Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Etiket: Eskişehir

Şimşek Sokak Önümüze Gelen Arabaya Vuralım Şenliği!


Tam yarın sınav var artık oturayım da ders çalışmaya başlayayım dediğim anda duyduğum çatırtı seslerine hayırdır lan ne oluyo acaba diyik bakmamla karşlılaştığım manzara pek iç açıcı değildi bugün.

 

Bir adet toyota marka araba aldığım duyumlara göre ehliyetsiz bir şekilde polisten kaçarken bizim sokakta park halinde olan 4 arabaya birden çarpıp beter etmiş. Bu arabaların içinde benimki de var ne yazık ki. Hem şanssızlık hem de şanslılık aslında benimkisi çünkü benim arabanın arkasına park etmiş olan Hyundai marka araba sayesinde ben olayı fazla hazar almadan atlattım. Benim gibi arada kalan diğer bir araba da pek hasar almamış fakat Hyundai ve Subaru marka iki araç gerçekten oldukça hasarlı araçlar haline gelmişler.

 

Hayatımda ilk kez bir trafik kazasının içerisinde bulunan birisi olarak ne yapmam gerektiğini ya neler yapılması gerektiği konusunda pek bir fikir sahibi değildim. Sağolsun benimle birlikte olayın tarafları oldukça ilgilendiler ve polis de oldukça yardımcı oldu. Tabi bi süre sonra Mesut ve Alper’in olay yerine intikal etmesi ile oraya gelmiş olan Kaza Yeri Ekspertizi’ni tanıyor olması sebebiyle işler daha kolaylaşmış oldu.

 

Şimdi baştan sonra ne yapılması gerekiyor peki?

*Önce polisi arayın!

*Polis olay yerine geldikten sonra tutanağınızı tutturun

*Karşı tarafın belgelerinin fotokopilerini alın

*Kazaya karışan araçların plakaları görünür şekilde fotoğraflarını çekin

*Ertesi gün trafik şubeden dökümanlarınızı toplayıp sigorta işlemlerinizi başlatın.

ya da

*Bir trafik eksperi bulun bilgilerinizi verin o sizin için gereken tüm işlemleri gerçekleştirsin.

 

Ben bu işleri pek bilmediğim için Mesut’un tanıdığı olan Tevfik Fikret Yavuz isimli Trafik Kaza Danışmanı’na yönlendirdim ve sağolsun işleri o halledeceğini söyledi. Bakalım umarım bir sıkıntı çıkmadan bu olayı da başımdan atmış olurum.

 

Şimdi sıkıntı artık arabayı nereye park etmem gerektiğini de bilmiyorum. Evimin önünde bile park halinde duran araca çatır çutur gelip çarpabiliniyorsa daha nereme sokayım ki ben bu arabayı?

 

Bu olaydaki tek şansım ise arabamın pek hasar almamış olması… Umarım ki görünmeyen bir sıkıntı çıkmaz yarına.

 

Sanayi bekle beni geliyorum…

 

Bonus olarak fotoğraflar geliyor:

Öncelikli olarak çarpan araba ve diğerleri

Görsel

 

Görsel

 

Görsel

 

Görsel

Reklamlar

İstanbul Eskisi Gibi Değil…


Yavaştan kendime gelirken, günler geçmişken artık aklımdakileri iyice unutmadan bir şeyler karalayayım dedim, İstanbul hakkında.

Ne kadar büyük, kalabalık ya da güzel olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım ki herkes bi şekilde duyup ya da görüp öğrenmiştir artık.

Otobüs ile başlıyor gezi…

uykusuz geçen saatler, ardından fuar alanına erken gitme sebebi ile zorunlu bekleme falan.

Otobüste tanıdık birilerini olduğunda eğlenceli olabileceğine inandım bir kez daha. En azından sıkılınca konuşacak birileri ya da eğlenecek birileri oluyor kimi zaman herkes uyusa da uyanık olduklarında böyle oluyor en azından.

Fuarda geçen bir kaç saat ardından taksim çıkartması, nevizade, peyote, eminönü’nde balık ekmek, tekrar taksim, dürümcü birileri, akdeniz pub, midye dolmanın güzelliği, dönüş için bir kaç saatliğine kalacak bir yer, dönüş yolu, tren sefası…

kısaca böyleydi İstanbul macerası ama biraz daha detay gerekir sanki 3 cümle ile bitirmeyeyim yazıyı.

nevizade: sen ne kalabalık, ne bar dolu bir sokaksın öyle! her yer bar, her yerde içen eğlenen insanlar… akşam olunca sokakta yürüyememenin verdiği rahatsızlık ama o ortamda olmanın mutluluğu falan… ne kadar garip şeylermiş bunlar. kalabalıkta mutluluğa ermek değişikti gerçekten.

peyote: çalışan eleman tam bi gobel! kafamızda şişe falan kırar diye düşündüm ama yapmadı sağolsun. güzel mekan, müzikleri daha bi güzel. çalan şarkının adını sorduğum da ise aldığım cevap “God is an astronaut bilmiyor musun yoksa?”  oldu ki bu da garip. sanırım oraya gitmeden önce herkes bunu öğrenmeli, okuyan olursa haberdar edeyim şimdiden. iyi ki biliyorduk da kapı dışarı falan etmeyi düşünmediler beni.

eminönü’de balık ekmek: hayatımın ikinci balık ekmeğini yedim hatırladığım kadarıyla ki ilk yediğimde bünyem kaldırmamış gece boyu içimdekileri dışarı çıkartmakla uğraşmıştım. sevinçliyim ki bu sefer öyle bir şey gelmedi başıma. bir şey anladım Türkiye’de turistlere fena kayıyorlar. biz bi balık ekmeği 4tl’ye yerken yan masamızda oturan sevgili capon abilerimiz ve ablalarımız 10’ar tl’yi veriyorlardı paşa paşa.

dürümcü birileri: hatırlamıyorum ismini sinirliydim o sıra. sadece tadına baktım tok olmama rağmen tayfun’un gereksiz israrları sebebiyle oldu o da ki tadını bile hatırlamıyorum ama herkesin deliler gibi yediğini ve yine herkesin “yesene sende” demesinin gereksizliğini göz önüne aldığımda sanırım güzeldi.

akdeniz pub: 5-6 kat vardı heralde yüksekliği, merdivenleri ise o kadar küçük yapılmış ki kafası güzel olan birilerinin oradan her gün yuvarlandığına dair her türlü iddiaya girebilirim, neyse. bizden önce bizim okuldan gelen bi grup varmış hesabı oraya mı kitlemeye çalıştılar yoksa hesap onlara mı kitlenmeye çalıştı bilmiyorum fakat birbirlerine girdiler, ben oturdum biramı içtim. çok önemli değil. çalan şarkılar ise eskişehir’de kolay kolay bulunmayacak tada sahip heavy metal! helal olsun orada olduğum süre boyunca çok kral parçalar dinledim.

midye dolmanın güzelliği: yok böyle bir şey! içi dolu dolu, etli of of of diyerek yiyor insan. eskişehir’de yok tabi bu kadar kralı, tazesi. yedim doya doya. detaya gerek yok.

gecenin sonu burada geliyor… bu ana kadar hiç uyuma şansı bulamadım ki bu 24 saat falan yapıyor rahat bir şekilde. yani 24 saat uykusuzluk+yorgunluk+pişik tehlikesi=çöküş. kesinlikle bu andan sonra yaşadıklarım tamamen çöküş adı altına rahatlıkla girebilir.

tayfun’un arkadaşı gökhanların evine gidip 2 saatlik uyku hayatımda yeni bi sayfa açtı resmen. gözümü kapattığım anda uyuyabildiğime inandım.

ve son olarak tren… çok güzel ve rahatmış ya da ben çok yorgundum bana öyle geldi ama nedense yine uyuyamadım. sanırım hareket eden bir şeylerin içinde olduğum zaman uyuyamıyorum ya da sadece bu haftasonu böyle bir sorunum vardı.

neyse sonunda eskişehir’deyim. seviyorum bu şehri. istanbul o kadar kalabalıkmış ve birbirinden alakasız çevrelerde takılan bir şehirmiş ki eskişehir’e gelince buranın değerini anladım bi kere daha. en azından gitmek istediğim yere en fazla yarım saat içinde ulaşabiliyorum. istanbul’da mı? en azından 1 saati gözden çıkarmak lazım sanırım.

Bonus Objective:

Erdoğan Peygamber Gibidir – Genel


Not: Aşağıdaki yıldız işareti ile ayrılmış bölüm pek okunası bir bölüm değildir, öylesine yazdım, dayanamadım. Okumasanız sorun olmaz hani. Her ne kadar başlığa adını vermiş olsa da pek bi önemsizdir.

*Siyaseti hiç sevmeyen bir bünyeyim. Bu sevmemenin yanında siyasetin içine bir de hiç sevmediğim din girdimi sevmeme oranım katlanıyor.


Normalde pek siyaset hakkında falan da konuşmam ama bunu izleyince çok güldüm. dayanamadım yazayım dedim. Bu kadar komik ve saçma bir siyasetçiler topluluğu bu ülkeden başka nerede olabilir ki? ha arada Kore’de falan çıkıyormuş sanırım bizimkiler gibi birbirine giren ama başka duyum gelmedi henüz kulağıma.


Neyse geyiğin başlangıç noktası MHP’den geliyor AKP’li elemanlar demiş ki Erdoğan peygamber gibidir. AKP’liler de haşa o nasıl laf tadında karşı gelmişler sonra o dedi diyor öteki demedi diyor en sonunda uçan tekmeler, fırlayan gözlükler falan millet birbirine giriyor meclis çılgın atıyor.


Bbunları izlerken bildiğin insan götüyle gülmemek için zor tutuyor kendini-aslında pek tutmadım ben-. Böyle bir sistemde bizi temsil için orada bulundukları için hepsine tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


hep orada olun, hep böyle komik olun, hep birbirinizi yiyin bize dokunmayın. *

Neyse asıl konuya gelelim-hala üsttekine gülüyorum- “Denizli”. yahu bu kadar gıcık, meymenetsiz, sıkıcı bir şehir olabilir mi? yok, olamaz. Burada okuyan üniversite gençliği ne sikim yapıyor merak ediyorum. Okunur mu lan böyle şehirde! Ne doğru düzgün bi kafe ne de bi bar var.

Denizli’ye her geldiğimde Eskişehir’e olan sevgim katlanarak artıyor cidden. Sokakta “freak” tadında dolaşmak zor geliyor artık bünyeye. Dolmuşta sanki seni sikecekmiş gibi bakan teyzelere hayır demek istiyorum. Hatta yaşına bakmadan suratına bi tane vurasım geliyor.

Evet bir şey olmayacaksa o teyzeleri sevmiyorum. Şu tatil boyunca işe yarar tek şey annemin yaptığı mükemmel yemekler ve bir kaç gün boyunca eğlenmemi sağlayan insanlardı, sağolsunlar.

Neyse Denizli’de vaktim doluyor, son 3 gün. Cumartesi Eskişehir’deyim. Evime gidip, keyfime bakacağım.

O değil de sanırım keyfime de bi süre bakamıcam önce bi temizlik lazım çünkü evi toplamadan çıkıp gelmiştim, kokmamış olsa bari (:

FRP oyunlarına da 12’sinden sonra başlayabileceğe benziyoruz farketmez artık bu kadar bekledik, bekleriz di mi lan Savaşalp? (: Oyunlarda da günlük tutmayı düşünüyorum, bakalım başarabilicem mi tek oyun kesin de 2 oyun birden tutabilecek miyim bakalım.

Ortalamamı acayip yükseltimişim bu dönem “0.03”. inanamadım nasıl bu kadar başarılı bir öğrenci olduğuma. Kim yapabilir ki bu kadar yüksek bir ortalama yükseltme? Neyse bu dönem artık sabaha kadar mokoko diyip dersin başına geçicem heralde.

Kafein dolu günler beni bekliyor…

Yanıma çalışacak birilerini de bulursam kral olur bakalım.

Müzik olayına girmek istiyorum, dj’lik yapmak istiyorum. Sourberry’de dj’lik için başvurdum ama bakalım cevap ne olacak. Genelde iş başvurularımın hepsi olumsuz yanıtla dönüyordu bana ama bu değişik olabilir belki. Bendeki arşiv kimde var ha?

Gitar, klavye çalıp mesut’un davulları kaydetmesini, pc’den basları ve sample’leri kullanıp çılgın atan bir psychedelic, experimental geyiğiyle aksiyona girmek istiyorum. Mesut duydun mu lan?

Eh bu kadar yeter artık diyecek lafım kalmadı. Kaldı da sonraya saklıyorum.

Girişi uzun tutmaya gerek var mı?

Bonus On Fire!*

*Inis Mona: keltik dünyasının en ünlü druid okuluymuş, parça okulun en ünlü druidini anlatıyor.

Calculus! Teknik Resim! EskiRock!


Biraz önce calculus final notu açıklandı. Gördüğüm anda şok oldum çünkü 50 almışım. Sınavım 30 dk sürmüştü hatta daha kısa sürdü ama hoca yarım saat içinde çıkmayı yasakladığı için yarım saat oturmak zorunda kalmıştım 10 soruyu falan sadece şıkkına bakara işaretledim geçtim. Diğerlerini de salladım ona rağmen 50 almak inanılmaz bir şey. Tabi bu demek olmuyor ki ben bu dersi geçtim. İlk sınavlarım kötüydü doğal olarak bu dönemde pek çalışmamıştım. Neyse hiç yoktan FF gelmez umudu ile yaklaşıyorum ama FF gelirsede çok üzülmem hani. Hiç üzülmem diyemiyorum tabi orası ayrı.

Neyse en azından artık teknik resimden kurtuldum iyi bi notla geçmeyi umuyorum bakalım hoca ne vericek harf notu olarak sınavlarım oldukça yüksek hatta finalim beklediğimden de yüksek geldi. Hoca bi krallık yapar ortalamayı düşük çekerse çoştum teknik resimdende. Şu an geçme ihtimalim olan 2 ders var birisi calculus birisi teknik resim kimya lab ve fizik yine bıraktım. Almaktan sıkıldım artık ama zorunluluk ne yapalım.

Bu sene yaz okulunda iki ders alıcam daha önce hiç almadığım dersler. Gelecek dönem tekrara kalma ihtimalim olduğu için en iyisi kredi yükselteyim geçemesem de gelecek dönem alacağım bir kaç ders olur artık ne yapalım. TBT ve Diferansiyel Denklemler bu yaz beni bekler. Hem de yazın sıcağında nasıl dayanacam bakalım o sıcağa.

Denizli’ye gitmem lazım yaz okulu ayın 29’unda açılıyor o zamana kadar biraz tatil yapayım diyorum ama Denizli buradan daha sıcak. Bu yaz Eskişehir’de bi havuz olayına gireyim diyorum bakalım fiyat çok yüksek olmasa bari. Özledim yüzmeyi.

Eskişehir Rock Topluluğu olayı da kendi halinde ilerliyor işte bir kaç grupla konuştuk sıcak yaklaştılar duruma, eskiden kurulanı tekrar kurmaya çalıştığımız için onlar da böyle bir şey olsun istiyorlar eh bizde yapacaz diye uğraşıyoruz. Sticker falan bastırmaya çalıştık yaz okuluna geldiğimizde Eskişehir sokakları Eskişehir Rock Topluluğu sticker’leriyle süslenecek. Fakat bugün Mesut’la konuşunca galiba kazık yediğimizi düşünmeye başladım 16tl’ye 1000 adet 4 renk 8×5 boyutlarında sticker varmış bizim yaptırdığımız ise 35tl’ye 1000 adet sınırsız renkli 8×5. Acaba kazık yedik mi yoksa o aradaki renk farkı bu fiyatı örter mi? düşünmeden edemiyorum şu anda. Site şu aralar pek aktif değil herkes tatilde olduğunda mıdır yoksa nedendir bilinmez ama biraz daha aktif bir oluşum olsak ne de güzel olurdu değil mi?

