Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Etiket: macar

Yaz Gelsin Artık!


Gerçekten artık yaz gelsin istiyorum! milyon kat giyinip sokağa çıkmak zorunda kalmaktan sıkıldım yahu…

 

Neyse eh her zamanki gibi aylar geçtikten sonra bir yazı yazasım geldi(aslında pek gelmedi ama canım çok sıkıldı yazayım dedim). Ne yazsam diye düşündüm, düşündüm, düşündüm sonuç olarak yazasım olan hiçbir şey bulamadım. O yüzden saçmalamaya karar verdim. Bi de geçmişe dönük bi analiz yapar, özet geçerim oh mis.

 

En son yazımı 22 Eylül’de yazmışım. Çok manidar bi günmüş gerçekten… Kısaca bahsetmişim o zaman da 18 Ekim’de olacak konserden, aslında orada 11 Ekim demişim fakat sonra mekan falan filan derken 18 Ekim’e çekip rahat etmiştik. Pek kral olmuştu gerçekten bi tane daha olsa da eğlensek, yorulsak demiyo değilim aslında ama nedense soğur gibi oldum birileriyle bu işe girmekten. Kendi başınıza yapın yapacağınız şeyleri ki yapmadıkları halde üzerlerine kredi almaya çalışanlara aman vermeyin rahat edin. İmkanınız varsa yapın yoksa kalabalığa bulaşmayın hiç, canınız sıkılmasın.

 

*Çok alakasız ama bunu yazmaya çalışırken bi şarkı dinliyorum ki çok sevdim son 2 gündür. The Do diye bi hatun sesi pek bi tatlı, pek bi hoş, pek bi sevilesi.

 

*Neyse geçtik konser muhabbetini sırada erasmus öğrenci değişim programıyla evimde “misafir” ettiğim daha sonra ağzıma sıçıp bırakan macar gençleri ve bu duruma seyirci kalıp “hiçbir şey yapmıyoruz biz” diyen Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Birimi var.

 

*Kısa bi özet geçmek gerekirse; Ben ve ev arkadaşım sercan eve 2 adet macar öğrenci almıştık ve elimizden gelen yardımı yaptık aylarca ya da yapmaya çalıştık. Hatta kendileri de bu durumu kabul ettiler. Bi gün evde otururken biz evden ayrılıyoruz dediler bizde eyvallah dedik. Ödemeniz gerekenleri de bi ara ödersiniz dedik ve tamam diyip gittiler. Daha sonra nedense hakkımda Facebook üzerinde gereksiz karalama hareketine girip hakaret içeren sözler söylediler. E yapacak bir şey kalmadı davaya verdik ama ifade verdiğimiz cumhuriyet savcılığının da söylediği gibi “bir şey olmaz bunlar gider ülkelerine dava açılasıya kadar”  lafları gerçekleşti. Ne paramızı alabildik ne hakkımızı alabildik, sağolsunlar.

 

*Erasmusluların evden ayrılmasıyla başlayan sıkıntılı dönem henüz bitmek bilmiş değil tabi ki. Önce onlar çıktığı için evin ücretini kaldıramayacağımıza kanaat getirip acil bi kararla evden ayrılıp 2. vizelerin hemen ardından ev bulup taşınmakla uğraştık(-ne kadar mantıklı bi hareketti hala düşünüyorum). Taşındık falan derken elektriği, doğalgazı, interneti bi anda baktık ki ödeyemeceğimiz kadar borcun altına girmişiz. O borçları ödeyelim derken başka borçlar falan derken gittikçe boka battık da battık. Bu olaylar olurken aldığımı telefonun faturasının beklenenin 200tl üzerinde gelmesi ise boka sarmış maddi durumunun artık düzelemeyeceğinin bi kanıtı gibi bir şey oldu işte.

 

*O arada hayatımda ilk kez bi derse gitmek isteyip de gidemedim. Telefonumun çalan alarmını duymadım! O günü unutamayacağım hiç!

 

*Telefon faturası demiştim, evet. Bi telefon aldım uzun zaman sonra çok gaza gelip belki iyi yapıp belki de kötü yapıp ama aldım. Pişman mıyım? Asla. Hatta bana göre dünyanın en güzel telefonunu aldım. Güle güle kullanayım (: Merak edenler olur mu ya da olmaz mı bilmiyorum ama çok hava atasım geldi artık bi adet Blackberry Torch 9800 telefonum var. Uzunca bi süredir aslında bi gün blackberry alıcam diyordum ve 2 ay önce bunu başardım. Daha doğrusu babam sağolsun. Hatta okuma ihtimaline karşı çok sağol baba!

 

*Diğer bi konu EskiRock – Eskişehir Rock Topluluğu ile ilgili gelişmeler. Burası çok kısa sürecek çünkü hiçbir gelişme yok (: Nedendir bilinmez konserden sonra bi kaç gün sürmesi planlanan dinlenme evresi 4. ayında… bakalım ne kadar devam edecek. Gruptaki herkes iş yaptığını iddia ediyordur belki ama ben dahil hiçkimse bir şey yapmıyor.

 

*Menajerliğini yaptığımız gruplardan bir tanesi(Garmadh – Majeste) Kanal26’da yayınlanacak olan bi sinema programının müziklerini yapıcak.

 

*Anadolu Üniversitesi Rock Kulübü olarak 1. dönem yapamadığımız her şeyi 2. dönem yapıcaz. Yeni bi kadro ile, bu işe el atmak isteyen insanlar ile, bu işe destek olmak isteyen insanlar ile yeni projeler, yeni fikirler üretip bunları gerçekleştiricez. Ben yaptım ya da yapıcam demektense yapıcaz demek daha makul görünüyor burada. Öncelikli proje olarak üye sayımızı katlamak ve bu sağlanan kitleye gereken önemi verip ona göre gerekeni sağlmak. Bu da görünüşe göre 2. dönemin başında gerçekleşek kış festivali ve üye alımları ile gerçekleşecek gibi duruyor.

 

*Bir şey farkettim bunca zamandır hiçbir yere hiçbir şey yazmamışım… ne ekşi, ne uludağ, ne itü, ne de başka bir yer. Ne kadar da kıt geçmiş 3-4 ayım.

 

*Yeni evimiz çok küçük! 1+1+mutfak ama nedense rahat edemiyorum bir türlü. Daralıyorum evde… zaten eşyalarımın sadece 3’te 1’i falan odamda heralde. Eski odam evimizden daha büyüktü…

 

*24 isimli diziye çok kilitlendim bu ara…

 

*Bilgisayarım bozuldu… Beni tanıyanlar bilgisayara ne kadar bağımlı bi insan olduğumu bilirler ama bi süredir bilgisayarım yok ne yazık ki. Sağolsun Sercan tatile gitmeden önce bilgisayarını bana bıraktı da rahatım bi süre için de olsa, daha sonra ne yapacağım ise belirsizliğini korumakta.

 

*Yazacak başka ne var diye düşünüyorum ve bulamıyorum belki yine sıkıldıkça eklerim bir şeyler… ama bu sefer blogun devamlılığından bahsetmeyeceğim çünkü bahsedince bi şey olmuyor. Yazasım varsa her türlü yazarım.

 

Saygılar, sevgiler.

Geçmiş Hakkında, Geleceğe Dair…


Yine uzun bir aradan sonra buradayız, evet sonunda bir daha gaza gelmiş bulunmaktayım, sanırım Denizli’ye gelmemin gazı bu. Normal şartlar altında dün Denizli’ye gelip bu gece İskenderun’a yola çıkmam gerekiyordu fakat geçirdiğim berbat yolculuk(yanımdaki sarhoş şerefsiz) ve üstüne üstlük günlerdir devam eden bel ağrısı sebebiyle bugün Denizli’de kalıp İskenderun’a gitmemeye karar verdim.

Mantıklı bir karar mıydı yoksa değil miydi yakında anlarız galiba.

İskenderun’a gitmek için tek sebebim vardı o da abimin askerlikte ilk zamanları olması ve yemin töreni muhabbetine katılmak istememdi. Her ne kadar istesemde daha önce yazdığım gibi bel ağrımın etkisi çok büyük oldu.

Bel ağrımın sebebide yaz boyu eşya taşımaktan olsa gerek artık yaklaşık bir hafta önce belimin son yatağı taşırken iflas etmesinden mütevellit olsa gerek.

Aman siz siz olun bele dikkat edin fena ağrıyor bu meret!

Neyse şu otobüste yanımda oturan sarhoş ibineye geri dönmek istiyorum! Otobüse binmeden önce Savaşalp’lerde çiğköfte rakı ve ballı hardallı tavuk içeren çılgın bir ortam vardı otobüse binmek zorunda olduğum için bu ortamda pek bulunamasam da bulunduğum süre benim için yeterdi, sağolsunlar. Yani otobüse binmeden önce bir duble rakımı içerek keyiflendim yeterince. Neyse bindim otobüse bekliyorum kalkacağı zamanı…

Son ana kadar yanım boştu içimde bu umut bi neşe oh yayılıp gidicem kendi halimde falan ama son anda bi eleman etrafına malca bakınarak bi yer arama derdine tutuldu sonra çat diye geldi yanıma oturdu. Her ne kadar ilk görüşte ne kadar mal bir insana denk geldiğimi anlamış olsam da zaman ilerledikçe düşündüğümden çok daha fena bi durumla karşıkarşıya olduğumu anlamış oldum.

Eleman önündeki ekranı kullanmayı 50 kere göstermeme rağmen öğrenemedi! Bunun yanında her gösterişimde “oo süper kanka, harikasın, okay kanka mükemmelsin, vb…” ithamlarla kafamı sikmeye devam etmekteydi, tam anlamıyla!

İzlemeye çalıştığım 2012 belgeselinin ağzına sıçıp yarısından bir şey anlamama sebep olduğu için de ayrıca teşekkür ederim kendisine.

Ha ayrıyetten sürekli otobüsteki kızlar hakkında bağırarak konuşup bütün otobüsün bizden iğrenircesine bakmasına ise hiçbir şey söyleyemez haldeyim.

Bir yandan otobüste bel ağrısıyla düzgün bir pozisyon ararken diğer yandan adamın uykusunda kolunu suratıma, kafama, omzuma vurması da olaya oldukça heyecan kattı yalan yok.

Kısaca hayatımın en iyi başlayan ama en kötü sonlanan otobüs yolculuğunu yaşamış oldum. Umarım bir daha yaşamam.

Bu ve bunun gibi sebepler bir araya gelerek Denizli-İskenderun güzargahının 13 saat olması da cabası olunca bugün o otobüse binmeyip evde kendim kalma kararı aldım(Fazla laf söylemeyen annemede buradan teşekkür ederim.)

Bunlar haricinde hayattan kısa özet geçme vakti geldi yine…

*Açık Öğretim 2. taksidini ödemeyi unuttuğum için bütünleme sınavlarına giremedim(aklıma sokayım)

*Eve okullar açılırken gelmesini beklediğim 2 adet sevgili macar kardeşlerimiz evimize geldiler. Bir tanesi kel, zayıf, uzun, gözlüklü diğeri ise saçlı tüysüz zayıf orta boy vs. kısa zaman beraber olduğumuz için şu anda sadece fiziksel özellik verebiliyorum. Karakter analizi bir sonraki sayıda. Adamları evde kendi başlarına bıraktım, umarım evin ağzını sevmezler. (Mesut! olum bakarak ol bebelere, yazık.)

*EskiRock websitesini sonunda açabildim. Çok uzun sürdü, çok aksadı, fazla uğraşamadım vs vs derken sonunda açtık evet. Gelen tepkiler sitenin eski sitelere göre oldukça profesyonel göründüğü yönünde. Sağolsunlar! Gerçekten eskilere uğraştığım süre bunun yanında bahsedilmez bile.

*Ekim ayında yapmayı planladığımız etkinlik detayları yavaş yavaş oturtulmaya başlamışken bazı “yardımsever” abilerimiz yardımı çok sevmeleri sebebiyle ilerleyen bir tarihe ertelenecek gibi durmakta. Umarım böyle bir şey olmaz da alnımızın akıyla yapabiliriz bu işi.

*Mahmut Kamil ismini verdiğim kediciğim bütcemin ağzına sıçması ve çizilmedik uzvumu bırakmaması sebebiyle yakında başka ufuklara yelken açacağa benziyor. Her ne kadar beraber de uyusak bir süre sonra kaldıramıyor insan bu kadar hırpalanmayı :P

*Bir dönem daha çok sevdiğim “özel tekrar öğrencisi” olma durumumu devam ettireceğim. Her ne kadar almış olduğum dersleri geçsem de yeterince geçememişiz ki hala devam ediyoruz. Umarım ki bu dönem kurtulurum çünkü cidden bıkkınlık geldi aynı dersleri almaktan.

Evet, şimdilik akla gelen geçmiş detaylar bunlar belki yakın zamanda gelişen hayat ile ilgili bir şeyler daha yazarım belki aylarca yine bir şey yazmam ama en azından dönüp dolaşıp buraya geri dönüyorum ona yapacak bir şey yok.

Ha bi de blogun temasından sıkıldım yenisini koydum gözüme pek hoş geldi ama çok renkli falan geldi belki yeniden değiştiririm gözüm kaldı bir tanesinde ya hadi bakalım.

Öperim, saygılar.