Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Tag: sıkıntı

Sıkıntılı Günler Bitiyor mu?


Geziyorum, gülüyorum, eğleniyorum fakat sıkıntılıyım uzun bi süredir…

Birinci dönemin ortalarına doğru geçirdiğim hastalıktan sonra hayatıma çekidüzen verme kararı almıştım ve şimdilik bu kararı elimden geldiğince uygulamaya çalışıyor durumdayım fakat bu kararımı uygularken yaşadığım sıkıntılardan bazen bıktırma noktasına geliyor ister istemez.

6. yılının sonuna geldiğim üniversite hayatımın büyük kısmını sadece oturarak geçirmiş olmamın verdiği anlamsızlığı yeni yeni anlayabilmeye başladım. Sadece evde oturan ayda yılda bir dışarı çıkan birisi olmak bir süre sonra gerçekten can sıkıcı oluyormuş.

Evde oturmanın sıkıntısından yeni yeni kurtulabilmişken okuldaki “bazı” hocaların saçma tavırları, kişiye özel tutumları başka bir sıkıntı ekliyor bünyeye ister istemez. Peki bu duruma ne yapılıyor? Hiçbir şey.

Yıllardır gitmediğim kadar okula gittim bu dönem. Hem dersim varken, hem de dersim yokken okuldaydım. Herkes ne işin var dese de amacım aslında yıllardır gitmemeye alışmış olan bünyemi artık gitmeye alıştırmaktı. Okula sadece arkadaşlara görmek için de olsa gitmeye çalıştım ve gittim de. İlk kez hiçbir dersten devamsızlıktan kalmadım, mutlu oldum. Bir dönem boyunca aldığım her dersi geçmenin mutluluğunu yaşayacağım galiba bu dönem. Geçemezsem de en azından geçmeye yaklaşmış olacağım ki bu bile büyük bir adımdır benim için. Beni tanıyanlar bilirler.

Kendimi bir açıdan değiştirmek istiyorum aslında bu sıralar… Son zamanlarda revaçta olan laf gibi “Seviyorsan git konuş bence”… Sevmiyorsam ama hoşlanıyorsam da gidip konuşabilmeliyim galiba artık. Bi de şu maymun iştahı olayını yok etmem lazım bünyemden. Bugün hoşlandığım insandan, yarın nefret edebilirim ama yarından sonra tekrar hoşlanabilirim.

Sanırım bunu sevme olayına çevirdiğim zaman bu değişen ruh halinden de kurtulacağım ama var mı ki öyle biri? Bana bunu yapabilecek.

… artık ders çalışmaya çalışıyorum(şimdilik oluyor ya da olacak gibi)

… artık salaş olmamaya dikkat ediyorum(ne varsa giyip çıkarım modundan ya da ne varsa yerim kilo alsam ne olur ki modundan çıkmaya çalışıyorum)

… artık hayatı umursamaz görünmekten yorulduğum için umursuyor gibi olmak, görünmek rahatsız etmiyor(umursuyorum, stres oluyorum, sinir oluyorum ama hala içimde yaşıyorum)

…artık kötü olmayayım diye haksızlığa boşver dememeye çalışıyorum(-ki pek başarılı değilim hala bu konuda)

…artık evden hiç çıkmadan günlerce yaşayamıyorum, çıkıyorum, eğleniyorum(evde oturmak hiçbir şeye çözüm değilmiş, anladım.)

…artık uzun zamandır görüşmediğim insanlarla görüşebiliyorum(liseden, üniversiteden görmediğim, görüşemediğim insanlarla görüşüyorum)

…artık yeni insanlarla tanışıyorum(farklı çevreleri de yaşabiliyorum)

…artık konuşmak zor gelmiyor(zor gelse de konuşmaya çalışıyorum)

…artık canımın istediğini yapmak istiyorum(canım istemiyorsa neden yapayım ki diyorum)

…artık, artık dememeye çalışıyorum.

Görsel

Not: Büyük gözleri seviyorum.

Not 2: yine ne yazdığımı geriye dönüp okumuyorum, saçma olsa da olmasa da şans diyelim. Bugün canım böyle çekti.

Boşluk


Bir kaç hafta oldu galiba son yazımdan bu yana. nedense hiç yazasım gelmedi şu bir kaç hafta boyunca aslında arada ucundan hadi yazayım dedim ama yazacak bir şey bulamadım belkide.

uzun süreli bir sıkıntı içerisinde devam ediyorum hayatıma. ev ortamından mı yoksa hayatımın genel gidişatından mıdır bilmiyorum ama bir sorun olduğu apaçık ortada. evde olduğum süre boyunca nedenini bilmediğim bir mutsuzluk var üzerimde stephen king’in rose red konağı hikayesindeki gibi kötü evler ve iyi evler muhabbetinde bir gerçeklik payı vardır o yüzden mi böyleyim yoksa sorun evde değilde evin içerisinde olanlarda mı bilemiyorum ama şu an için yapabileceğim pek bir şey var gibi görünmüyor.

yaz sonunda evden ayrılma gibi bir planım var bakalım umarım uygulayabilirim. yoksa bu modda gidişat kafayı yedirir heralde bana. 3 yıldır beraber olduğum ev arkadaşlarımdan da ayrılacağım gidişata göre sebebi nedir ne değildir tam bir şeyler söyleyemem ama bir çok şey var gibi görünüyor küçüklü büyüklü.