Şimdilik bu kadar kendinize dikkat edin. Galiba yarın Denizli’ye gidicem canım sıkıldı birden…

Eskişehir Rock Topluluğu


Geçiyoruz ödül muhabbetinden yeni yapmak istediğim bir projeye. Projeden çok organizasyon şeklinde ilerleyecek olan harekete. Black Tooth konserindeyken Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü’nden bir eleman ile bir süre konuşma fırsatım oldu.

Okulda hiçbir kulübe üyeliğim yoktu bu zamana kadar ki bundan sonrada olacak gibi görünmüyor. Neyse asıl konumuz rock kulübünün işleyişiydi. Bizim üniversitemizde rock kulübü belki de en pasif kulüplerden birisidir hatta belki en pasifidir o kadar emin olamayacağım. Kulüp ile ilgili yapılan tek aktivite maillerinize gelen reklam içerikli mailler o kadar.

Çevremizdeki insanlarla düşüncemiz ise rock kulübünü bu pasiflikten kurtarıp biraz daha aktif kulüpler içerisine sokmaktı. Yani küçük çaplı bir rock kulübü devrimi yapmayı planlıyorduk.

Konserde konuştuğum arkadaş ise(adını bilmiyorum kusura bakmasın) rock kulübünün pasif olmasının sebebinin kulüp yönetimi olmadığını bunun sebebinin üniversite yönetimi olduğu ve rock kulübüne hiçbir yardımın yapılmadığını ellerine geçen her fırsatta kapatılması için hareket ettiklerini bu yüzden rock kulübünün yapmak istediği etkinlikleri destek yerine köstek olduklarını belirtti. Hatta rock kulübünün konserler için bulduğu sponsorları belli başlı ama anlamsız sebepler sunarak kabul etmediklerini belirtti. Daha sonra da aslında rock kulübünü adam etmeye çalışmak yerine yani imkansız olanı yapmaya çalışmak yerine daha önce başarılmış fakat çabuk sonlandırılmış bir eylemi tekrar hayata geçirin dedi.

Aslında söylediklerini düşününce güzel kafayla anlatılmış olsalar bile oldukça mantıklılardı. Yani demek istediği bir kaç yıl önce Eskişehir’de oluşturulmuş olan bir topluluk vardı “Eskişehir Rock Topluluğu”. Bu topluluk bazı sebeplerden dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Yapmamız gereken şey ise bu topluluğu küllerinden geri doğurmak olmalıydı. Amacı ise Eskişehir sınırları içerisindeki bu müzikle ilgilenen tüm grupları toparlayıp bir çatı altında, ulaşılması kolay bir şekilde birleştirmek ve bu grupları bu müziğe gönül veren müzik severler ile bir araya getirebilmekti. Yeniden amacımız da bu olacak.

Şu an için sadece düşünce aşamasında olan bu oluşum umuyorum ki kısa zamanda almak istediğimiz ama nereden alacağımızı bilemediğimiz destekler ile fikir aşamasından gerçekliğe doğru adımlarını atmaya başlar.

Umarım düşüncelerimdeki kadar büyük bir topluluk olup gerçekten bir şeyler başarabilir hale gelebiliriz.

Bu sayede belki Eskişehir’de rock müzik dinliyor gibi görünen ve rock müziği gerçekten dinleyen kitleler arasında da bir fark yaratabiliriz.

Eskişehir Rock Topluluğu yeniden!..

Vize Haftası ve Sonrası


2 haftadır yazmıyordum buraya. nedeni ise belirsiz. belki sadece sıkıldım bi süre ama şimdi çok yazasım var da yazacak şey yok. 2 hafta önce olan şeyleri anlatmaya gerek yok yani dimi? kısa özetler geçeyim bari.

geçen hafta vize haftamdı. normal şartlar altında ders çalışmam gereken vize haftası boyunca saçma sapan diziler izledim… dexter, psych vs. işin garibi vizeler başlamadan önce ders çalışan, not tutan, not geçiren ben vizeler başlayınca ders çalışamaz oldum. psikolojik olarak dersler açısından çöküntüye uğratım. çok koydu açıkçası. o değil iddia var bu dönemin sonunda kazanmam gereken yoksa zor bi yaz okulu dönemi geçiricem. neyse açıklanan bir adet sınavım var ondada hayırlısıyla sıçmışım(!). fizik sınavının ortalamasının bu kadar yüksek gelebileceğini tahmin etmezdim. sınıfa bakınca mal mal oturan tiplerin 80-90 alması koyuyor insana. eh önümüzde bir vize bonus olarakta bir final var. klasik cümle “önümüzdeki maçlara bakacağız”. Kısa başlıklara bölüyorum sınavlarımı. Başlayalım.

Fizik: iyi sanıyordum ki hiç alakası yokmuş

Calculus: ortalama üstünde bir gelecek. umutluyum

Teknik Resim: Ben dahil kimse yapamamış. Galiba en çok yapanlardan biri benim. Şansım yüksek.

Malzeme Bilimi: Pek bi umutsuzum be usta.

Evet kısa ve öz bu kadar oluyor. Sonuçları bi iki haftaya görürüz heralde. Daha da abartıp 2. vizelere kadar okumama gibi saçma bi duruma da sokabilir garip hocalarım. Neyse sonunda atlattım bu haftayı ne kadar ders çalışmam gerekse de her ne kadar ders çalışamasam da şu andan sonra yapabileceğim bir şey yok gibi görünüyor. Galiba kaçınılmaz olan gerçekleşti ben de zevk almaya bakmalıyım.

Bu haftasonuda açık öğretim sınavlarım başlıyor. 2 gün boyunca 8 tane ders daha önce öyle bi dersten haberim bile yoktu ama şimdi sınavına gireceğim. Sonum ne olacak merak içerisindeyim. Daha gidip okulumu falan bulmalıyım. iyi bari bir gün kendi kampüsümde giricem sınava. Rahatım da sonrası nerede onu bilemiyorum işte.

En son ve en önemli konu. Black Tooth Eskişehir Chapter’i kurduk. Şimdilik insan yok tabi ama Eskişehir’deki müzik piyasasını göz önünde bulundurunca galiba baya iş çıkar bize. 5 Nisan’da Eskişehir Up&Down’da olacak BlackTooth eh dolayısıyla biz de yanlarında olacaz. Büyük bir eğlence geliyor gibi görünüyor. Umarım o gün de aynı bu kadar heyecan dolu olurum. Günü biraz kötü 7’sinden iki gün önce parasızlığın son haddesinde olduğu zaman ama yapıcaz artık bir şeyler borç falan önümüz açık…

Bir de Koray yeni bir aksiyona bulaşmış. beni de içine çekmiş gibi görünüyor. eğlenceli tabi ki… bu bir aralar deviantart tagged olayı olarak yayılmıştı demek şimdi blog dünyasında mimlemek olarak geçiyor. eh mimlenmişiz görevi yerine getirelim o zaman.

ÇOCUKKEN…
1. Çocukken …………… kaçırdım.(çok pis altıma kaçırırdım, iki gün ara vermezdim nerdeyse)
2. Çocukken …………… yoksundum.(sokakta oynamaktan yoksundum, mahallenin seviyesi çok düşük geliyordu)
3. Çocukken …………… yaralanmış olabilirim.(kolumdan, bacağımdan, başımdan, kaşımdan, gözümden, kulağımdan vs.)
4. Çocukken …………… olmayı hayal ederdim.(polis: şimdi ise tam tersi)
5. Çocukken …………… isterdim.(uçmak: superman büyüksün!)
6. Evimizde asla yeterli ………. olmadı.(corn flakes: sonu hemen geliyordu)
7. Çocukken daha fazla ……….. ihtiyaç duyardım.(corn flakes: asla yeterli olmadı çünkü)
8. Bir daha asla ………. göremeyeceğim için üzgünüm.(5 harfli ismi olan birisi)
9. Yıllar boyunca ……… merak ettim.(uçmayı)
10. …………. kaybımdan dolayı hep kendimi suçladım.(5 harfli ismi olan birisini)

Bonus Track: Black Tooth – Iron Clad