin you baby
You were made for lovin me
And I can give it all to you baby
Can you give it all to me

Oh, cant get enough, oh, oh
I cant get enough, oh, oh
I cant get enough
Yeah, ha

Do, do, do, do, do, do, do, do, do
Do, do, do, do, do, do, do
Do, do, do, do, do, do, do, do, do
Do, do, do, do, do, do, do

I was made for lovin you baby
You were made for lovin me
And I cant get enough of you baby
Can you get enough of me

Oh, I was made, you were made
I cant get enough
No, I cant get enough

I was made for lovin you baby
You were made for lovin me
And I cant get enough of you baby
Can you get enough of me

I was made for lovin you baby
You were made for lovin me
And I can give it all to you baby

güzelim şarkıyı videosuz bırakamayız dimi?

buyurun buradan.

Bir sıkıntının ardından


Dün oldukça sıkıntılı bir gündü. nedense o kadar çok rahatsız hissediyordum ki kendimi. yapacak belki de o kadar çok şey olmasına rağmen hiçbir şey cazip gelmemişti. dedim “depresyona falan giriyoruz heralde”. tanrı yardımcımız olsun! neyse bugün düzeldim gibi pek bi rahat geçti be gün.

dışarı çıkıp biraz sosyalleşince insan rahatlıyormuş bunu da kesin kanıtlamış oldum. tabi her önüne gelenle dışarı çıkarsan daha da mal bir durum içerisine düşebilirsin. ama bugün güzel insanlar vardı yanımda. sağolsunlar. aslında bugün de evde boşlukta geçen saçma bir gün olacaktı ama işte son an kararları. en güzel kararlar. hep var olsunlar. neyse kalkıp gittim tabi ev sıkıntısından kurtulayım dedim. herkes kendi halinde takılıyordu bende birilerinin haline takılayım dedim çıktım dışarı. ne de güzel yapmışım.

asıl amacım müzik dinlemek olsa da pek başarılı değilde bu amaca ulaşma oranım. galiba 2-3 şarkı dinledim canlı canlı. güzel şarkılardı ama yalan yok. iyi çalıyordu çalanlar. ne kadar amatör de olsa. saygımız sonsuz. eh 3 şarkı sonrası dağılan bir topluluktu bizimkisi. daha doğrusu onlar saatlerdir oradaydı da benim gidişim son 3’e denk geldi. çıkılan mekan sonrası eve giden ve eve gitmek isteyen bir topluluk bir de eve gitmek istemeyen sokak çocuğu ben ve yanıma buldum canım yandaşlar. iyi ki dönmüşler benim yoluma-sağolasın gençler. yoksa evde patlardım ben.

bar sonrası mekan bulma arayışlarındaki 4 kişi. birisi onları bir yere sokmaya çalışıyor diğerleri ise girmemeye. eğlenceli de aslında. en son karar mc donald’s amcanın çiftliği. ne de güzel yer. tapılacak adam şu Ray Kroch. dünyaya böyle kaliteli bir yer kazandırdığı için. evet evet tapıyorum sana duy beni!

sorun şu ki ben seviyorum yiyorum-param olunca-. bir de bu mereti sevip yiyemeyen can insanlar var ki ne hüzünlüdür onlara. ama bak üzülme be oğlum sen de yiyiceksin düzelince :) hatta hatırlat ilk hamburgerin benden olsun. bir de mc donalds muhabbetleri var ya. belki de onlardır aslında mc donaldsı güzel yapan. can sıkıntısına birebir, bir dost yanında mc donalds.

kısa ama güzel birgündü. tekrar yaşanması ümidiyle tabi ki.

ha bir de şu ders seçme işi toptan hallolsaydı da yarın okula gitmek zorunda kalmasaydım. yol parasına bi tane cheeseburger yerdim belki.

bir de gariptir. bugün okula çok hırslı gitmiştim defter falan götürdüm “hadi yaz oğlum artık şu dersleri” mantığı içerisinde ama yine başarısız oldum. ya okulda bir şeyler var ya bende ki büyük ihtimal sorunlu bir bünyeye sahibim. eh bu dönem o sorunu çözeyim artık boşa daha da uzamasın.

sıktı.

cidden bak.

duydun mu?

bir de iki olsun buda. koray bugün çok kral bir tema yapmış kendi bloguna. helal olsun dedim valla. ah bir de ben kendime yapabilsem öyle şeyler. can sıkıntısı bir de o taraflardan vursa bana da değişiklik olsa. buradan koray’a sesleniyorum o logodan bir tane de ben isterim :)

seviyorum be sizleri.

bu da bonus: