Some Kind Of Human

Bir nevi insan icadı!

Tag: sourberry

Evinde Temizlik!


Evet, yeni çıkmış bu olay. Evine geliyorlar, çamaşırlarını alıyorlar, yıkıyorlar ver geriye getiriyorlar. Sistemleri aslında süper, harika, inanılmaz hiç evden çıkmadan her şeyiniz temiz falan filan fakat şöyle bi gariplik var 2 makinalık çamaşırı yıkamak ve kurutmak nasıl olur da 2 gün sürebilir ki?

Normalde süremez fakat söylenene göre büyük yoğunluk varmış işlerinde, çılgınlar gibi çalışıyorlarmış tek araba varmış yetişemiyorlarmış.

Yapmayın be abi hiç mi yok yakınınızda araba?

Boş yere yatağımda yatmak yerine yerde yattım. Hadi severim arada yatmayı ama özledim yatağımı ne yapayım? Geç gelme olayını bi kenara atarsak çok güzel yıkamışlar valla tebrik ve teşekkürlerimi iletirim eğer ki bi gün burayı okuyacak olurlarsa.

Çamaşırlarımın gelmesiyle artık odamı son düzenine soktum. tertemiz, derli toplu, pırıl pırıl ve ölesiye geniş bir oda haline geldi umudum bu temizliğin en azından bir kaç ay sürebilmesi, yoksa temizlemesi çok dertliymiş bunu yakın zamanda hissettim.

Ders seçimimi yaptım bugün, rahatladım.

Aslında henüz tam rahatlamış konumda değilim çünkü hala almak ya da almamak arasında gelip gittiğim iki dersim var bir tanesi Calculus diğeri ise Malzeme Bilimine Giriş… ikisi de birbirinden sikik dersler. Büyük olasılıkla seçimim Calculus’tan yana olacak olsa da aklımı kurcalıyor işte.

O değil endüstri mühendisliğinin bütün sınıfları calculus için ayarlansa da nasıl olduysa daha 1. ve 2. sınıflar ders seçmemesine rağmen kontenjanı dolmuş. Garipsenecek bir şey aslında, bunca zamandır yüzlerce kişi aldı bu dersi tek dönemde hiç böyle bir şey olmuş muydu bilemiyorum.

Dün tırsmamı sağlayan üniversiteme de ayrıca teşekkür ederim. Benden habersiz dersimi seçmişler n’oluyor lan nidalarıyla başbaşa bıraktılar beni akşam akşam iyi bari cevabı çabuk öğrendim ki stresten uzaklaştım. Yoksa yaşamazdım ulan bu stresle uhaaaaaa!

Neyse cıvımadan yazalım.

Digiturk denen gerizekalı oluşum yüzünden yakın zamanda dava edilecem gibi görünüyor, yarına kadar mühlet verdiler bakalım yarın unutursam ne bok yiyecem. Umarım unutmam da kurtulurum bu derdin en azından bir kısmından.

Bi zamanlar kitap almıştım her ay taksiti yatırmam gerekiyordu sözleşme gereği fakat ne adamlar beni arayıp soruyorlar, ne ben onları… aylar oldu bi ses yok hani deseler ki “yatır lan artık paranı şerefsiz”, eyvallah diyip yatıracağım ama hiç ses çıkmayınca garipsiyorum durumu.

Onu da hallederim elbet yakında.

Ah ulan borç borç nereye kadar kodumun hayatında ya… Burayı bir iş veren okursa işin ne olduğu farketmez bana bi iş versin ya yaparım n’olursa (:

Bonus: Bu şarkıyı da bugün sourberry’de dinledim beni bu parçayla tanıştıran bünyeye pek bi müteşekkir oldum efenim.

Erdoğan Peygamber Gibidir – Genel


Not: Aşağıdaki yıldız işareti ile ayrılmış bölüm pek okunası bir bölüm değildir, öylesine yazdım, dayanamadım. Okumasanız sorun olmaz hani. Her ne kadar başlığa adını vermiş olsa da pek bi önemsizdir.

*Siyaseti hiç sevmeyen bir bünyeyim. Bu sevmemenin yanında siyasetin içine bir de hiç sevmediğim din girdimi sevmeme oranım katlanıyor.


Normalde pek siyaset hakkında falan da konuşmam ama bunu izleyince çok güldüm. dayanamadım yazayım dedim. Bu kadar komik ve saçma bir siyasetçiler topluluğu bu ülkeden başka nerede olabilir ki? ha arada Kore’de falan çıkıyormuş sanırım bizimkiler gibi birbirine giren ama başka duyum gelmedi henüz kulağıma.


Neyse geyiğin başlangıç noktası MHP’den geliyor AKP’li elemanlar demiş ki Erdoğan peygamber gibidir. AKP’liler de haşa o nasıl laf tadında karşı gelmişler sonra o dedi diyor öteki demedi diyor en sonunda uçan tekmeler, fırlayan gözlükler falan millet birbirine giriyor meclis çılgın atıyor.


Bbunları izlerken bildiğin insan götüyle gülmemek için zor tutuyor kendini-aslında pek tutmadım ben-. Böyle bir sistemde bizi temsil için orada bulundukları için hepsine tüm kalbimle teşekkür ediyorum.


hep orada olun, hep böyle komik olun, hep birbirinizi yiyin bize dokunmayın. *

Neyse asıl konuya gelelim-hala üsttekine gülüyorum- “Denizli”. yahu bu kadar gıcık, meymenetsiz, sıkıcı bir şehir olabilir mi? yok, olamaz. Burada okuyan üniversite gençliği ne sikim yapıyor merak ediyorum. Okunur mu lan böyle şehirde! Ne doğru düzgün bi kafe ne de bi bar var.

Denizli’ye her geldiğimde Eskişehir’e olan sevgim katlanarak artıyor cidden. Sokakta “freak” tadında dolaşmak zor geliyor artık bünyeye. Dolmuşta sanki seni sikecekmiş gibi bakan teyzelere hayır demek istiyorum. Hatta yaşına bakmadan suratına bi tane vurasım geliyor.

Evet bir şey olmayacaksa o teyzeleri sevmiyorum. Şu tatil boyunca işe yarar tek şey annemin yaptığı mükemmel yemekler ve bir kaç gün boyunca eğlenmemi sağlayan insanlardı, sağolsunlar.

Neyse Denizli’de vaktim doluyor, son 3 gün. Cumartesi Eskişehir’deyim. Evime gidip, keyfime bakacağım.

O değil de sanırım keyfime de bi süre bakamıcam önce bi temizlik lazım çünkü evi toplamadan çıkıp gelmiştim, kokmamış olsa bari (:

FRP oyunlarına da 12’sinden sonra başlayabileceğe benziyoruz farketmez artık bu kadar bekledik, bekleriz di mi lan Savaşalp? (: Oyunlarda da günlük tutmayı düşünüyorum, bakalım başarabilicem mi tek oyun kesin de 2 oyun birden tutabilecek miyim bakalım.

Ortalamamı acayip yükseltimişim bu dönem “0.03”. inanamadım nasıl bu kadar başarılı bir öğrenci olduğuma. Kim yapabilir ki bu kadar yüksek bir ortalama yükseltme? Neyse bu dönem artık sabaha kadar mokoko diyip dersin başına geçicem heralde.

Kafein dolu günler beni bekliyor…

Yanıma çalışacak birilerini de bulursam kral olur bakalım.

Müzik olayına girmek istiyorum, dj’lik yapmak istiyorum. Sourberry’de dj’lik için başvurdum ama bakalım cevap ne olacak. Genelde iş başvurularımın hepsi olumsuz yanıtla dönüyordu bana ama bu değişik olabilir belki. Bendeki arşiv kimde var ha?

Gitar, klavye çalıp mesut’un davulları kaydetmesini, pc’den basları ve sample’leri kullanıp çılgın atan bir psychedelic, experimental geyiğiyle aksiyona girmek istiyorum. Mesut duydun mu lan?

Eh bu kadar yeter artık diyecek lafım kalmadı. Kaldı da sonraya saklıyorum.

Girişi uzun tutmaya gerek var mı?

Bonus On Fire!*

*Inis Mona: keltik dünyasının en ünlü druid okuluymuş, parça okulun en ünlü druidini anlatıyor.