çevre mühendisliği hayatımda pek güzel gidiyor denemez vize haftası yaklaşırken yine kafamdaki bozukluk yüzünden çalışma şevkim gelmiyor. bir yerden de başlamak gerekiyor hani.

diğer bir yandan açık öğretim sonuçları açıklandı bir ders hariç diğerlerini geçeceğe benziyorum. bu kadar kolay olcağını sanmazdım ama açık öğretim, sonuçta herkes geçer diyorlar.

yine parasız dönemdeyim aslında sıkıntıda olmamın sebebi bu bile olabilir. nedendir bilmiyorum ama cebimde para yoksa içim sıkılıyor para gelesiye kadar düzelmiyor. borçla falan idare ediyoruz bakalım nereye kadar. geçen gün digiturk’ten aradılar borcunuzu yatırmazsanız icraya vericez diye borç bulduk yatırdık. aynı zamanda tüp bitti daha alma şansı bulamadık. bir de kirayı istediler onuda verdik. eh bize kaldı boş bir avuç. ayın 7’si nasıl gelecek bakalım.

bu arada hafta sonuna abim geliyor. sınav varmış bir kaç gün yanımda kalacak. para da yok bakalım nasıl gezdirecem. ilk kez geliyor bir şeyler yapıp gezdirmem lazım ama umarım memnun kalır.

neyse pek bir aksiyon yok moral bozukluğunun yanında arada frp oynuyorum o kafamı dağıtıyor o da olmasa patlamıştım heralde buradan savaşalp’e çok büyük teşekkür etmem lazım galiba o oyunları oynattığı için yoksa sıçmıştım şimdiye kadar. bir de arada arkadaşların eve gidip farklı ortamları görüyorum ya işte orada mutlu oluyor insan. biraz düşüncelerinden uzaklaşabiliyor. biraz da olsa rahatlamanın tadını çıkartabiliyor.

umarım hep var olurlar.

Bir sıkıntının ardından


Dün oldukça sıkıntılı bir gündü. nedense o kadar çok rahatsız hissediyordum ki kendimi. yapacak belki de o kadar çok şey olmasına rağmen hiçbir şey cazip gelmemişti. dedim “depresyona falan giriyoruz heralde”. tanrı yardımcımız olsun! neyse bugün düzeldim gibi pek bi rahat geçti be gün.

dışarı çıkıp biraz sosyalleşince insan rahatlıyormuş bunu da kesin kanıtlamış oldum. tabi her önüne gelenle dışarı çıkarsan daha da mal bir durum içerisine düşebilirsin. ama bugün güzel insanlar vardı yanımda. sağolsunlar. aslında bugün de evde boşlukta geçen saçma bir gün olacaktı ama işte son an kararları. en güzel kararlar. hep var olsunlar. neyse kalkıp gittim tabi ev sıkıntısından kurtulayım dedim. herkes kendi halinde takılıyordu bende birilerinin haline takılayım dedim çıktım dışarı. ne de güzel yapmışım.

asıl amacım müzik dinlemek olsa da pek başarılı değilde bu amaca ulaşma oranım. galiba 2-3 şarkı dinledim canlı canlı. güzel şarkılardı ama yalan yok. iyi çalıyordu çalanlar. ne kadar amatör de olsa. saygımız sonsuz. eh 3 şarkı sonrası dağılan bir topluluktu bizimkisi. daha doğrusu onlar saatlerdir oradaydı da benim gidişim son 3’e denk geldi. çıkılan mekan sonrası eve giden ve eve gitmek isteyen bir topluluk bir de eve gitmek istemeyen sokak çocuğu ben ve yanıma buldum canım yandaşlar. iyi ki dönmüşler benim yoluma-sağolasın gençler. yoksa evde patlardım ben.

bar sonrası mekan bulma arayışlarındaki 4 kişi. birisi onları bir yere sokmaya çalışıyor diğerleri ise girmemeye. eğlenceli de aslında. en son karar mc donald’s amcanın çiftliği. ne de güzel yer. tapılacak adam şu Ray Kroch. dünyaya böyle kaliteli bir yer kazandırdığı için. evet evet tapıyorum sana duy beni!

sorun şu ki ben seviyorum yiyorum-param olunca-. bir de bu mereti sevip yiyemeyen can insanlar var ki ne hüzünlüdür onlara. ama bak üzülme be oğlum sen de yiyiceksin düzelince :) hatta hatırlat ilk hamburgerin benden olsun. bir de mc donalds muhabbetleri var ya. belki de onlardır aslında mc donaldsı güzel yapan. can sıkıntısına birebir, bir dost yanında mc donalds.

kısa ama güzel birgündü. tekrar yaşanması ümidiyle tabi ki.

ha bir de şu ders seçme işi toptan hallolsaydı da yarın okula gitmek zorunda kalmasaydım. yol parasına bi tane cheeseburger yerdim belki.

bir de gariptir. bugün okula çok hırslı gitmiştim defter falan götürdüm “hadi yaz oğlum artık şu dersleri” mantığı içerisinde ama yine başarısız oldum. ya okulda bir şeyler var ya bende ki büyük ihtimal sorunlu bir bünyeye sahibim. eh bu dönem o sorunu çözeyim artık boşa daha da uzamasın.

sıktı.

cidden bak.

duydun mu?

bir de iki olsun buda. koray bugün çok kral bir tema yapmış kendi bloguna. helal olsun dedim valla. ah bir de ben kendime yapabilsem öyle şeyler. can sıkıntısı bir de o taraflardan vursa bana da değişiklik olsa. buradan koray’a sesleniyorum o logodan bir tane de ben isterim :)

seviyorum be sizleri.

bu da bonus: